MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı; davalı şirkette 14.03.2005 tarihinde Takım lideri olarak işe başladığını, 01.02.2011 tarihinden itibaren iş akdinin feshedildiği 10.02.2015 tarihine kadar Toptan Kanal Satış Süpervizörü olarak çalıştığını, şirketin tütün mamullerinin üretimi amacıyla Manisa’da bir fabrika kurduğunu, Türkiye içinde ürünlerin pazarlama ve dağıtım fâaliyetleri için İstanbul merkezli davalı şirketi kurduğu, her iki şirketin de aynı yabancı sermayeli grup şirketi olduğu, grubun yurtdışı merkezinin Türkiye'de bulunan iki şirketten davalı şirketin zarar etmesi iddiasıyla istihdam giderlerinin düşürülmesi kararını verdiği ve şirketin birtakım uygulamalara gittiği, şirkette takım lideri olarak çalışan 10-15 kişinin distribütör bünyesindeki kadrolara geçirilerek, istihdam azalması ve gider eksiltmesi sağladığı, ancak şirketin zararda olmasını bahane ederek yine keyfî toplu işten çıkartmalar yaptığı, organizasyon yapısında değişikliğe giderek yeni organizasyon yapısı içinde kendisine yer bulunamadığı, pozisyonunun kapatılmadığı ve dikey terfi ile başka bir personelin atandığını, Davalı şirketin fesih için belirttiği nedenlerin davacıya yapılan uygulama ile ilgisi olmadığı, sadece üst düzey amirin kendisinden kurtulmak istediği için iş akdinin feshedildiği, Davalı şirketin fesih nedeni olarak belirttiği nedenler arasında zarar ettiği gerekçesinin, Manisa'daki fabrika ve İstanbul'daki Pazarlama şirketinin esasen aynı şirket olarak görülmesi gerektiği ve Manisa'nın çok ciddi kar ettiği nedenle geçersiz olacağı, işverenin işletmesel karar çerçevesinde ölçülü davranmayarak feshin son çare olması ilkesine aykırı davrandığını iddia ederek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı; Davacının Toptan Kanal Satış Müdürlüğü bünyesinde Satış Süpervizörü olarak çalışmış olduğunu, 11.02.2015 tarihinde 10.03.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Şirketin yeniden yapılanma kararı uyarınca toplu çıkarma kapsamında iş akdinin tüm haklan ödenerek işletmesel kararla feshedildiğini, Şirketin zararda olması nedeniyle giderlerin azaltılması amacıyla yeni yapılanmaya gidildiğini ve bu kapsamda istihdam fazlası olan Toptan Kanal Satış süpervizörlerinin sayısının azaltıldığını, bu yeni yapılanmada davacının eğitimi, kariyer ve yetenekleriyle örtüşen başka açık bir pozisyon bulunmadığını, Davacı tarafın iddia ettiği ve aynı pozisyona getirilen personel ...'ın performansının davacıdan daha yüksek olduğundan tercih edildiği ve bu personelin daha geniş bir bölgenin sorumluluğunu üstlendiğini, ...'daki fabrikanın tüzel kişiliğinin ... olduğu, Davalı şirketin ise ayrı tüzel kişiliğinin olduğunu ve aralarında hukuki bağ olmayıp sadece organik bağ olduğunu, son yıllarda sektördeki yoğun rekabet nedeniyle şirketin satışlarının düşmesiyle ... fabrikasının üretim oranlarının da düştüğünü ve zarar etmeye başladığını, şirketin hem sektördeki satış oranlarında son sıralara düştüğünü hem de kendi içinde de düşüş gösterdiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının iş akdinin feshinin geçerli nedenlere dayandırıldığı davalı şirket tarafından ispatlandığından davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri kavramına yer verildiği halde, işletmesel karar kavramından sözedilmemiştir. İşveren amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu kararlar, yönetim hakkı kapsamında alabilir. Geniş anlamda, işletme, işyeri ile ilgili ve işin düzenlenmesi konusunda, bu kapsamda işçinin iş sözleşmesinin feshi dahil olmak üzere işverenin aldığı her türlü kararlar, işletmesel karardır. İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan fesihte, yargısal denetim yapılabilmesi için mutlaka bir işletmesel karar gerekir. İş sözleşmesinin iş, işyeri veya işletme gereklerine dayalı olarak feshi, işletmesel kararın sonucu olarak gerçekleşmekte, fesih işlemi de işletmesel karar çerçevesinde değişen durumlara karşı işverene tepkisini oluşturmaktadır. Bu kararlar işletme ve işyeri içinden kaynaklanan nedenlerden dolayı alınabileceği gibi, işyeri dışından kaynaklanan nedenlerden dolayı da alınabilir.
