MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin davalı işyerinde 15.2.2008- 31.10.2013 tarihleri arasında davalı işverenlikte Üsküdar Marmara şantiyesinde güvenlik şefi olarak çalıştığını, Marmaray projesinin bittiği gerekçesiyle davacının iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının iş akdinin çalışmakta olduğu projenin bitimi nedeni ile yeni bir projede çalıştırılacağını buna ilişkin ihtarnamenin çekildiğini, ancak davacının bu davete icabet etmediğinden iş akdinin devamsızlık nedeni ile feshedildiğini savunarak,davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan deliller,tanık beyanları,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; davacının davalı iş yerinde 5 yıl 8a ay 16 gün süre ile çalıştığı,son ücretinin asgari ücret olduğu, davacıya davalı işveren yeni proieye başlaması konusunda 7.11.2013 tarihli Beyoğlu 31.noterliğinin ihtarnamesinin yollandığı, davacı tarafın ihtarnameye herhangi bir cevap vermediği,ihtarnamenin incelenmesinde başlayacak yeni proje davacının çalıştığı bir önceki proje itibariyle aynı yerde olduğu, dolayısıyla yeni projenin davacıya herhangi bir olumsuz sonuç doğurmayacağından, davacının bu ihtara cevap vermemesinin davalı açısından haklı bir fesih imkanı doğurduğu gerekçesi ile davacının kıdem ve ihbar taleplerinin reddine, bilirkişi raporu doğrultusunda fazla mesai, genel tatil taleplerinin hüküm altına alınmasına karar verilerek hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz:
Kararı davacı ve davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre taraf vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur.
Somut uyuşmazlıkta,davacının iş sözleşmesi 31.10.2011 tarihinde iş bitimi nedeni ile feshedildiği belirtilerek davalı tarafından feshedilmiş, mahkemece savunmaya değer verilerek proje bitimi davacının yeni projede görevlendirildiği ve bir önceki proje ile aynı yerde olduğu halde işe başlamayarak devamsızlık nedeniyle iş akdinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı reddedilmiştir.
Dosya içeriğine göre; 31.10.2013 tarihinde proje bitimi ile iş ilişkisi sona ermiştir. Davalı bu iş ilişkisi bittikten sonra 07.11.2013 tarihinde başka bir iş yerinde işe başlaması için işçiyi davet etmiştir. Bu davet iş ilişkisi bittikten sonraki bir davet olup, fesih gerçekleştikten sonra yapıldığından fesih geçersiz olduğu gibi davacı tanıkları da beyanlarında davacıya 1000-2000 TL gibi bir para teklif edilerek işten ayrılmasını istediği ve davacı bunu kabul etmeyince davalı tarafından iş akdinin sonlandırıldığını beyan etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde mahkemece kıdem ve ihbar tazminatının kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.
2-Taraflar arasında, fazla mesai ücretinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta davacı davasını kısmi eda-küllü tespit davası olarak açmış olup,16.12.2014 harç makbuz tarihi ile davayı ıslah etmiştir. Islah dilekçesinin 30.12.2014 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin uyaptan 09.01.2015 teslim alınma tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde ıslaha karşı süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Mahkemece davalı vekilinin ıslaha karşı zamanaşımı def'inin değerlendirmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 21.03.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy