MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : Alacak
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi ... Tıbbı ve Teknolojik Sist. San. ve Tic. A.Ş., ..., T.C. ... avukatları tarafından istenilmesi, davalılardan ... avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10/04/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı T.C. ... adına Avukat ... Birinci ile davalı ... adına Avukat ... geldiler. Davalı ... Tıbbi ve Tekn. Sist. San. Tic. A.Ş. ve davacı adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01/07/2000 tarihinden itibaren değişen alt işverenlerin sigortalısı olarak T.C. ...’na bağlı ... Devlet Hastanesi’nde çalışmaya başladığını, bu çalışmasının 01/03/2014 tarihine kadar kesintisiz olarak sürdüğünü, işyerindeki görevinin laborantlık olup, son ücretin net 1.200,00 TL. olduğunu ve kendisine ücretinin dışında günde bir öğün yemek ve ayda net 100,00 TL. yol ücreti verildiğini, ücretinin banka kanalıyla ödendiğini, SGK'ya da gerçek ücretinin bildirildiğini, ücret miktarının bu yönüyle ihtilaflı olmadığını, davalılar ... ve ... A.Ş.'nin diğer davalı ...’na ait işyerinde işin bir bölümü olan laboratuar hizmetleri, veri girişi, temizlik vs. işleri yaptığını ve bu iş için aldığı işçileri münhasıran davalı ...'na bağlı ... Devlet Hastanesi'nde çalıştırdığını, tüm çalışma süresi boyunca aynı Hastanede çalıştırıldığını ve işin yürütülmesi bakımından talimatları her iki davalı yetkililerinden aldığını, bu nedenlerle davalı firma (firmalar) ile ... arasında İş Kanunu’nun 2. maddesinde tanımlandığı gibi alt işveren-asıl işveren ilişkisi bulunduğunu, yaptığı işte bir değişiklik, çalışma süresinde bir kesinti olmaksızın değişen alt işverenler nezdinde ve son olarak ... ve ... A.Ş.'nin sigortalısı olarak ... Devlet Hastanesi'nde çalıştığını, yine çalışması sırasında emir ve talimatları taşeron firma yetkililerinden ve hastane yetkililerinden aldığını, görüntüde alt işverenler değişmesine rağmen çalışmasında hiçbir değişiklik olmadığını, Yargıtay 9. H.D.’nin 11/07/2011 Tarih, 2010/47917 E., 2011/23317 K. sayılı ilamına göre; bu tür durumlarda alt işverenler arasında organik bir bağ, devir sözleşmesi v.s. olsun ya da olmasın işyeri devri-hizmet akdinin devri hükümlerine göre değişen alt işverenler nezdindeki çalışmaların bir çalışma süresi sayılmakta ve işçinin feshe bağlı haklarını son alt işveren ile asıl işverenden isteyebilmekte olduğunu, müvekkilinin 01/03/2014 tarihinde önceden bildirimde bulunulmadan ve herhangi bir neden de belirtilmeden işten çıkarıldığını, feshin haklı bir nedene dayanmamasına karşın kendisine kıdem ve ihbar tazminatı ödenmediğini, yine müvekkilinin çalışma dönemi boyunca yıllık izinlerini bazı yıllar bir hafta, bazı yıllar 2 hafta olarak kullandığını, geri kalanları kullanamadığını, bu nedenle davalılardan hak ettiği halde kendisine kullandırılmayan ve karşılığı da ödenmeyen en az 50 günlük yıllık izin alacağı bulunduğunu iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili; davacı vekilinin dava dilekçesinde davalı olarak ...-... Tıbbi Teks. Sis. San. A.