MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, eksik ödenen ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalının işçisi olarak çalışırken haklı bir neden olmaksızın işten çıkarıldığını son maaşının brüt 4.536,00 TL olduğunu kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, UBGT ücretlerinin ödenmediğini belirterek, anılan alacakların tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı şirketin tek başına işveren olmadığını, davacıyı dava dışı ... isimli bir şirketle oluşturdukları adi ortaklıkta çalıştırdıklarını adi ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olup davacı tarafından davanın eksik açıldığını, dava şartlarının oluşmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının fesih tarihi olduğunu belirttiği tarihte 1278542.34.07 ... sicil numaralı iş yeri işçisi olarak çalıştığı, bu sicil numarasının ... kayıtlarına göre "... olduğu, davalı şirket tarafından dosyaya sunulan belgelere göre, belirli süreli iş sözleşmesinde işverenin "... adi ortaklığı" olduğu, davacı işçiye imzalatılan yıllık ücretli izin kullanım belgesinde adi ortaklığın işveren olarak görüldüğü yine davacının maaş bordrolarında işverenin adi ortaklık olarak görüldüğü, davalı şirketin dava dışı ... isimli şirketle oluşturduğu adi ortaklık iş yerinde davacıyı hizmet akdiyle çalıştırdığı, adi ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine elbirliği mülkiyet kuralları gereğince bütün ortaklar aleyhine mecburi dava arkadaşlığı nedeniyle dava açılması gerekip bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasının gerektiği, taraf teşkilinin dava şartlarından olup mahkemece kendiliğinden göz önüne alınması gerektiği, HMK 114 ve 115. Maddeler gereğince dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılabileceği, dava dosyasında davacı tarafından dava dışı ... isimli şirkete karşı mecburi dava arkadaşlığı olmasına rağmen dava açılmayacağının bildirildiği, davacı tarafa 10/09/2015 tarihli ara kararı ile verilen süreye rağmen taraf teşkili sağlanmadığından HMK 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraf ehliyeti, bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır Buna göre; medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek yada tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 520 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620) ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın taraf ehliyeti yoktur. Bu nedenle, adi ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Adi ortaklığa karşı açılacak davalar yönünden ise; ikili bir ayrım yapmak gerekecektir. Davanın konusu paradan başka bir şey ise davanın bütün ortaklara karşı birlikte açılması (mecburi dava arkadaşlığı), davanın konusu para ise; ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları yada tümüne karşı (ihtiyari dava arkadaşlığı) dava açılabilecektir. Zira 6098 sayılı TBK.'un 163. Maddesi uyarınca "Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder".
Taraf ehliyeti, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarından olup, taraflarca ileri sürülmese dahi, mahkemece re'sen nazara alınabilecektir.
Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 638. maddesine göre; ortaklık sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça adi ortaklar birlikte ya da temsilci vasıtasıyla üçüncü kişilere karşı deruhte etmiş oldukları borçlardan müteselsilen sorumlu olurlar. Bu hükme göre alacağa ilişkin bu davanın adi ortakların müteselsil sorumluluğuna dayalı olarak her birine karşı açılması mümkündür.
Alacak istemli dava dilekçesinde, dava dilekçesinde adi ortaklıklardan birine veya birkaçına karşı açılmış ise, TBK. 163. Maddesi uyarınca dava incelenmelidir. Ancak sadece adi ortaklık veya ortak girişim denmiş ve kişi gösterilmemiş ise “Hukuk Genel Kurulunun 8.10.2003 tarih, 2003/12-574-564 sayılı kararında vurgulandığı üzere ortak girişim iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri bir ortaklık türü olup, bu ortaklığın tek başına tüzel kişiliği bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta davacı para alacaklarına ilişkin olarak adi ortaklığa değil, ortaklığı oluşturan ve müteselsilin sorumluluğu bulunan davalı şirkete karşı dava açmıştır. Davalının müteselsil sorumluluğu ile yukarda belirtilen yasal düzenlemeler karşısında sorumluluğu ve taraf sıfatı bulunmaktadır. Esas hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde usulden ret kararı verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 31.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy