MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı ile yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, yemek ücreti, işsizlik ücreti, boşta geçen süre ücreti ve ikramiye alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davalarda gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyizen incelenmesi istenilmesi, davalı avukatınca duruşma talep edilmesine üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04/07/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Avukat ... geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda; müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı veya geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini, açılan işe iade davası ile feshin geçersizliğinin tespit edildiğini buna karşın davalı işverence müvekkilinin işe başlatılmadığı gibi işçilik alacaklarının da ödenmediğini ileri sürerek; kıdem, ihbar ve işe başlatmama tazminatları ile yıllık izin ücreti, ikramiye alacağı, hafta tatili ücreti genel tatil ücreti, yemek ücreti, işsizlik ücreti ve boşta geçen süre ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ve herhangi bir alacağı da bulunmadığını savunarak; asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde taraflarca temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı, asıl davada (... 2. İş Mahkemesi 2009/1057 Esas sayılı dosyası) kıdem, ihbar ve yıllık izin ücreti gibi feshe bağlı alacak taleplerinde bulunmuştur. Yerel mahkemece, davacının işe iade davası açıldıktan sonra eldeki asıl davayı açtığı ve iş sözleşmesinin askıda bulunduğu dönemde feshe bağlı bu alacakları talep edemeyeceği gerekçesi ile asıl davadaki söz konusu taleplerin reddine hükmedilmiştir.
Davacı asıl dava ile birleşen ... 13. İş Mahkemesi'nin 2012/480 Esas sayılı dosyasında da bahsi geçen alacakların tahsilini talep etmiş ve dava dosyalarının birleştirilmesinden sonra da 05.08.2013 tarihinde davasını miktar yönünden ıslah etmiştir.
Islah dilekçesi incelendiğinde; asıl dava (... 2. İş Mahkemesi 2009/1057 Esas sayılı dosyası) ile birleşen davada (... 13. İş Mahkemesi 2012/480 Esas sayılı dosyası) kıdem ve ihbar tazminatları için talep edilen miktarlar toplamı üzerinden davacının davasını ıslah ettiği anlaşılmıştır.
Davacı asıl davadaki, 1000 TL. kıdem ve 500 TL. ihbar tazminatı taleplerini de gözeterek davasını ıslah etmiştir.
Mahkemece, feshe bağlı alacaklar yönünden asıl davanın reddine hükmedilmesine karşın, asıl davada talep edilen kıdem ve ihbar tazminatı miktarları da eklenmek sureti ile kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alması hatalıdır.
3- Davacı genel tatillerde çalıştığını iddia ederek alacak talebinde bulunmuştur.
İspat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından, bu iddiasını ispat için tanık deliline dayanılmıştır.
Davacı tanıklarının beyanları dikkate alındığında; davacının, milli ve dini bayramlarda çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacının çalışma süresi ve genel tatillerde çalıştığı iddiasını takdiri delil niteliğindeki tanık beyanları ile ispatladığı dikkate alındığında makul bir oranda taktiri indirim uygulanarak alacağı hüküm altına alınması gerekir.
Yanılgılı değerlendirme ile talebin kabulü yerine reddine hükmedilmesi hatalıdır.
4- Davacı, asıl dava ile birleşen ... 13. İş Mahkemesi'nin 2012/480 Esas sayılı dava dosyasında; işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti alacaklarına, 20.04.2012 (davalının kısmen boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatları ödeyerek davacıyı işe başlatmadığı tarih) tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmesine karşın; HMK'nun 26. maddesine aykırı olarak ve talep aşılarak, 06.04.2012 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de hatalıdır.
Davacı işe iade kararının kesinleşmesinden sonra ve yasal süre içerisinde, 29.03.2012 tarihli ihtarname ile işe başlatılmasını, ayrıca miktar belirterek boşta geçen süre ücreti ile miktar belirtmeksizin işe başlatılmadığı takdirde işe başlatmama tazminatı alacaklarının da ödenmesini talep etmiştir. Davacının ihtarnamesi 02.04.2012 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir.
Davalı işverence, 20.04.2012 tarihinde boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatlarının kısmen ödendiği anlaşılmıştır.
Davacı gönderdiği ihtarnamede işe başlatılmadığı takdirde işe başlatmama tazminatının ödenmesini talep etmiş ise de, ihtarnamenin tebliği tarihinde işverenin böyle bir tazminat ödeme yükümlüğü bulunmadığından, bahsi geçen ihtarnamenin temerrüt oluşturduğundan söz edilemez. Ancak boşta geçen süre ücreti alacağında, işçinin kesinleşen işe iade davası sonrasında yasal süre içerisinde başvurması ile alacak muaccel olduğundan, işe başlama talebini içeren başvurusunda da açıkça boşta geçen süre ücreti talep edildiğinden, davalının ihtarname ile temerrüde düştüğünden söz etmek mümkündür.
Yukarıda ayrıntılı bir biçimde açıklandığı üzere, davacının talebi ve işverene gönderdiği ihtarname ve ihtarnamedeki miktarlar dikkate alındığında; hüküm altına alınan işe başlatmama tazminatı yönünden dava dilekçesindeki miktara dava tarihinden, ıslah dilekçesi ile arttırılan miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir.
Boşta geçen süre ücreti alacağı için ise, davacının işe başlama talebini içerir ihtarnamesinde miktar belirterek boşta geçen süre ücreti talep edildiğinden ve ihtarnamede talep edilen miktarın mahkemece hüküm altına alınan alacak miktarından fazla olduğu gözetildiğinde, yerel mahkemenin bozma öncesindeki hüküm sonucunda olduğu gibi tüm alacak miktarı için (hüküm altına alınan net 2.245,16 TL. boşta geçen süre ücreti alacağı) ancak taleple bağlı olarak 20.04.2012 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir.
Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi de hatalı olup, ayrı bir bozma nedenidir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 1.480.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04/07/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.