MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirkette 03/02/1998 tarihinde çalışmaya başladığını, en son bölge sorumlusu olarak çalıştığını, iş akdinin haksız olarak fesih edildiğini, savunmasının alınmadığını iddia ederek feshin geçersizliğinin tespitini, müvekkilinin işe iadesini ve yasal sonuçlarına hükmedilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının işlemlerinde usulsüzlük yaptığını kendisine bu konuda ihtarname çekildiğini doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları nedeniyle iş akdinin haklı olarak fesih edildiğini, davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan delillere dayanılarak, davacı işçinin doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunduğu ve ceza mahkemesince hakkında mahkumiyet kararı verildiği ileri sürülmüş ise de, ceza yargılamasında davacı hakkında güveni kötüye kullanmak suçundan Yargıtay bozma ilamını da uyularak beraat kararı verildiği, özel evrakta sahtecilik suçundan ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, davacı işçinin özel evrakta usulsüzlük yaptığı ve çalışan personel adına imza atarak kendi çıkarına bazı eylemlerini ört bas etmeye çalıştığı savunulmasına karşın davacının bu konuda yazılı olarak uyarılmadığı, davacı işçinin bu hususta hiç savunmasının da alınmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davalı işverenin; iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip etmediği, taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Dosya içeriğine göre, davacının iş sözleşmesi 2010/Nisan ayından itibaren usulsüz uygulamalar yapması, görev ve yükümlülüklerine aykırı davranarak davalı işyerinde işlerin aksamasına sebebiyet vermesi nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-e maddesi uyarınca feshedilmiştir.
Feshe neden gösterilen eylemler nedeniyle davalı işveren tarafından davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, ... 46. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/424 Esas, 2015/342 Karar sayılı kararında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan davacının beraatine karar verilirken, özel belgede sahtecilik suçu sabit görülerek 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırıldığı ve “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle Ceza hukuku ve Medeni Hukuk arasındaki ilişkide Türk Borçlar Kanununun 74. maddesinin değerlendirilmesi gerekir (Eski Borçlar Kanunu Mad. 53). Maddeye göre "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" şeklinde düzenlenmiş ve kural olarak bağımsızlık ilkesi benimsenmiştir”.
Düzenlemeye göre hukuk hakimi kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değildir. Ancak; aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak yapılan maddi olgular ile bağlıdır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak delilleriyle tespit edilip edilmediği olmalıdır. Yasadaki açık düzenleme, yerleşen yargısal uygulama ve bilimsel görüşler karşısında; kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararın, diğer söyleyişle fiilin işlendiği sabit olduğu halde kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptamanın tek başına Hukuk Hakimini bağlayacağını kabule olanak bulunmamaktadır.
... 46. Asliye Ceza Mahkemesi kararında, davacının 2-3 ay arayla gider pusulaları ve sevk irsaliyelerini tanzim ettiği, faturaların içerik olarak gerçeği yansıtmadığı, sanığın (davacının) eyleminin zincirleme biçimde özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu hususunda tam bir vicdani kanaat oluştuğu açıklanmıştır.
Bu maddi ve hukuki olgulara göre, davacının fesih nedeni yapılan eylemlerde bulunduğunun ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğu, suçun unsurlarını tespit ederek maddi olguları somutlaştıran ceza mahkemesi kararında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının eylemin varlığını yok saymadığı, tam aksine bunun sübuta erdiğini gösterdiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının gider pusulası ve sevk irsaliyelerini tanziminde zincirleme biçimde özel belgede sahtecilik suçunu işlediği, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışta bulunduğu, davranışının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi uyarınca haklı neden teşkil ettiği sabittir. Davacının iş sözleşmesi haklı nedenle feshedildiğinden, davanın reddi yerine davacının işe iadesine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesi gerekirken, üst sınır aşılarak 6 aya kadar ücret ve diğer hakların ödenmesi gerektiğinin belirtilmesi yasanın açık emredici düzenlemesine aykırılık teşkil etmektedir. Karar bu yönü ile de hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçeler ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 100.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 06/07/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.