MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; 15/08/2010 tarihinde davalı ... Tic. A.Ş.'de işe başladığını, davalı şirkette içturlar direktörü olarak görev yaptığını, Nisan 2012 tarihinde Trump Tower Merkez Şube Müdürü olarak atandığını, 25/12/2012 tarihinde işten çıkarıldığını, müvekkilinin 1.500,00 kişilik ve 1.000,000 TL ciro potansiyeline sahip içtur operasyonunu devralarak işe başladığını, kurduğu ekip ve tecrübeleriyle birlikte bu sayıları 20.000 kişiye ve 10.000.000 TL ciroya ulaştırdığını, davalı şirket CEO'su ... Bey'in ve İK müdürü ...'un müvekkilinden karlılığı arttırmasını talep ettiğini, müvekkilinin daha yüksek karlılık rakamlarının neden verilemediğini anlattığını, bunun üzerine ...'in müvekkilinin işten ayrılmasını istediğini, işyerinde İK müdürü ... tarafından 26/12/2012 tarihinde e-mail aracılığıyla bir yazı yayınlanarak tüm çalışanlara müvekkilinin işten ayrıldığının bildirildiğini, müvekkilinin kovulmak suretiyle ve gururunun rencide edecek şekilde şirketten gönderildiği için bir daha ofise gidemediğini daha sonra gönderilen ihtarnamelerin feshe kılıf uydurmak için yollandığını, kendisine 3.1.2013 ten önce ihtar yollanmadığını , bunlarda belirtilen konularda uyarılmadığını iddia ederek haksız feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine yasadan doğan hakların ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabında Özetle:
Davalı davacının müvekkil şirkette 21/08/2010 tarihinde İç Turlar Direktörü olarak çalışmaya başlayıp, 06/04/2012 tarihinde Trump Towers şubesinde şube yetkilisi olarak görevlendirildiğini, davacının müvekkil şirketin işyeri çalışma prensiplerine, işverinin emir ve talimatlarına aykırı olarak hareket ettiğini, müvekkil şirketin ticari menfaatlerine aykırı şekilde kendisine verilen yetkileri, iş bu yetkilerin kendisine verilme amacı dairesinde kullanmadığını, davacının yönetimindeki iç turlar departmanın büyük başarılara imza atıp kar elde etmekte iken, son üç yıldır büyük zararlar ettiğini, davacıya birçok kez performansının düşük olduğu ve gerekli çalışma borcunu ifa etmediği hususunun hatırlatılmasına rağmen davacının tutumunda ve davranışlarında bir değişikli olmadığını, davacının şirketin ticari menfaatlerine aykırı işlemler yaparak müvekkil şirketi maddi anlamda büyük zararlara uğrattığını, davacının müvekkil işverenin güvenini kötüye kullanarak, sadakat borcuna aykırı davrandığını, dolayısıyla iş akdinin 4587 sayılı İş Kanunu'nun 25/2 maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacı işçi hakkında İstanbul 17. İş Mahkemesi'nin 2013/421 esas sayılı dava dosyasında şirketi zararı uğratmaktan dolayı alacak davası açıldığı, davanın derdest olduğu, yargılama aşamasında davacının eyleminden kaynaklı şirket zararının oluşup oluşmadığı hususunda bilirkişi incelemesine gidildiği, gelecek olan rapor sonucunun mahkememizdeki dava dosyasını etkiyeceği düşünüldüğünden belli bir süre bekletici mesele yapıldığını, ancak sürecin uzaması ve davanın işe iade davası olması nedeni ile bu ara karardan vazgeçildiğini, davacının işyerini zarara uğrattığı somut olarak ispatlanmamış ise de, ortada bir şüphe feshi bulunduğu , davacının işyerinde şube yetkilisi olarak çalıştığı, işyeri yönetmeliği ve talimatlarına aykırı olarak hareket etmesi nedeni ile şirketi zarara uğrattığı, dosyadaki mailler dikkate alındığında işverenin davacıya olan güveninin zedelendiği, iş akdinin devamının beklenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/2 maddesi uyarınca “feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir”. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (04.04.2008 gün ve 2007/29752 Esas, 2008/7448 Karar sayılı ilamımız).
İşçi fesihte sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasında bulunacaktır. İspat yükü ise işverendedir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispatla yükümlüdür (m. 20/f.2). İşçinin feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi ve bunu ispatlaması, işverenin geçerli fesihle ispat yükünü ortadan kaldırmaz. (Dairemizin 01.12.2008 gün ve 2008/6294 Esas, 2008/32601 Karar sayılı ilamı).
Somut uyuşmazlıkta; davacı işçi iş sözleşmesinin haklı veya geçerli bir neden olmaksızın davalı işverence feshedildiğini iddia etmiş, davalı işveren ise feshin haklı nedenle dayandığını savunmuştur. Mahkemece, davacı işçinin işyerinde şube yetkilisi olarak çalıştığı, işyeri yönetmeliği ve talimatlarına aykırı olarak hareket etmesi nedeni ile şirketi zarara uğrattığı, dosyadaki mailler dikkate alındığında işverenin davacıya olan güveninin zedelendiği, iş akdinin devamının beklenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de davacının iş akdi 26.12.2012 tarihli mail çıktısından da anlaşılacağı üzere eylemli olarak feshedilmiş olup işverence sonradan fesih yazısının düzenlenmesinin feshe etkisi bulunmamaktadır. Ayrıca davalının haklı nedenle fesih savunmasında bulunmasına karşın savunma ile çelişecek şekilde işten ayrılış nedenin kuruma kod 4 "Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi" olarak bildirildiği ve yine davalı tarafından davacıya kıdem tazminatının ödendiği görülmektedir.
Feshin haklı veya geçerli nedenle sona erdiğinin ispat yükü işverene ait olup, davalı işverence haklı fesih savunmasında bulunulmasına karşın savunma ile çelişecek şekilde belgeler sunulması, davacıya kıdem tazminatının ödenmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde feshin geçerli nedene dayandığının ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın kabulü yerine yerinde olmayan gerekçelerle reddine karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6.Davacının yaptığı 451.35 TL. yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre belirlenen 1.980 TL. ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Taraflarca yatırılan gider avanslarından artan var ise ilgilisine iadesine,
9.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 12/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy