MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin davalı tarafından SGK ya prim günlerinin ve primlerinin az bildirilmesi, yıllık izinlerinin kullandırılmaması, fazla mesai ve bayram ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile fazla çalışma, genel tatil, hafta tatili ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının işyerinde aralıklı çalıştığını istifa ederek ayrıldığını, ücretinin asgari ücret olduğunu, herhangi bir alacağı olmadığını ve ibraname verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.04.2012 tarih, 2010/7310 Esas, 2012/14442 Karar sayılı kararı ile, “Somut olayda, davacı iddialarını kanıtlamak için tanık deliline başvurmuş ve 11 adet tanık bildirmiş, 8 tanık dinlenip davacı vekili birinin dinlenmesinden vazgeçmiştir. Kalan 2 tanıktan da dava aydınlandığı için mahkemece vazgeçmiştir. Ancak davacı vekilinin bu tanıklarının dinlenilmesinden vazgeçme talebi bulunmadığından yasal bir neden olmadan davacının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması doğru değildir. Anılan tanıklar dinlenerek ifadeleri tüm dosya içeriği ile bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Davacı 2500 TL net ücret aldığını ileri sürmüş, iddiası bazı tanıklarınca doğrulanmıştır. Davalı asgari ücret aldığını savunup imzalı ücret bordroları sunmuştur. Mahkemece asgari ücret aldığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak yargılama sırasında davacı ücret bordrolarındaki ve işe giriş bildirgelerindeki imzaların kendine ait olmadığını iddia etmiştir. Bu durumda davacının ne kadar ücret aldığına dair ücret araştırması ve imzaların davacıya ait olup olmadığına dair imza incelemesi yapılmadan karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece davacının alabileceği ücret yukarıdaki ilkeler doğrultusunda araştırılmalı ve bordrolardaki ve işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı belirlenmeli ve sonuçlarına göre gerekirse ek veya yeni bir bilirkişi incelemesi yapılarak sonuca gidilmelidir. Bu nedenlerle sair hususlar incelemeksizin kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçeleri ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir karar vermeden yeniden hükümde karar vermek zorundadır. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemenin bozmadan önceki ilk kararında davacının genel tatil alacağına hak kazandığı ve davalının ödemeyi ispat edemediği gerekçesiyle 347,66 TL genel tatil ücretine hükmedilmiş, karar sadece davacı tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararda ise, davacının genel tatil günlerinde çalıştığını ispat edemediği gerekçesiyle bu alacağın reddine karar verilmiştir. Bu durum, bozmaya uyulmakla davacı lehine oluşan usulü kazanılmış hak ilkesine aykırıdır.
Mahkemece, dosya içindeki 29.01.2014 tarihli bilirkişi raporu bir değerlendirmeye tabi tutularak genel tatil alacağı talebinin kabulü yönünde 347.66 TL. den az olmamak üzere karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Full & Egal Universal Law Academy