MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ile ücret, ikramiye, izin ücreti, sosyal yardım alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde pazarlama elemanı olarak çalışmakta iken iş akdinin davalı firma tarafından feshedildiğini, feshin haksız ve hukuki gerekçeden yoksun olduğunu, bu nedenle kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı ve diğer tüm çalışanların 2004 yılı Ocak ayından itibaren maaşlarını alamadıklarını, çalışanlara yapılan ücret ödemesinin brüt ücret 620.000.000 TL olduğunu, buna ilaveten senelik 4 adet 1 maaş tutarında olmak üzere toplam 4 maaş ikramiye, sosyal yardım olarak bayram ödemesi, yakacak yardımı, ramazan ayında yiyecek yardımı, izin harçlığı, aile yardımı, çocuk yardımı, ayakkabı yardımı, yemek ücreti, havlu, sabun, çay ve servis yardımı ödemesi yapıldığını, 2003-2004 yılı ayakkabı ve yakacak yardımının yanı sıra kurban bayramı ile ilgili ödemenin yapılmadığını, bu ödemelerin 2000 yılı sonundan itibaren yapılmamaya başlandığını, davacının yaklaşık 13 maaş tutarında ikramiye alacağı ve 2004 yılı Ocak ayından bu güne kadar maaş ve sosyal yardım alacaklarının bulunduğunu, davacının 2003-2004 izinlerini kullanmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; kıdem tazminatı, ihbar veya kötüniyet tazminatı, ücret alacağı, ikramiye, izin alacağı ve sosyal yardım alacağı olmak üzere toplam 2.900.000.000 TL alacağın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davacı ile birlikte davalı şirkette istihdam edilen tüm personelin –zorunlu hizmetlerde çalışanlar hariç- iş akitlerinin davalı şirketin içinde bulunduğu olumsuz ekonomik koşullar karşısında, üretim, satış ve pazarlama faaliyetlerinin tamamen durması üzerine feshedildiğini, fesih gerekçesinin yazılı olarak tebliğ edildiğini, davalı şirketin, davacı dahil iş akdi feshedilen tüm personelin işçilikten doğan haklarının saklı olduğunu bildirdiğini, tüm personele ödenmemiş ücretleri ile giydirilmiş ücretleri üzerinden hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatlarına dair hesap tablosunun da tebliğ edildiğini, bu nedenle davacının Şubat 2004 dönemine mahsuben yapılan ödeme hariç, 2004 yılı Ocak ayı dahil bu tarihten iş akdinin feshine kadar olan süreçteki maaş alacağı ile ihbar ve kıdem tazminatı talebine karşı herhangi bir itirazlarının olmadığını, ancak davacı ve tüm şirket personelinin Şubat 2004 dönemi maaşlarına mahsuben kendilerine net 200.000.000 TL’nin banka hesapları üzerinden ödendiğini, davacının ödenmeyen 13 maaş tutarında ikramiye alacağı olduğu yönündeki iddiasının gerçek dışı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı şirketçe Aralık 2000 dönemine kadar her üç ayda bir, 1 maaş tutarında ikramiye ödenmekte iken, şirket yönetimince alınan karar üzerine ikramiyenin ödenme şeklinin değiştirildiğini, buna göre; her üç ayda bir olmak üzere, yılda 4 defa 120 gün üzerinden ödenen ikramiye tutarının ikramiye ve maaşta herhangi bir düşüşe sebebiyet verilmeksizin, 12 aya bölünerek maaşla bir arada ödendiğini, bu tarihten sonra istihdam edilen personelin maaşlarının da davalı şirkette uygulanan ücret politika ve seviyeleri esas alınarak saptandığını, ayrıca bir ikramiye ödemesine kesinlikle yer verilmediğini, bu hususun şirket genel müdür yardımcısı tarafından personele duyurulduğunu, yeni uygulamanın ilanı hakkında tutanak tutulduğunu, sosyal yardım olarak öngörülen tüm ayni ve nakdi ödemelerin eksiksiz olarak yapıldığını, bu hususun davacının imzasını taşıyan maaş bordrolarından anlaşılabileceğini, şirkete ait işyerinde öğlen yemeklerini yiyen, işyerince tahsis edilen servisle işyerine gidip gelen davacının yemek, yol ve çay ücreti talebinin reddi gerektiğini, davalı şirkette, 08.00-17.30 arasında mesai yapıldığını, hafta sonu, resmi ve dini bayramlarda çalışma yapılmadığını, iş kanununun öngördüğü sürelerle çalışıldığını, fazla çalışma yapan personele de bu ücretinin ödendiğini, davacının fazla mesai yapmasını gerektirecek bir işi olmadığı gibi, kendisinden fazla çalışma yapması talebinde bulunulmadığını ve davacının fazla çalışma yapmadığını, herhangi bir dönemle sınırlı olmaksızın 2001 yılı başından itibaren fazla çalışma yaptığını iddia eden davacının, dönem ve saat itibariyle talebine açıklık getirmekle yükümlü olduğunu, davacının hangi dönemden kaynaklandığına ve kaç günlük iznini kullanmadığına dair herhangi bir beyanda bulunmaksızın yıllık izin ücreti talep ettiğini, bu talebine açıklık getirmekle yükümlü olduğunu, istihdam ettiği işçilerinin ücretlerini dahi zamanında ödeyemeyen, hammadde temin edip üretim yapamayan, faaliyetini zorunlu olarak durduran işverenin iş akdinin feshinde kötüniyetli olduğunun hiçbir gerçekliği ve inandırıcılığının bulunmadığını ileri sürerek, davacının ihbar ve kıdem tazminatı ile maaş alacağı haricindeki diğer taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar müflis şirket iflas idaresi vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle;
“1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece, davacının ikramiye alacağı talebi tümüyle reddedildiği halde, kıdem ve ihbar tazminatına esas giydirilmiş ücretinin hesaplanmasında ikramiyenin dahil edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçeleri belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ve yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar müflis şirket iflas idaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir karar vermeden yeniden hükümde karar vermek zorundadır. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemenin bozmadan önceki kararında 4.147,54 TL brüt kıdem tazminatı ile 1.973,53 TL brüt ücret alacağına hükmedilmiş, karar müflis şirket iflas idaresi tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce bozulmuştur. Dairemizin bozma kararında, kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücretin hesaplanmasında ikramiyenin dahil edilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararda ise, bozma ilamının gereği yerine getirilmemiş, aksine davacının ıslah ile talep ettiği miktarlar aşılarak ve gerekçesi de açıklanmadan 11.196,68 TL brüt kıdem tazminatına ve 4.517,10 TL brüt ücret alacağına hükmedilmiştir. Bu durum, 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesinde belirtilen taleple bağlılık kuralına aykırı olduğu gibi, davalı müflis şirket lehine oluşan usulü kazanılmış hak ilkesine de aykırıdır.
Ayrıca, dava ve ıslah dilekçelerinde talep edilmemesine rağmen gerekçesi oluşturulmadan 1.958,60 TL brüt fazla mesai, 645,72 TL brüt hafta tatili ve 107,62 TL brüt genel tatil ücretlerine hükmedilmesi de taleple bağlılık kuralına ve davalı müflis şirket lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.06.2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy