MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 16/01/2012 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalışmaya başladığını, bu çalışmasını 27/02/2015 tarihine kadar kesintisiz olarak sürdürdüğünü, müvekkilinin işyerindeki görevinin mekanik bakım elemanlığı olduğunu, davalı işyerinde 30'un üzerinde işçi çalıştığını, işe iade davası açma koşullarının hem müvekkilinin kıdemi ve yaptığı iş, hemde işyerinde çalışan işçi sayısı bakımından mevcut olduğunu, müvekkilinin 27/02/2015 günü işten çıkarıldığını, kendisine yazılı bir fesih bildirimi tebliğ edilmediğini ve bir neden de bildirilmediğini, İş Kanunu'nun 19. maddesi gereğince işten çıkış nedeninin işçiye yazılı olarak, açık ve kesin bir biçimde bildirilmesi gerektiğini ve buna uyulmamasının tek basına işe iade nedeni olduğunu, müvekkilinin işten çıkarılmasını gerektiren hiçbir neden olmadığını, feshin hem biçim hemde içerik olarak geçerli bir nedene dayanmadığını iddia ederek davacının işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iş bu davanın yasal koşullarının bulunmadığını, davacı işveren tarafından iş sözleşmesinin müvekkil işveren tarafından feshedildiği iddia edilmiş ise de, ortada işveren feshi değil, işçi tarafından İş Kanunu 24/II-f hükmü gereğince işçi tarafından haklı sebebe dayalı olan bir fesih olduğunu, işveren şirketin 25/02/2015 tarihli görev yeri değişiklik bildirimi yazısında, davacının 26/02/2015 tarihinden itibaren "açık ve kapalı alanlarda temizlik görevinde" çalışmasını yazılı olarak bildirildiğini ve 25/02/2015 tarihinde bu görev değişikliğinin davacıya tebliğ edildiğini, davacı işçinin de 27/02/2015 tarihli işveren şirkete hitaben yazılı ve imzalı dilekçesinde, 25/02/2015 tarihinde işyerinde elden tebliğ aldığı işyeri çalışma bölümü değişikliği olduğunu ve 26/02/2015 tarihinden itibaren de temizlik işyerinde çalışması gerektiğinin bildirildiğini, çalışacağı bölümün değiştirilmesinin, iş şartlarının tek taraflı olarak değişikliği olduğunu, orunlu nedenlerden dolayı iş sözleşmesini haklı sebebe dayalı olarak fesh etmek gereğinin dolduğunu, İş Kanunu 24/II-f hükmü gereğince iş şartlarındaki değişiklik nedeni ile 27/02/2015 tarihinden geçerli olmak üzere haklı sebeple ve bildirimsiz olarak fesih ettiğini yazılı olarak bildirdiğini, dava dilekçesinin aksine bir hukuki durumu gösteren fesih sebebine göre davacının işe iade davası açma koşullarının bulunmadığını, haklı sebebe dayalı olsa da, davacının yazılı beyan ve iradesiyle gerçekleşmiş olan fesih sebebiyle işe iade davası açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, iş şartlarının değişikliğini kabul etmeyen işçinin sözleşmeyi İş Kanunun 24/II haklı sebeplere dayanarak fesih ettiğini, ... işten çıkış kodunun da 23 olduğu yani "işçi tarafından fesih" olarak bildirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının, kendi isteği ile verdiği dilekçe ile işyerinden istifa ettiğini bildirdiği ve istifaya yönelik iradesinin sakatlandığına dair herhangi bir delil de ibraz edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
İşçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması için, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi gerekir. İş sözleşmesini fesheden işçi feshin geçersizliği ve işe iade isteminde bulunamaz.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. Uygulamada en çok karşılaşılan şekli olan, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, olsa olsa ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde icap biçiminde değerlendirilmelidir. İşverenin sosyal ve ekonomik üstünlüğünü kullanarak, tazminatları ödeme koşulu, benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin haklı fesih nedenlerine dayanarak işçiye istifa dilekçesi vermesi halinde baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine de gerçek anlamda istifa olarak değer vermek mümkün olmaz. İstifa belgesine dayanılmakla birlikte işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, Türkiye İş Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, her ne kadar davacının işe iade talebi istifa ettiği gerekçesiyle reddedilmiş ise de, dosya içinde davacının görev yeri değişikliğini kabul etmeyerek iş akdini haklı nedenle feshettiği yönünde istifa dilekçesi bulunduğu ancak davacıya yapılan yazılı bir görev yeri değişikliğinin olmadığı ayrıca davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığı, istifa eden işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödemesinin yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ayrıca tanık olarak beyanı alınan ve halen davalı işveren çalışanı olan tanığın beyanında davacının görev yerinin değiştirilmesine ilişkin herhangi bir bilgisinin bulunmadığı ve davacının işten çıkartıldığını söylediğini beyan etmesi karşısında davacının istifa dilekçesinin, çıkış işlemleri sırasında kendisine imzalatılan belgelerden olduğu ve içeriğini okumadığı yönündeki beyanına itibar etmek gerektiği anlaşılmakla davanın kabulü yerine hatalı değerlendirme ile davanın reddine ilişkin kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE, davacının İŞİNE İADESİNE,
3-Davacının kanunî sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre belirlenen 1.800 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 233.50 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 15.06.2016 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmıyorum. 15.06.2016
Full & Egal Universal Law Academy