MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, 22.11.2011-18.082014 tarihleri arasında davalı İşyerinde Santral Operatörü sıfatıyla çalıştığını, müvekkilinin ... Grup AŞ'nin çalışanı olduğu belirtilmekte ise de Halk Sigorta ile ... Grup arasında muvazaalı ilişki olduğunu, müvekkili Bilkay Grupta çalışıyor gözükse de; çalışma saatlerinin, ücretinin, izin sürelerinin ve çalışma düzeni bakımından Halk Sigorta bünyesinde İş hayatım sürdürdüğü gerçeğinin değişmediğini, iş akdinin feshinde hiçbir gerekçe gösterilmediğini, fesih kararında varsa işten çıkarılmayı gerektirir kararın belirtilmesi gerektiğini, iş sözleşmesinin hiçbir geçerli neden olmadan keyfıyeten feshedildiğini, feshin keyfi ve hukuka aykırı olduğunu ve davalı ve dava dışı şirket arasında muvazaa bulunduğunu iddia ederek; iş akdinin feshinin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, yasal sürede başvurusuna rağmen işe başlatılmaması halinde 8 aylık ücreti tutarı tazminatın ve kararın kesinleşmesine kadar çalışamadığı süre için 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Davalı ...Ş. vekili davacının müvekkil şirket çalışanı olmadığını, davacının işvereninin müvekkil şirketle arasında Yardımcı Hizmetler Sözleşmesi bulunan ... Bilgi Kayıt Org. Ltd. Ştİ.'nin işçisi olduğunu, davacının muvazaa iddiasını ispatlaması gerektiğini, bilgi işlem, muhaberat, arşiv, operasyon gibi yardımcı hizmetlerin Bil Kay Şti. eliyle yapılması hususunda anlaşma yapıldığını, anlaşmanın sözlü olarak her yıl yenilendiğini müvekkil şirketin sigorta şirketi olduğunu, her türlü bilgi işlem ve teknik operasyon işlerinin ana işten olmadığını, davacının Bİl Kay Şti ile sözleşme imzaladığını, müvekkil şirkette santral operatörü ve tek olarak çalıştığını, iş sözleşmesinde sadece müvekkil şirkette çalışmak üzere istihdam edildiğinin açıkça belirtildiğini, müvekkil şirketin santral operatörüne ihtiyacı kalmadığını ... Şti,'ye bildirdiğini, davanın davacının işvereni ... Şti'ne ihbannı talep ettiklerini, fesih işleminin sözleşme ve kanuna uygun yapılıp yapılmadığının müvekkil şirketle ilgili olmadığını, davacının gösterdiği nedenlerin muvazaayı göstermediğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı ... Bilgi Kayıt Org. ve Tic. Ltd. Şti vekili müvekkil şirket ile diğer davalı şirket arasında 2009 yılında yardımcı hizmetler sözleşmesi imzalandığını, müvekkil şirketin iş bulmaya aracılık eden bir danışmanlık şirketi olduğunu, imzalanan sözleşme gereği müvekkil şirketin Halk Sigorta A.Ş. tarafından talep edilen sayıda ve nitelikte personel istihdam ettiğim, davacının da Halk Sigortada çalıştırılmak Üzere İşe alındığım ve sözleşme sürecinde Halk Sigortada çalıştığını, davacının İş Kanunu ile sözleşmeden kaynaklanan tüm işlemleri müvekkil şirket tarafından gerçekleştirilmiş ise de esasında müvekkil şirketin eleman temin ederek bordrolama denilen hizmeti yerine getirdiğim, davacının İşle ilgili tüm emir ve talimatları Halk Sigortadan aldığını, imzalanan ek protokole göre Halk Sigortanın çalıştıracağı elemanı kendisinin belirlediğini ve protokolde SOK bildirimlerini hemen yapılabilmesi için en geç 2 gün içinde evrakların Bilkay'a İletilmesi konusunda Halk Sigortanın gereken yardımda bulunacağının belirtildiğini, davacının müvekkil şirkete bağımlı çalışmasının söz konusu olmadığını, Halk Sigortanın 18,08.2014 tarihli e-mail ile davacının 18.08.2014 tarihi itibariyle Halk Sigorta ile olan çalışmasının sonlandırılmasını talep ettiğini, bu nedenle davacının İş akdinin müvekkil şirket tarafından 18,08.2014 tarihi itibariyle feshedildiğini, davacıdan 25.08.2015 tarihli İbraname ve feragatname alındığını, aynı tarihte davacıya yasal haklanma bankadan ödendiğini, fesih tarihinde davacının görevlendirilebileceği başka bir proje olmaması ve hizmet verilen şirketlerden de personel talebi bulunmaması nedeniyle son çare olarak fesih yapıldığını, müvekkil şirketin davacıyı Halk Sigortada tekrar işe almasının hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı tarafın beyanlarından, davacının iş sözleşmesinin, işyerinde santra] operatörüne İhtiyaç kalmadığı gerekçesiyle işletmesel karar çerçevesinde sona erdirildiği savunulmuşsa da davacının çalıştığı görevde ihtiyaç kalmadığı yönündeki fesih nedenin işverence tanık beyanı dahil uygun delillerle ve inandırıcı bir biçimde ortaya konamadığı gibi davacının işten çıkarılmasının son çare olduğu da İspatlanamadığı, feshin geçerli bir nedenle yapılmadığı ve fesihte son çare ilkesine uyulmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne davacının Bilkay Şirketindeki işine iadesine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar yasal süresi içinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
6100 sayılı HMK ve yargılama hukukumuzda zorunlu dava arkadaşlığı dışında, bir kişinin dahili dava yolu ile davaya dahil edilmesi ve hakkında hüküm kurulması mümkün değildir. Sadece husumette yanılma halinde gerçek tarafa dava dilekçesi tebliğ edilir ve taraf teşkili sağlanır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.