Ş.'ni gösterdiğini, ancak gösterdiği bu unvanın bir adi ortaklık olduğunu, B.K.'nun 620. maddesinde düzenlenen adi ortaklık müessesesinin tek başına tüzel kişilik vasfı bulunmadığını, adi ortaklığın taraflarının ayrı ayrı davalı olarak gösterilmesi gerektiğini, davacının asıl işveren olarak adlandırdığı ... nezdinde ne zaman işe başladığı konusunda beyanda bulunma olanaklarının olmadığını, ancak davacının iş akdinin fesih tarihinin 01/03/2014 değil 28/02/2014 olduğunu ve bu durumun SGK kayıtları ile de sabit olduğunu, müvekkilinin adi ortak tarafı olarak üstlendiği işin, ...'nın ihale ettiği "Puan Karşılığı Laboratuar Hizmet Alımı" işi olduğunu, davacının ihale konusu işin yapılacağı ... Devlet Hastanesi'nde laboratuar çalışanı olduğunu, davacının ve diğer laboratuar personelinin işe alınmasında ya da işten çıkarılmasında ve hatta yaptıkları işi nasıl yapacaklarına ilişkin yönlendirme ve görevlendirmelerde müvekkilinin ortağı olduğu adi ortaklığın yetkisi ve dahli bulunmadığını, müvekkilinin hiçbir şekil ve surette alt işveren sıfatı bulunmadığını, davacının müvekkilinin ortağı olduğu adi ortaklıktaki çalışmasının 30/12/2013-28/02/2014 tarihleri arasında olup, 2 ay 2 gün sürdüğünü, bu sebeple davacının müvekkilinden herhangi bir şekilde kıdem tazminatı talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, bu konuda davacının tek muhatabının şekli olarak adi ortaklık nezdindeki iş ilişkisinin sonlandırılması talimatını veren asıl işveren ... olduğunu, müvekkili nezdindeki çalışma süresinin 2 ay 2 gün olması (1 yılın altında olması) nedeniyle bu çalıştığı dönem için herhangi bir yıllık izni hakkı bulunmadığını, eksik kullandığı yıllık izinleri var ise bu izin ücretlerini asıl işvereni ...'ndan veya izne hak kazandığı dönemde iznini kullandırmayan alt işverenlerden isteyebileceğini, izin ücretine ilişkin müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, yine müvekkili nezdindeki şekli çalışmasının 2 ay 2 gün olup, müvekkilinin alt işveren olarak kabul edilecek olsa dahi bu çalışma süresi için ancak kanunen 2 haftalık ihbar tazminatı talebinde bulunabileceğini, davacı vekilinin HMK 107/1 uyarınca hesaplamanın teknik bilgi gerektirdiği yolundaki iddiasını kabul etmenin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Tıbbi ve Teknolojik Sistemler San. ve Tic. A.Ş. vekili; davacı asilin müvekkili ... A.Ş.'nin değil, ...-Laborsan ve ... Tıbbi Teks. Sis. San. A.Ş. İş Ortaklığı'nın sigortalısı olduğunu, dolayısıyla adi şirkete yöneltilmesi gereken iş bu davanın, adi şirket ortaklarına yöneltilmesinin yasal olmadığını, dava dışı, ...-Laborsan ve ... Tıbbi Teks. Sis. San. A.Ş. İş Ortaklığı'nın ... Devlet Hastanesi'nde "Puan Karşılığı Laboratuar Hizmet Alımı" ihalesini kazanmış olup, davacının iş ortaklığı bünyesinde sigortalı olduğunu, ancak İş Ortaklığı'nın ihaleyi kazanma ve ihale kapsamında edim ifasına başlama tarihinin 30/12/2013 olduğunu, bu tarihten önce İş Ortaklığı'nın adı geçen hastane ile bir ilgisinin bulunmadığını, davacı asilin ihale başlangıç tarihi olan 30/12/2013'ten iş akdinin fesih tarihi olan 28/02/2014'e kadar olan sürede dava dışı İş Ortaklığı'nda çalıştığı sürenin toplam 2 ay olduğunu, ancak işçinin İş Yasası'nın amir hükümleri uyarınca, kıdem tazminatı talebinde bulunabilmesi için en az bir yıl boyunca kesintisiz çalışmış olması gerektiğini, bu şartı sağlayamamış olan davacının kıdem tazminatı isteminde bulunmasının yasal olmadığını, davacının İhale Makamı'nın 25/02/2014 tarih ve 1496 sayılı yazısı nedeniyle işten çıkarıldığını, söz konusu yazı içeriğinde, İhale Makamının davacı ve dava dışı iki işçinin eğitim ve liyakat durumlarının teknik