MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu iddia ederek davacının başından itibaren davalı kurumun işçisi sayılması gerektiğinin tespiti ile baştan itibaren alması gereken ücret, sosyal haklar, ikramiyeler, yakacak, giyim vs., hakların tespit edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, Davacı tarafından açılan bu davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının tüm alacaklarının zaman aşımına uğradığını ve bu nedenle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, davanın kısmi alacak davası olarak açılması mümkün olmadığını, davacının yıllık ücretli izin alacağını, kıdem tazminatını ve ücret alacaklarını talep ettiğini ancak davasını fazlaya ilişkin haklını saklı tutarak yani kısmi alacak davası şeklinde açtığını, 6100 sayılı yasanın 109. maddesinin 2. Fıkrastnda talep miktarının taraftar arasında tartışmasız veva açıkça belirli olduğu durumlarda kısmi dava açılamayacağının açıkça belirtildiği, davacının ne kadar süre çalıştığı, dolayısıyla da şartları var ise hak kazanacağı kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı miktarının hesaplanabilir nitelikte olduğu, Yargılay kararları ve HMK'nın açık hükmü nedeniyle davanın esasa dahi girilmeksizin reddini talep ettiği, davacının dayandığı hukuki sebebin belirsiz olduğunu, Acılan davanın muvazaa hukuksal nedenine mi yoksa asıl işverenlik kavramına dayandırıldığının belirsiz olduğu, zira davacı vekilinin kıdem tazminatı, yıllık İzin ve ücret alacağında müvekkil kurumunun asıl işveren olduğunu iddia ederken diğer alacaklar yününden muvazaa olduğunu iddia ettiğini, 6100 sayılı yasanın 119/1-g maddesinde dayanılan hukuki sebebin dava dilekçesinde açıkça bulunması gerektiği ve bu eksikliğin tamamlattırılacak eksikliklerden olmadığı düzenlendiği, somut olayda asıl işverenlik ya da muvazaa ilişkisinin söz konusu olamayacağına ilişkin savunmalarının ayrıntılı olarak açıklayacaklarını ancak bilindiği üzere asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından söz edilebilmesi için iki ayrı işverenin varlığı ve bunların muvazaalı bir ilişki içine girmemelerinin gerektiği yani is kanunu alt işverenlik yönetmeliği ve Yargıtay kararlarıyla sabit olduğu üzere muvazaa ile asıl işverenlik hukuki kavramlarının bir arada bulunmasının mümkün olmadığı, bu bağlamda dayanılan hukuki sebebin acık olmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, muvazaa iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davacı, doğrudan şoför olarak işe alındığını, yani araç kiralama gibi bir durumun olmadığını, Kurumun kadrolu şoförlerinin de bulunduğunu, Yargıtay Kararlarına göre bu durumun işçi temini sayıldığını, talimat ve görevlendirmelerin kurum müdürü ile yetkilileri tarafından verildiğini, yüklenici firmalar değiştiği halde kesintisiz çalışmaya devam ettiğini ileri sürerek müvekkil kurumun muvazaa yaptığını ileri sürüldüğünü, ancak bu iddiaların doğru olmadığını, bilindiği üzere muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla aslında gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm-sonuç meydana getirmesini dilemedikleri görünüşte bir sözleşme akdetmeleri ile meydana geldiğini, müvekkil kurumun, sermayesinin tamamı devlete alt bir kamu tüzel kişisi olduğu ve davaya konu sözleşmelerin, 4734 Savılı Kamu İhale Kanunu'nun 3/g maddesi uyarınca çıkılan ihaleler sonucu imzalandığı, üstelik Kamu İhale Kurumu tarafından hazırlanarak Resmi Gazete’de yayımlanan tip sözleşmeler kullanıldığı, yapılan ihalelerin şeffaflık ve diğer açılardan hukuka uygun olduğu. dolayısıyla müvekkil kurum ile davacının çalıştığı şirketler arasında imzalanan sözleşmelerin muvazaalı olduğunu iddia etmenin hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, iş akdini emeklilik nedeniyle feshetmiş, hak ettiği kıdem tazminatını alamadığı iddiası ile kıdem tazminatı talep etmiştir. Feshi şekline göre davacının kıdem tazminatına hak kazandığı tartışmasızdır. Mahkemece davacının alt işveren ile asıl işveren davalı şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı üzerinde durulmuş ve muvazaalı olmadığı sonucuna ulaşılarak kıdem tazminatı talebi reddedilmiştir. Davalı işveren aradaki ilişki muvazaalı olmasa da asıl işveren sıfatıyla kıdem tazminatından sorumlu olduğundan davacının hak ettiği ve ödenmemiş kıdem tazminatı alacağı bulunup bulunmadığı belirlenip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken talebin yanılgılı değerlendirme ile reddi hatalıdır.
3- Davacı, hak ettiği yıllık izinlerini kullanamadığı iddiası ile yıllık izin ücreti alacağı talep etmiştir. Mahkemece davacının alt işveren ile asıl işveren davalı şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı üzerinde durulmuş ve muvazaalı olmadığı sonucuna ulaşılarak yıllık izin ücreti talebi reddedilmiştir. Davalı işveren aradaki ilişki muvazaalı olmasa da asıl işveren sıfatıyla yıllık izin ücreti alacağından sorumlu olduğundan davacının hak ettiği ve ödenmemiş yıllık izin ücreti alacağı bulunup bulunmadığı belirlenip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken talebin yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26/06/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.