MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı işyerinde 25/09/1996-02/04/2015 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin 4857 sayılı kanunun 25/II bendi gereğince davalı tarafından, davacının market alışverişi ödemesini nakit alıp kredi kartından ödemesi iddiası ile iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek haksız feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine yasadan doğan hakların ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı davacının 25/09/1998 tarihinde part time olarak çalışmaya başladığını, 01/07/2004-02/04/2015 tarihleri arasında tam zamanlı olarak çalıştığını, davacıya verilmiş olan Personel Kredili Alışveriş kartının kullanım şartlarının davalı işveren tarafından belirlendiğini, davacının ise bu kurala aykırı hareket ettiğini, kasiyer olarak görev yaparken kendisine ait kredili alışveriş kartı ile 160,00 TL çekildikten sonra kasadan 160,00 TL nakit aldığını, iş akdinin bu nedenle feshedildiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının kasiyer olarak görev yaptığı kasada, davalı işverence çalışan personele verilen kredili alışveriş kartını kullanmak suretiyle 160,00 TL tutarında alışverişi kredi kartıyla ödeyerek kasadan bu tutar karşılığı 160,00 TL nakit almasından bahisle şirketi maddi zarara uğrattığı ve işverenin güvenini kötüye kullandığı gerekçesiyle uyuşmazlıkları çözme kurul kararı ile iş akdinin feshedildiği, davacının kurulda verdiği ifadesinde söz konusu olayı kabul ettiği, yapmış olduğu davranışın yönetmeliklere aykırı olduğunu sonradan anladığını, üzgün olduğunu ifade ettiği, davacının yaptığı bu davranışta işverene maddi bir zarar vermediği, davacının 16 yıllık bir çalışan olması da göz önüne alındığında sözleşmeyi ihlal edecek başkaca bir davranışının bulunmadığı, tüm bu nedenlerle işveren tarafından daha hafif tedbirlerinde alınabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili yasal süresi içinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/II.c.1 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir.
İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu kanıtlayacaktır. Buna göre fesih işlemini yazılı yapmış olması, belli durumlarda işçinin savunmasını istediğini belgelemesi, yazılı fesih işleminin içeriğinde dayandığı fesih sebeplerini somut ve açık olarak göstermiş olması gerekir. İşverenin biçimsel koşulları yerine getirdiği anlaşıldıktan sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunun kanıtlanması aşamasına geçilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması olasılığından kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İspat yükü kendisinde olan işveren, geçerli ve haklı nedende davacının davranışının veya yetersizliğinin işyerinde olumsuzluklara yol açtığını ve iş ilişkisinin çekilmez hal aldığını da ispat etmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş akdi 24 Mart 2015 tarihinde Restaurant Bölümünde mesai saatinde kendi kasasının pos cihazından şirket tarafından verilen CHS adı verilen kredili alışveriş kartı ile 160,00 TL. çekip, aynı tutarda kasasından nakit 160,00 TL. aldığının tespit edilmesi üzerine 02 Nisan 2015 tarihi itibarıyla toplanan Uyuşmazlıkları Çözme Kurulunda tarafından; yönetmeliklere uygun hareket etmediği, görevini ihmal ettiği, bu İşlemi yaparak işverenin güvenini kötüye kullandığı ve şirketi maddi olarak zarara uğrattığı belirtilerek feshedilmiştir.
Davacının 27.03.2015 tarihinde alınan savunmasında 24.03.2015'te kendi chs kartını restoran kasasında kullandığını, tanıdığı müşterilerden kredi çekip nakit aldığını, sonra kartından 160,00 TL kredi çekip tutarı ödediğini, kredi çektiğini, zor durumda olduğunu, yaptığının yanlış olduğunu anladığını beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamından davacının yasak olduğunu bilmesine rağmen kredili alışveriş kartıyla kendi kasasının pos cihazından 160,00 TL. çekip, kasasından nakit 160,00 TL aldığı ve davacının doğruluk bağlılığına aykırı davranıp, işverenin güvenini kötüye kullandığı, feshin bu suretle haklı nedenlere dayandığı anlaşıldığından davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 120,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Davalı vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 03.07.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.