şartnameye uygun olmadığının tespit edildiğinin ve bu nedenle de adı geçenlerin yerlerine teknik şartnameye uygun özellikte işçiler alınması gerektiğinin ihtar edildiğini, davacı asilin işten çıkarılmasının nedeninin İhale Makamı'nın sözü edilen ihtar yazısı olduğunu, İş Ortaklığı'ndaki kıdemi ve İhale Makamı'nın işten çıkarma konulu ihtar yazısı karşısında iş akdinin feshinin davalı ... açısından haksız olmayacağını, kaldı ki ihale kapsamında davacının çalıştırılmaya devam edilmesinin İş Ortaklığı'nın ihaleye aykırı davranması ve bu nedenle de Kamu İhale Kanunu uyarınca yaptırıma uğramasına neden olacağını, davacı asilin aylık ve sair giderlerinin İhale Makamınca ödendiğini, bu halde davacının olsa olsa İhale Makamının işçisi olduğunun düşünülebileceğini savunarak davanın öncelikle husumet yokluğundan, aksi kanaat halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığından bahisle öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının kayıtlarına göre; ... ... Devlet Hastanesi bünyesinde 2005-2014 yılları arasında hizmet alımı ihalesini alan sırasıyla, ... Tem. Hiz. Yem. Ürt. Güv. Tic. Ltd. Şti.(2005), ... Yem. Ür. Hasta Bak. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.(2005), ... İnş. Proje Müh. Dek. Tes. Mak. Elekt. Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti.(2006), ... Tem. Hiz. Yem. Ürt. Güv. Tic. Ltd. Şti.(2007), ... Tem. Yem. Ürt. Peyzaj Tic. San. Tic. Ltd. Şti.(2007), ... Tem. Otomasyon Turz. İnş. Ve Ser. Hizm. San. Tic. Ltd. Şti.(2007), ... Tem. Hiz. Yem. Ürt. Güv. Tic. Ltd. Şti.(2007), ... Tem. Otom. Gıda Dan. San. Tic. Ltd. Şti.- ... Tem. Tur. İnş. Çelik Oto. San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. Ortak Girişimi(2007), ... Tem. Hiz. Tic. San. Ltd. Şti.-... Tem. Sos. Bil. Ve İnş. Çelik Tic. Ltd. Şti. Ortak Girişimi(2007), ... Grup Tem. Otom. Gıda Danş. Ltd. Şti.(2008), ... Tem. Otom. Gıda Danş. İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.(2009), ... Grup Tem. Otom. Gıda Danş. Ltd. Şti.(2010-2012), ... Sos. Hizm. A.Ş.(2013), ...-... Tıbbi ve Teks. Sis. San. A.Ş. Ortak Girişimi (2014)'nde iş sözleşmesi ile çalıştığını, davacının bünyesinde çalıştığı yukarıda sayılan şirketler ile müvekkilinin bağlı kurumu Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu'na bağlı ... Devlet Hastanesi Yöneticiliği arasında veri hazırlama ve kontrol işletmenliği hizmeti konusunda ihale sonucu sözleşme yapıldığını, burada asıl işveren konumunda olanın müteahhit firma olduğunu, Hastane Yöneticiliği ile firma arasındaki ilişkinin "hizmet ilişkisi" olmadığını ve ihaleyi alanın iş sözleşmesine göre çalıştırdığı kimselerin, ihale makamının değil ihaleyi alan firmanın işçisi ve sigortalısı olduğunu, bu nedenlerle, müvekkili Bakanlık ile diğer davalı firma arasında 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde belirtilen türde asıl işveren-alt işveren ilişkisi söz konusu olmayıp, iş bu davada müvekkilinin hasım mevkiinden çıkartılarak davanın diğer davalı ile birlikte yukarıda zikredilen firmalara yöneltilmesi gerektiğini, ayrıca, 22.08.2009 tarihli ve 27327 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu İhale Genel Tebliği'nin 79/1. maddesi uyarınca hizmet alımı ihalelerinde, ihaleyi alana firmalara ihale sözleşmesi gereği ödenen meblağ arasında %3 nispetinde “ genel giderler” kaleminde tazminat giderlerinin de yer aldığını, yine