MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında özetle; müvekkil davalı iş yerinde 01/04/2012 tarihinden iş akdinin feshi tarihi olan 21/07/2015 tarihine kadar kesintisiz bir şekilde temizlik elemanı olarak çalıştığını, müvekkil çalıştığı süre boyunca iş sözleşmesinin kendisine yüklediği edimleri özenle yerine getirdiğini, o kadar ki ayın elemanı olarak seçildiğini ve iş yeri uygulamasıyla ödüllendirildiğini, ancak ne var ki işveren edimlerini ifada aynı özen ve iyi niyeti gösteremediğini 21/07/2015 tarihinde mesai bitiminde müvekkil çağrılarak artık kendisiyle çalışılmak istenmediğini söylediğini, kıdem tazminatı bordrosu, ihbar tazminatı bordrosu ve ücret hesap pusulası tanzim edilerek ve burada belirtilen bedellerin tam eksiksiz ve nakden alındığı şeklinde bir bilgi notu ile müvekkile imzalatıldığını, ancak herhangi bir ödeme yapılmadan müvekkilin iş akdinin sözlü olarak haksız ve kötü niyetli olarak feshedildiğini, 4857 sayılı İş Yasasının 19. Maddesi gereği iş sözleşmesinin yazılı olarak feshedilmesinin zorunlu olduğunu, fesih bildiriminin yazılı yapılmaması ve sebep gösterilmemesi doğrudan işe iade sebebi olduğunu, davalı işverenin bu kurala aykırı bir biçimde nedensiz, mesnetsiz ve usulsüz bir fesih gerçekleştirdiğini, fesih bildiriminde sebep gösterilmemesinin doğrudan işe iade sebebi olduğunu, iş sözleşmesi feshedilen işçinin fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açılabileceğini feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğünün işverene ait olduğunu iddia ederek feshin geçersizliğine davacının işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmişti
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında özetle, davacının kendi yetersizliği ve davranışları işin gereklerinden kaynaklanan nedenlerden dolayı iş akdinin feshedildiğini, kendisine bu nedenle defalarca uyarıda bulunulduğunu, davacının bu ödemenin yapılmadığı gerekçesiyle ... 21. İcra Müdürlüğünden 2015/15498 Esas sayılı takibi yapmış ise de takip tarihinden 1 gün önce ödeme yapıldığı için mükerrer talep nedeniyle itirazda bulunulduğunu takip tarihi de ödeme tarihinin 1 gün sonrası 05/08/2015 olduğunu, davacıya herhangi bir nedenle iş yasasından doğan bir borç olmadığını açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini ileri sürmüştür.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece “Davacı vekili, fesih bildiriminde usule uyulmadığını belirterek feshin geçersizliğini talep ederken davalı vekili ise, çalışan sayısı itibariyle 30 dan az işçi çalıştığı için davanın usulden reddinin gerektiği, ayrıca esasa dair olarak da davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Çalışan sayısı yönünden gerekli yazışmalar yapılmış ve dava dışı ... Güvenlik Şirketindeki isim listesi de dikkate alındığında davalı işverenlikte çalışan sayısının 30 dan fazla olduğu , böylece buna yönelik itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı işverenlik davacıya kıdem ve ihbar tazminatının tam olarak ödendiğini ve davacının davalıyı ibra ettiğini belirterek davanın dinlenemeyeceğini savunmuştur.
Her ne kadar davalı vekili davacının davalıyı ibra ettiğini ve böylece dava açma hakkının olmadığını savunmuş ise de davacıya yazılı fesih bildiriminde bulunulmadığı, davacının iş akdinin sonlanılmasına yönelik bir talepte bulunduğunun da iddia ve ispat edilmediği anlaşılmıştır.
4857 sayılı İş Kanunun 19. Maddesi fesih bildirimine sözleşmenin feshinde usulü düzenler. Söz konusu madde aynen şöyledir:
Madde 19 - İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.
Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır."
Somut olayda davacıya feshe yönelik yazılı bildirim yapılmadığı, fesih bildiriminin yazılı olarak yapılmamasının ve sebep gösterilmemesinin doğrudan işe iade sebebi olduğu, başka bir araştırmaya gerek olmadığı ” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davacı vekili davacının iş akdinin davranışlarına dayalı olarak geçerli nedenle feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini savunmuştur.
Davada öncelikli olarak çözülmesi gereken husus davacının iş güvencesinden yararlanıp, yararlanmayacağının temel koşullarından biri “…işyerinde 30 ve daha fazla işçinin çalışıp, çalışmadığının..” tespitidir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, fesih tarihinde davalı işveren Yönetimin emrinde çalışan işçi sayısının 22 olduğu anlaşılmıştır. Bu husus uyuşmazlık konusu olmadığı gibi Mahkemenin de kabulündedir.
Ancak Mahkemece davalı işveren Yönetimin alt işvereni olan ve güvenlik hizmetini yürüten dava dışı ... Güvenlik Şirketinde çalışanların sayısı da katılarak işyerinde 30’ dan fazla işçi çalıştığı gerekçesi ile davacının iş güvencesinden yararlanacağı sonucuna ulaşılmış ise de, bu sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
Şöyle ki, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerin den yararlanabilmesi için fesih bildiriminin yapıldığı tarihte işyerinde 30 ve daha fazla işçi çalıştırılması gerekir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan işçi sayısına göre belirlenir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı temizlik işçisi olup, dava dışı Leopar Şirketine verilen iş ise güvenlik işidir. Yönetim ile ... Şirketi ayrı ayrı işverenler olup, davacı tarafından muvazaa iddiasında bulunulup, ispatlanmadığından 30 işçi sayısında davacı ile bir ilişkisi olmayan ... Şirketindeki işçilerin sayısının da dikkate alınması hatalı olup, çalışan sayısı itibarı ile davacının iş güvencesi kapsamında olmadığı anlaşıldığından, davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi ve keza gerekçeli karar başlığında davalı işverenin Avukatı olan ...’ in isminin “ Yöneticilik adına “ denilerek yazılması da hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :
Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Kullanılmayan gider avanslarının ilgilisine iadesine,
7. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 06.07.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.