İşletmesel karar söz konusu olduğunda, kararın yararlı ya da amaca uygun olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılamaz; kısaca işletmesel kararlar yerindelik denetimine tabi tutulamaz. İşverenin serbestçe işletmesel karar alabilmesi ve bunun kural olarak yargı denetimi dışında tutulması şüphesiz bu kararların hukuk düzeni tarafından öngörülen sınırlar içinde kalınarak alınmış olmalarına bağlıdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/2 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. Bu kapsamda, işveren fesihle ilgili karar aldığını, bu kararın istihdam fazlası meydana getirdiğini, tutarlı şekilde uyguladığını ve feshin kaçınılmaz olduğunu ispatlamalıdır.
İşverenin, dayandığı fesih sebebinin geçerli (veya haklı) olduğunu uygun kanıtlarla inandırıcı bir biçimde ortaya koyması, kanıt yükünü yerine getirmiş sayılması bakımından yeterlidir.
Feshin işletme, işyeri ve işin gerekleri nedenleri ile yapıldığı ileri sürüldüğünde, öncelikle bu konuda işverenin işletmesel kararı aranmalı, bağlı işveren kararında işgörme ediminde ifayı engelleyen, bir başka anlatımla istihdamı engelleyen durum araştırılmalı, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı(tutarlılık denetimi), işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı(keyfilik denetimi) ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı(ölçülülük denetimi-feshin son çare olması ilkesi) açıklığa kavuşturulmalıdır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (06.10.2008 gün ve 2008/30274 Esas, 2008/25209 Karar, 11.09.2008 gün ve 2008/25324 Esas, 2008/23401 Karar sayılı ilamlarımız). İşveren işletme, işyeri ve işin gerekleri nedeni ile aldığı fesih kararında, işyerinde istihdam fazlalığı meydana geldiğini ve feshin kaçınılmazlığını kanıtlamak zorundadır. İş sözleşmesinin feshiyle takip edilen amaca uygun daha hafif somut belirli tedbirlerin mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi, işverenin tekelinde değildir. Bir bakıma feshin kaçınılmaz olup olmadığı yönünde, işletmesel kararın gerekliliği de denetlenmelidir. Feshin kaçınılmazlığı ekonomik açıdan değil, teknik denetim kapsamında, bu kararın hukuka uygun olup olmadığı ve işçinin çalışma olanağını ortadan kaldırıp kaldırmadığı yönünde, kısaca feshin son çare olması ilkesi çerçevesinde yapılmalıdır. Ancak işçinin çalışma olanağının olup olmadığı somut olarak ortaya konmalıdır.
Dosya içeriğine göre davacıya aynı tarihte tebliğ edildiği anlaşılan 10/02/2015 tarihli fesih bildiriminde fesih sebebi olarak sektörde verimlilik ve rekabet gücünün arttırılması, etkinliğin sağlanması, satış ve dağılım gelişiminin sağlanması, şirketin zarar etmesi nedeni ile genel giderlerin optimize edilmesi, distribütör yönetimi ve organizasyon yapısından değişiklik yapılması gösterilmiştir.
Davacı ile aynı gün aynı nedenle işten çıkartılan ve davalı şirkete karşı dava açan işçi Hakan Gezer’in mahkemece işe iadesine karar verilmiş, bu karar Dairemizin 2015/31661 Esas, 2016/12703 Karar ve 30/05/2016 Tarih sayılı ilamıyla onanmıştır.
Şirketin satış hacminde daralma bulunmadığı, ticareti maliyeti artış oranını dahi elimine edecek oranda satış giderlerinde nispi bir azalma bulunduğu, reorganizasyonun zarar-maaliyet ilişkisine yaklaşım da strateji değişikliğinden kaynaklandığı, pazar payındaki düşüşün %0,1 düzeyinde kaldığı, davacının yaptığı göreve ihtiyacı ortadan kaldıracak mahiyette gerçek anlamda bir küçülme olmadığı, ciro düşüklüğü gibi iş düşüklüğünde azalmaya yol açacak bir neden bulunmadığı, davacının iş tecrübesi mevcut görev ve pozisyonu itibari ile iş gücü fazlalığı iddiasının varlığını kabule yeterli bir veri olmadığını ve başka bir pozisyonda görevlendirme konusunda çalışma yapıldığına dair bir delil elde edilemediği ve bu nedenlerle feshin geçerli nedenle yapılmadığı kanaatine varılmıştır.
Feshin geçerli nedenle yapıldığında dair davalı savunmasına itibar etmek mümkün değildir. Mahkemece davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
F) SONUÇ :
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 5 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6. Davacının yapmış olduğu 233,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.800,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 10.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy