MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, ücret fark alacağı, ikramiye fark alacağı ve fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı Şirkette 25.09.1991 tarihinde işe başladığı, iş akdinin 30.11.2012 günü işveren tarafından feshedildiği, davalı Şirketin 2000 yılında özelleştirilmesi sonrası taraflar arasında hizmet sözleşmesinin ayrılmaz parçası olarak imzalanan özel şartlar bölümünde; personelin 31.10.2000 tarihinde almakta olduğu ücret baz alınmak suretiyle 01.11.2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere almakta olduğu ücretin %50 oranında artırılacağı, 01.01.2001 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere baz alınan ücret üzerinden hesaplanacak en son 6 aylık TÜFE oranında ücret artışı yapılacağı, 01.07.2001 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 30.06.2001 tarihinde almakta olduğu ücret üzerinden hesaplanacak en son 6 aylık TÜFE oranında ücret artışı yapılacağı, bu tarihten itibaren her yıl 1 Ocak ve 1 Temmuz tarihleri itibariyle personelin almakta olduğu ücretin en son 6 aylık TÜFE oranında artırılacağı hususları ifade edilmesine karşın 2001 Temmuz ayında davacının ücretine geçmiş 6 aylık dönemin enflasyon artışı oranında yapılması gereken artışın uygulanmadığı, bu nedenle özel şartların imzalanmasından sonra geçen çalışma sürecinde ücret ve ücrete bağlı ikramiyelerin eksik ödendiği, 2001 Temmuz ayında yapılması gereken ücret artışının yapılmaması nedeniyle davacının ücret farkı alacağı doğduğu gibi, artış yapılmaması nedeniyle kök ücretin düşük kalmasından 2001-2003 ve 2003-2012 yılları arası dönemlere ait fark ikramiye alacaklarının ödenmediği, saha müdürü olarak yapmış olduğu fazla çalışmaların karşılığının ödenmediğini iddia ederek; ücret farkı, ikramiye farkı, fazla mesai ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 1475 sayılı İş Kanunu döneminde verilen zamları, yapılan ücret ödemelerini kabul ederek çalışmasını sürdürmüş olması, 4857 sayılı İş Kanununun 22.maddesine uygun olarak yapılan sözleşme değişikliği ve Yargıtay içtihatları karşısında herhangi bir talep hakkı bulunmadığını, davacının 2001-2003 tarihleri arasında 1475 sayılı İş Kanununun yürürlükte olduğu dönemde TÜFE oranında zam yapılmadığı konusunda ihtirazi kayıt koymadan ücretini aldığı ve çalışmasını sürdürdüğü, 2003 yılında ise 4857 sayılı İş Kanununu 22.maddesine uygun olarak tarafların karşılıklı rızalarıyla yapılan sözleşme değişikliği ile TÜFE oranında zam koşulunun tümüyle kaldırıldığı, davacının saha müdürü pozisyonu gereği çoğunlukla Şirket dışında kendi mesaisini kendisi ayarlamak suretiyle çalıştığı, aylık ücret ve yan ödemelerinin de müdür konumunda uygun olarak yüksek belirlendiği, bu nedenlerle fazla mesai ücreti talebinin de yerinde olmadığı savunularak davanın reddini talep edilmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak, 1475 sayılı İş Kanununun yürürlükte olduğu 10.06.2003 tarihine kadar dönem yönünden; 21.10.2000 tarihli sözleşme hükmüne göre ücret zammının başlatılacağı 01.11.2000 tarihinden itibaren 1475 sayılı İş Kanununun yürürlükte kaldığı 10.06.2003 tarihine kadar geçen dönemde davacı işçi herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ve uygulanan ücret artışı miktarlarına ses çıkarmaksızın işverenin ödemiş olduğu ücretleri alarak çalışmasına devam etmiş olup, bu durumda aleyhteki değişikliğe itiraz etmeyerek uzun süre çalışan davacının ücret miktarı bakımından iş şartı değişikliğini zımnen kabul etmiş sayılacağı ve eksik ödeme iddiasıyla fark ücret ve fark ikramiye talebinde bulunamayacağı, kaldı ki cevap dilekçesinde ileri sürülen zamanaşımı itirazı kapsamında bu döneme ilişkin fark ücret ve fark ikramiye alacağı taleplerinin zamanaşımına uğradığı, 4857 sayılı İş Kanununun yürürlükte olduğu 10.06.2003 sonrası dönem yönünden ise; taraflar arasında imzalanan 19.11.2003 tarihli yeni iş sözleşmesinde ücret artışlarının Şirket yönetimince belirlenecek dönem ve oranlarda uygulanacağının hüküm altına alındığı, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. Maddesinde, tarafların anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilmesine imkan tanıdığı, bu hüküm doğrultusunda, taraflar arasında akdedilen 19.11.2003 günlü hizmet sözleşmesi ile davacının ücret artış şekli yeniden belirlenmiş olduğundan, 19.11.2003 tarihi sonrası için 21.10.2000 tarihli iş sözleşmesinde öngörülen zam oranlarının ücrete uygulanmasının talep edilemeyeceği, giderek, davacının bu döneme ilişkin de fark ücret ve fark ikramiye alacağı talebinde bulunamayacağı, ayrıca davacı, fazla mesai ücreti talebinde bulunmuşsa da, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde, fazla mesai ücretinin de aylık ücrete dahil olduğu kararlaştırıldığından ve bu düzenleme, yılda 270 saati kapsadığından, dosya kapsamından ve dinlenen tanığın beyanından, ücrete dahil olan yılda 270 saati aşan bir fazla çalışmanın varlığına dair bir sonuca varılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Davalı temyizi yönünden;
Davalı vekilinin mahkemeye sunduğu dilekçe ile temyizden feragat ettiği anlaşıldığından davalının temyiz isteğinin reddine nispi temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine karar verilmiştir.