mezkur tebliğin 79/3. maddesine göre, işçilere ödenecek hakların da ihale bedeline dahil edilip, davacının talep ettiği alacaklarının ödenmesi için davacının çalışmış olduğu şirkete zaten ödemeler yapıldığını, bu sebeple davanın husumetten reddi gerektiğini, husumet itirazlarının kabul edilmemesi halinde ise, ...’nın 663 Sayılı KHK çerçevesinde, devlet hastanelerinin Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu'nun görev ve yetki alanına dahil edilip, devir işlemlerinin tamamlanmış bulunduğunu, bu sebeple, husumetin mezkur yöneticiliğin bağlı olduğu "Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu"na yöneltilmesi gerektiğini, davacının çalıştığı şirketler ile yapılan hizmet alım sözleşmelerine istinaden düzenlenen teknik şartnamelere göre; işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisinin tamamen şirketlere ait olduğunu, idarenin sadece bu hususta bilgilendirildiğini, nitekim diğer davalı şirket ile davacı arasındaki iş akdinin feshinde Bakanlıklarının herhangi dahilinin bulunmadığını, Bakanlıklarının kıdem ve diğer ücret alacaklarından sorumlu olmasının düşünülemeyeceğini, kaldı ki teknik şartnamelerde "Yüklenici çalıştırdığı elemanların her türlü özlük haklarını zamanında karşılamak ve ödemek zorundadır" hükmünün de yer aldığını, Bakanlıklarının davacı ile ilgili gerçekleştirdiği her türlü işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiğini, dolayısıyla davanın usul ve esas yönünden reddi gerektiğini, şayet bu itirazlarının kabul edilmemesi ve davanın kabulü yönünde hüküm kurulması halinde davacının işvereni olan firmaların da davaya dahil edilmesini talep ettiklerini, davaya dahil edilmesi gereken firmaların davaya dahil edilmemeleri halinde yapacakları rücu talebinin havada kalabileceğini ve hak kayıpları yaşanabileceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak alt işverenin değişmesi halinde beklenen süreç, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması anında, işçilerini de beraberinde başka işyerlerine götürmesi biçiminde gerçekleşmesi olup, bunun aksine, alt işveren işçilerinin, alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen, yeni alt işveren yanında, aynı koşullarda ara vermeden, aynı biçimde çalışmayı sürdürmeleri, alt işverenler arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesi anlamında, bir işyeri devrinin kabulünü gerektiği, böylece. işyeri devri ile birlikte devir tarihi itibariyle mevcut olan iş sözleşmeleri de yeni alt işverene geçmiş olacağı, bu bağlamda, davacının, davalı alt işverenden kıdem ve ihbar tazminatı istemekte haklı olduğundan 4857 sayılı yasanın 17. maddesi gereğince ihbar tazminatını ve aynı yasanın geçici 6. maddesi ile yürürlükte bulunan 1475 sayılı yasanın 14. maddesi gereğince davacının kıdem tazminatını hak ettiği, ancak tazminatlarının ödendiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, HMK 107. maddesine göre davanın belirsiz alacak davası olduğu, bu nedenle davacının alacağın miktarını tam olarak öğrendiği tarihte iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirttiği miktarı arttırabileceği, bu kısım yönünden de faiz başlangıcının özel düzenleme bulunmaması halinde dava tarihi olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Davacı asıl işveren davalı Bakanlığa ait işyerinde alt işveren olan diğer davalıların aldığı laboratuar hizmet alımı işinde çalışmış olup, Mahkemenin kararda bu işi temizlik işi olarak adlandırması maddi hata olarak kabul edilmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Dosya içeriğine göre; uyuşmazlık, davalı alt işveren ile daha önce asıl işverenin ihalesini alan dava dışı diğer alt işverenler arasında işyeri devrinin söz konusu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır
