MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15/05/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamasıı dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait işyerinde editör olarak çalıştığını, 5953 sayılı yasaya göre çalışmasına karşın, 4857 sayılı yasaya göre istihdam edildiğini, fazla çalışma yapmasına ve hafta tatilleri ile genel tataillerde çalışöasına karşın ücretlerinin ödenmediğini, yıllık izin ücreti alacağı bulunduğunu ve 5953 sayılı yasa uyarınca 2 katı şekilde ödenmesi gerektiğini yine aynı yasanın 14. maddesi gereğinde ödenmesi gereken ikramiye alacaklarının da ödenmediğini ileri sürerek; fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretleri ile gününde ödenmeyen bu alacak kalemlerinin %5 fazlası ile yıllık izin ücreti, ikramiye ve ikramiye ücretinin gününde ödenmemesi nedeni ile %5 fazlası taleplerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının müvekkili şirkette "... editörü" olarak çalıştığını, tüm haklarının ödenerek işine son verildiğini, alışmasının 5953 sayılı yasa kapsamında olmadığını, davacının çalıştığı süre boyunca böyle bir talebinin de bulunmadığını savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Anayasanın 141 inci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 26.05.2008 gün ve 2007/20517 Esas, 2008/12483 Karar sayılı ilamı).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve 6100 sayılı HMK'nın 298. maddesi uyarınca hüküm fıkrası ile gerekçe arasında veya tefhim edilen kısa karar ile gerekçe arasında çelişki olması bozma sebebidir.
Somut uyuşmazlıkta, gerekçeli kararın 5 ve 6. sayfaları incelendiğinde; hafta tatili ve genel tatil alacaklarında (dolayısı ile gününde ödenmemeleri nedeni ile talep edilen %5 fazlalıkların da) hüküm altına alındığı belirtilen miktarlar ile hüküm sonucundaki miktarların birbirinden farklı olduğu saptanmıştır.
Nitekim bu husus gerekçenin yine 6. sayfasında "Her iki kalemin dava dilekçesinde birlikte talep edilmesi ve ayrıştırma nazara alınmadan zamanaşımı hesabının ek raporda yapılmış olması karşısında; belirtilen hesaplama miktarları; hüküm kurulurken karıştırılarak sehven kısa karara farklı olarak yansıtılmıştır." şeklinde yerel mahkemece de belirtilmiştir.
Gerekçe ile hüküm sonucu arasındaki bu açık aykırılık 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırıdır.
Gerekçe ile hüküm sonucu arasında çelişki olamayacağı hususu 6100 sayılı HMK. nun 298/2. maddesinde de özellikle düzenlenmiştir.
Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Mahkemece, 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında çalışanların işçilik alacakları için yasal faiz yerine banka mevduat faiz uygulanacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, gözetilmeksizin, hüküm altına alınan alacakların en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi de hatalıdır.
3- Yine kabule göre, Basın İş Kanunu'na tabi olarak çalışan davacının; hizmet ilişkisi devam ettiği sırada, yıllık izinlerini talep etmesine karşın kullandırılmadığı veya izin verilmesine karşın ücretlerinin ödenmediği iddia edilip ispatlanamadığı da dikkate alınmaksızın, kullanılmayan izinlerin, 29. madde uyarınca iki katı alınarak hesaplanması da isabetsizdir.
4- Hüküm altına alacakların, net mi yoksa brüt mü olduğunun belirtilmemesinin infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemeside hatalı olup, ayrı bir bozma nedenidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.630.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.