2-Davacı temyizi yönünden;
A-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
B- Uyuşmazlık davacının 2000 yılında imzalanan sözleşme ile düzenlenen ücret artışlarının tam uygulanıp uygulanmadığı, buna göre fark ücret ve fark ikramiye alacağının olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Fark alacakların doğmasına neden olan 2000 tarihli sözleşme ve nakle tabii personele teklif edilecek paket başlığı altında düzenlenen işveren iç yazısına göre, personelin 01.11.2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere almakta olduğu ücret baz alınmak sureti ile, 01.11.2000 tarihinden itibaren baz maaş üzerinden % 50 oranında, 01.01.2001 tarihinden itibaren baz maaşı üzerinden en son 6 aylık ... oranında, personelin görev yaptığı birimin İstanbul’a taşındığı tarihi izleyen ilk aydan itibaren baz maaş üzerinden % 50 oranında, 01.07.2001 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 30.06.2011 tarihinde almakta olduğu ücret üzerinden hesaplanacak en son 6 aylık ... oranında, bu tarihten itibaren her yıl 01 Ocak ve 01 Temmuz tarihleri itibari ile personelin almakta olduğu ücretin en son 6 aylık ... oranında arttırılacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin bu düzenlemesi 2003 yılında imzalanan ve miktar olarak ücret içeremeyen yeni sözleşme ile ortadan kaldırılmış ve bu tarihten sonra zam oranları işverenin inisiyatifine bırakılmıştır.
Davacı işçi, kendisine 2000 tarihli sözleşme hükümlerine göre ücret artış hükümlerinin uygulanamadığını, eksik ödendiğini iddia etmiş, davalı ise sözleşmedeki oranların üzerinde uygulandığını savunmuştur. Dosya içeriğine ve emsal geçen uyuşmazlıklara göre davalı işveren, 2000 tarihli sözleşme ve iç yazışma hükümlerine göre nakle tabi olsun olmasın tüm işçilerin ücretlerine % 100 oranında zam yapmış, ancak 01.01.2001 tarihinden 2003 yılındaki sözleşmeye kadar 6 aylık ... oranlarından daha az oranda zam uygulamıştır. Davalının 2001 yılından, 2003 yılına kadar ... oranlarını uygulamadığı davalının da kabulündedir. Ancak davalı 01.11.2000 tarihinde davacıya %50 zam uygulanacakken, %100 zam uyguladığını, bu nedenle daha sonraki zam oranları ile de sözleşmede öngörülen zam oranlarından daha fazla ödeme yaptığını savunmuştur. Gerçekten de davalının savunmasında belirttiği gibi emsal ve Dairemiz incelemesinden geçen dosyalarda, nakle tabi olmayan işçiler için davalının %50 zam yerine %100 zam uygulaması yaptığı, %50 zam oranı uygulanması halinde devam eden 6 aylık dönemlerde ... zamlarının uygulanması gerekliliğine göre davalının daha fazla oranda ödediği, davalının % 50 yerine %100 zam uygulamasının işçi için kazanılmış hak kazanmayacağı kabul edilmişti. (Dairemizin 02.05.2011 gün ve 2009/12792 Esas, 2011/12786 Karar, Dairemizin 21.12.2011 gün ve 2009/28889 Esas, 2011/ 49057 Karar.
Dosya içeriğine ve özellikle davalının savunmasına göre; davacı işçi nakle tabi personel olup sözleşme ve paket gereği 01.11.2000 tarihindeki baz ücretine %50+50:%100 zam uygulaması sözleşme gereği olup, davalının ... oranlarını uygulamaması nedeni ile fark ücret ve fark ikramiye alacağı doğacağından, bu alacakların hesaplanıp hüküm altına alınması gereklidir. Sözleşme ve işverenin ücret zammına ilişkin iç yazısı işvereni bağlar ve işçi yönünden hak teşkil eder. Kararlaştırılan bu zamların uygulanması gerekir, uygulanmaması yahut eksik uygulanması işyeri uygulaması haline getirmez.
Zira, hak zamanaşımına uğramaz, alacak zamanaşımına uğrar. Nakle tabi personel olan davacının ücretine zam uygulanmaması nedeniyle fark alacaklarının belirlenip hüküm altına alınması gerekir. Daha sonraki sözleşmelerde ücret açıkça belirli olmadığından bu zam oranlarının kaldırıldığından söz edilemez.
Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Full & Egal Universal Law Academy