Mahkemece davacı işçinin 01.07.2000-28.02.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden işyeri devri kapsamında davalılardan asıl işveren ile son alt işverenler birlikte sorumlu tutulmuştur. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının 01.04.2005 tarihinden sonraki dönemde kayıtlı göründüğü işverenlikler arasında işyeri devrinin olduğu anlaşılmakla bu dönem için davalıların birlikte sorumlu tutulması isabetli ise de; 01.07.2000-01.04.2005 tarihleri arasında kayıtlı göründüğü Özel ... Hastanesi Sağlık Hizm. A.Ş., SSK ... Hastanesi Koruma Hiz. Geliştirme Derneği ve SSK ... Hastanesi Spor Kulübü Derneğindeki çalışmaları ile davalılar arasındaki bağlantıyı açıklığa kavuşturacak yeterli bilgi ve belgenin bulunmadığı görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, davacının 01.07.2000-01.04.2005 tarihleri arasında kayıtlı görünen işverenliklerin davalılar ile ilişkisi araştırılarak, sonucuna göre bu dönem yönünden davalıların sorumluluğun tekrar irdelenmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
4-Belirsiz alacak davası ise mevcut yasal düzenleme çerçevesinde üç değişik şekilde açılabilir. Eda (tahsil talebi ile) davası niteliğinde belirsiz alacak davasının açılabileceği HMK’nun 107. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında öngörülmüştür. Tespit niteliğinde belirsiz alacağı tespit davası ise aynı maddenin 3. fıkrasına dayanmaktadır. Maddenin gerekçesine göre ise alacaklı kısmi eda külli tespit davası da açabilir. Her bir dava türünün farklı özellikleri bulunmaktadır.
Kısmi eda külli tespit davasının açıldığı anda alacağın tamamı için zamanaşımı kesilir. Yargılama sırasındaki işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacağından yargılama sırasında alacağın zamanaşımına uğradığından söz edilemez. Bu nedenle yargılama sırasında arttırılan taleplere karşı yapılan zamanaşımı defi sonuca etkili değildir. Ancak faiz başlangıcı açısından tahsil amaçlı belirsiz alacak davasından farklı bir durum vardır. Davaya konu edilen miktar bakımından faiz başlangıcı olarak dava tarihi kabul edilmelidir. Alacağın kalan kısmın sadece tespiti istenmiş olmakla, belirlenen bakiye alacak miktarının ilerde talep edildiği tarihten itibaren faize karar verilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı davasını kısmi eda küllî tespit davası olarak açmış, bilahare kısmî taleplerini artırmıştır. Bu nedenle kıdem tazminatı hariç artırım konusu diğer miktarlara talep edildikleri tarihten itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile böyle bir ayrım yapılmaksızın tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalıdır.
5-Hüküm fıkrasından harcın yargılama giderlerine katılıp katılmadığı anlaşılamamaktadır. Bu yönüyle de 6100 sayılı HMK.nun 323. maddesi kapsamında denetimi mümkün olmayan karar isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalılardan T.C. ... ile ... yararına takdir edilen 1.630.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.