MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin sözleşmesinin haklı ve geçerli bir neden olmaksızın 31/12/2015 tarihinde feshedildiğini bu nedenle feshin geçersizliğini iddia ederek müvekkilinin işe iadesine, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süreye ilişkin 4 aylık ücret ve diğer haklarına karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili,davacı iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğini, her türlü işçilik ücret ve alacaklarının ödendiğini savunarak haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan deliller doğrultusunda iş akdinin haksız feshedildiği gerekçesiyle işe iade kararı verilerek ,işe iade kararının gereği doğrultusunda işe başlatmama tazminatı olarak takdiren 6 aylık brüt ücret tutarı üzerinden tazminata hükmedilmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Duruşmada tefhim edilen ve hükmün esasını teşkil eden hüküm özeti ile gerekçe arasında çelişki olması 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırıdır.
Diğer taraftan 6100 sayılı HMK. 298/2. maddesinde kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olamayacağı yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na uygun bir biçimde yeniden düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
Somut uyuşmazlıkta, Mahkeme karar gerekçesinde davacının kıdemi ve fesih nedenleri göz önünde bulundurularak, takdiren 6 aylık brüt ücret tutarı üzerinden tazminata hükmedildiği belirtilmesine rağmen hükümde davacının kıdemi ve fesih nedeni göz önünde bulundurularak takdiren 8 aylık brüt ücreti tutarında tazminatın hüküm altına alındığı anlaşılmıştır. Hüküm ile gerekçe arasında bu şekilde çelişki yaratılması hatalı olup, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy