MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait yurtdışı şantiyede 30/06/2014-02/05/2015 tarihleri arasında topoğraf olarak çalıştığını, en son 3.000,00 ABD dolar ücret aldığını, ücretlerinin ödenmediğini, davacı ile davalı şirketin bir araya gelerek ibraname ve sulh sözleşmesi imzaladıklarını, davalı şirketin ibra sözleşmesinde maaşlarının tam yatırılmadığını kabul ettiğini ve 12.000,00 dolar tutarındaki borcu ödeyeceğini vaat ettiğini, davalı şirketin borcu kabul edip, icra takibine itiraz etmesinin kötü niyetli olduğunu beyan ederek icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı ile 14/05/2015 tarihli ibraname-sulh sözleşmesi imzalandığını, ibranameye göre 14.250,00 Dolar işçi maaşı alacağının imzadan itibaren 8 ay içinde yatırılacağını, takip tarihi itibari ile alacağın henüz muaccel olmadığını, icra takibi yapılmasının yasaya aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan14/05/2015 tarihli ibraname-sulh sözleşmesi birlikte değerlendirildiğinde davacının ödendiği ispat edilemeyen bakiye 12.000,00 dolar ücret alacağının kaldığı gerekçesiyle, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçinin hak edildiği halde işverence ödenmeyen işçilik alacakları bakımından iş akdinin sona ermesinden sonra taraflar arasında imzalanan 14/05/2015 tarihli ibraname ve sulh sözleşmesinde toplam 14.250,00 USD maaş alacağının imza tarihinden itibaren 8 ay içinde davacıya ödenmesi gerektiğinin kararlaştırıldığı, icra takip talebindeki açıklamadan da anlaşıldığı üzere davalı işverenin 2.250,00 USD’lik ödemeyi 25/11/2015 tarihli icra takibinden önce yaptığı, bakiye 12.000,00 USD için davalı işverenin 14/01/2016 tarihine kadar ödeme süresi bulunmasına rağmen davacı işçinin 25/11/2015 tarihinde icra takibi başlattığı, bu takibe davalı borçlu tarafından söz konusu borca ilişkin vadenin dolmadığı, dolayısıyla henüz alacağın muaccel olmadığı gerekçesiyle itirazda bulunulduğu, bu itiraz ile takibin durduğu, eldeki davanın da itirazın iptaline ilişkin olduğu dosya kapsamı ile sabittir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı işverenin, 14/05/2015 tarihli ibraname ve sulh sözleşmesi ile kararlaştırılan 8 aylık ödeme süresi dolmadan davacı tarafından başlatılan icra takibinin haksız olduğuna yönelik itirazı yerindedir. Zira, 8 aylık ödeme süresinin dolmasını bekleyip, bu süre içerisinde ödeme yapılmaması halinde icra takibinde bulunması gereken davacı işçi henüz alacak muaccel olmadan erken takipte bulunmuştur. Davanın alacak davası olmayıp itirazın iptali davası olduğu dikkate alındığında açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın kabulü hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.06.2020 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı işçi ödenmeyen 12.000 Amerikan Doları tutarındaki ücret alacakları için davalı işveren aleyhine icra takibinde bulunmuş, davalı işveren takibe itiraz etmiştir. Davacı işçi tarafından açılan itirazın iptali davasında, mahkemece itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmiş, kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasına 14.05.2015 tarihinde imzalanan "ibraname- sulh sözleşmesi" başlıklı belgede işçinin çalıştığı süre içinde hak kazandığı ve ödenmeyen 14.250 Amerikan Doları tutarındaki ücret alacağının işveren tarafından sekiz ay içinde ödeneceği, belirtilen sürede ödeme yapıldığı taktirde işverenin ibra edildiği belirtilmiştir. Sözleşmede ödemenin hangi periyotta yapılacağı ve taksit miktarları açıklanmamıştır.
Dosya içinde ödeme belgesi olmamakla birlikte, davacı işçinin kabulünde olduğu üzere aradan geçen altı ayı aşan süre içinde işveren tarafından sadece 2.250 Amerikan Doları ödeme yapılmıştır. Davacı tarafından bakiye 12.000 Amerikan Doları için 25.11.2015 tarihinde icra takibine gidilmiştir.
Davaya konu işçilik alacağı işçinin çalışma karşılığı olan ücreti olup, İş Kanunu'nun 32. maddesinde işçi ücretinin en geç ayda bir ödenmesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Davacının aylık ücreti 3000 Amerikan Doları olup, çalıştığı süre içinde uzun süre ücretleri eksik ödenmiş bu nedenle toplam 14.250 Amerikan Doları tutarında ücret alacağı doğmuştur.
İş sözleşmesinin 02.05.2015 tarihinde feshi üzerine, 14.05.2015 tarihinde düzenlenen "ibraname- sulh sözleşmesi" başlıklı sözleşmede de, ücret alacaklarının ödenmesi gereken yasal süreye uyulmamış ve periyodik ödemeye dair bir takvime yer verilmemiştir. Sözleşmede işçinin imzasının olması, ücrete dair kanuni korumayı bertaraf edecek nitelikte değildir. Nitekim davacı işçi altı aydan fazla süreyle ödeme yapılmasını beklemiş ve bu süre içinde sadece 2.250 Amerikan Doları ödeme alabilmiştir. Davacı işçinin çalışma karşılığı ücret alacağı çok daha önce muaccel olmuş durumdadır. Taraflar arasında daha sonra ödemeye dair anlaşma yapılması, alacağın muacceliyeti noktasında sonuca etkili değildir. Olsa olsa işçinin faiz talebi bakımından bir sonuç doğurabilir. Muaccel bir borcun alacaklısının dava açmak veya icra takibi yapmak şeklinde yasal haklarını kullanmasının, kötüniyete dayandığından da söz edilemez.
Kaldı ki, İş Hukuku işçiyi koruma hukuku olup, bazen "işçiye rağmen işçiyi koruma" ihtiyacı ortaya çıkabilmektedir. Çalıştığı sırada ve fesih sonrasında aylarca ücretleri ödenmeyen işçinin, bu anlamda korunması gerektiği açıktır. İşçi ücretinin sekiz aylık süre içinde herhangi bir zamanda ödenebileceği şeklindeki sözleşme hükmü, İş Hukukunun emredici kuralları çerçevesinde geçersiz kabul edilmelidir.
Öte yandan icra takibine itiraz eden davalı işveren "ibraname- sulh sözleşmesi" kurallarına uymamış ve takip sonrasında dahi hiçbir ödeme yapmamıştır. Davacının icra takibi aşamasında ve hatta halen 12.000 Amerikan Doları tutarında alacağı belgeye dayalı olarak mevcut ve muaccel olduğu halde Dairemiz çoğunluğu tarafından verilen bozma kararı ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Davaya konu alacağın işçinin ücreti olması, alacağın çok önce muacceliyet kesbetmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin ödeme süresine dair hükmünün geçersiz olması ve sözleşmenin süre öngören hükmü geçerli olsa dahi, muaccel olan alacağın talebine engel oluşturmayıp ancak faiz bakımından sonuca etkili olması karşısında yerel mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, Dairemizce verilen ve "alacak muaccel olmadan erken takipte" bulunulduğu gerekçesine dayalı bozma kararına katılamıyorum.