Alt işveren; bir iş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren - alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.
Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunması şarttır. Yasanın 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11. maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla İş Kanunu'nun 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bundan başka İş Kanunu'nun 2. maddesinin yedinci fıkrasında sözü edilen hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanunî karineler olduğu kabul edilmelidir.
Asıl işveren alt işveren ilişkisi ve muvazaa konuları, 5763 sayılı Yasayla iş kanununda yapılan değişiklikler ve buna bağlı olarak çıkarılan Alt İşveren Yönetmeliğinin ardından farklı bir anlam kazanmıştır. Yönetmelikte “yazılı alt işverenlik sözleşmesi”nden söz edilmiş ve çeşitli tanımlara yer verilmiştir.
Alt İşveren Yönetmeliğinde;
1) İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işlerin alt işverene verilmesini,
2) Daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile kurulan alt işverenlik ilişkisini,
3)Asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesini,
4)Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemleri, ihtiva eden sözleşmeler muvazaalı olarak açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; dosya kapsamında yer alan bilgi–belgeler ve tanık anlatımlarından; davacının davalı ...Ş. yetkililerinin emir ve talimatlarına uygun olarak çalışmasını sürdürdüğü, diğer davalı Bilkay Şirketinin kendisine ait bağımsız organizasyon ve yönetim hakkının bulunmadığı ve davalı ...Ş.'ne ait iş yerinde istihdam edilmek üzere işçi sağlayan bir şirket olduğu tespit edilmiştir. Davalılar arasında görünürde olan asıl- alt işveren ilişkisi muvazaaya dayanmakta olup, muvazaalı ilişki içine girilmesi nedeniyle, davacının baştan itibaren asıl işveren olan Halk Sigorta A.Ş. işçisi olarak işlem görmesi gerektiği 4857 sayılı Kanunun 2. maddesinin yedinci fıkrası gereğidir. Açıklanan nedenlerle mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmesi isabetli ise de davacının davalılardan Bilkay Şirketi nezdinde işine iadesine dair verilen karar hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ayrıca yargılama safhasında mahkemece, davalı ...Ş. vekilinin talebi üzerine dava dışı Bilkay şirketi davaya dahil edilerek hakkında hüküm kurulmuştur. Davalı şirket Halk Sigorta A.Ş. ile dava dışı Bilkay şirketi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Davada, dahili dava yada ıslah yoluyla dava dışı gerçek veya tüzel kişinin taraf sıfatı kazanamayacağı ve aleyhine hüküm kurulamayacağı göz ardı edilerek dava dışı ... şirketi aleyhine hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Dahili davalı ...hakkında karar verilmesine yer olmadığına
2.Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının davalı ...nezdinde İŞE İADESİNE,
3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde davalı ...Ş tarafından ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni ve davacının talebi de dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4-Davacının süresi içinde başvurması halinde kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının Halk Sigorta A.Ş.‘den alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
5.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacının yaptığı 190,40 TL. yargılama giderinin davalı ...Ş.’den tahsili ile davacıya verilmesine,
7.Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
8.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.si uyarınca belirlenen 1.980,00 TL. maktu vekalet ücretinin davalı ...Ş.‘den alınarak davacıya verilmesine,
9. İradesi dışında usulsüz şekilde davaya dahil edilen ... Kayıt Org. Ltd. Şti. vekil ile temsil edildiğinden karar tarihindeki AAÜT.si uyarınca belirlenen 1.980,00 TL. Vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu şirkete verilmesine,
10. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 12.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy