MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVALILAR :..
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı; çalıştığı iş yerinde güvenlik hizmetlerinin ihale yoluyla alt işveren taşerona verildiğini, kendisinin ihaleyi kazanan taşeron firma işçisi olarak 06.09.2006 tarihinde güvenlik görevlisi olarak işe alındığını, en son ... elemanı olarak diğer davalı .. (..) de görev yaptığını, kendisinin davalılarca haksız ve hukuka aykırı bir şekilde işten çıkartıldığını, iş güvencesi kapsamında olduğunu, aslında feshin sendika üyesi ve temsilcisi olduğu için gerçekleştirildiğini, bir çok taşeron değişmesine rağmen , hep davalıya ait markette çalıştığını, dolayısıyla bir asıl işveren alt işveren ilişkisinden de söz edilemeyeceğini, sözleşmenin muvazaalı olduğunu, davalı Kipa elemanı olarak işe iadesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ...vekili; davacının farklı farklı taşeronlar bünyesinde çalıştığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirket çalışanı olarak .. projesinde çalıştığını, davacının sendika yetkisinin olmadığını, sendika temsilcisi diye bir kişinin işten çıkarılmasının söz konusu olmadığını, bu beyanında gerçeği yansıtmadığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle 4857 sayılı İş Kanunun 25. maddesi gereği feshedildiğini , muvazaa iddiasının ise doğru olmadığını, güvenlik hizmetlerini asıl işe yardımcı iş niteliğinde olduğu, bu hizmetlerin ise 4857 sayılı İş kanunun 2. maddesinin 6. fıkrası gereği alt işverenlere verilebildiğini, davalının bu talebinin de reddi gerektiğini beyan etmiştir.
Diğer davalı vekili; davacının ....’nin işçisi olduğunu, davacı ile Kipa arasında herhangi bir hukuki bağ ve hizmet ilişkisinin bulunmadığını, kendileri bakımından davanın husumet nedeniyle reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davacının çalıştığı işyerinde 19 işçinin çalıştığı 30 işçi koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönündeki kararı Dairemizin 23.06.2015 Gün, 2015/16202 Esas, 2015/22853 Karar sayılı kararıyla davalı .....’ye ait davacının çalıştığı işyerinde çalışan işçi sayısı 19 ise de, davalı ....’nin aynı iş kolunda tüm işyerlerindeki işçi sayısı araştırılarak fesih tarihinde 30 işçi koşulunun sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak davalı şirketçe davacının işten ayrıldığı tarihte personel sayısının 2395 olduğunun bildirildiği işçi sayısının 30’dan fazla olduğu, yeminli dinlenen tanık beyanları ve bilirkişi raporu değerlendirildiğinde davacının iş sözleşmesinin feshinin 4857 sayılı İş Kanunu 25/II kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, feshin haksız olduğu ayrıca sendikal nedene dayandığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine, davacının davalı ... (...)’daki işine iadesine, tazminat miktarının 12 aylık ücret tutarında belirlenmesine, davacının işe iadesi için davalı işverene süresi içinde müracaatı halinde kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Davacının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte 6356 sayılı Kanun’un 25/4 maddesinde sendikal tazminatın işçinin başvurusu, işverenin işe başlatıp başlatmama şartına bağlı olmaksızın belirleneceğinin öngörüldüğü buna rağmen mahkemece tazminatın davacının başvurusu ve işverenin başlatmama şartına bağlı olarak belirlendiği, bunun usul ve yasaya aykırı olduğu ancak davacı temyizi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2- Davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin belgeler, taraf tanık anlatımları ve dosyadaki deliller dikkate alındığında davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine karar verilmesi yerindedir.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. 4857 sayılı İş Kanunu ile asıl işverenin, bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, pirim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır. Kanunun kullandığı “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır. (Dairemizin 09.06.2008 gün ve 2007/40942 Esas, 2008/14420 Karar sayılı ilamı).
Davacı dava dilekçesinde davalı “..”nın güvenlik görevlisi olduğunu, davalının güvenlik işini taşeronlara verdiğini, taşeronlar değişse de aynı işyerinde çalışmaya devam ettiğini, güvenlik görevlisi olarak işe alındığını, güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini belirterek davasını ...) ve bünyesinde çalıştığı güvenlik şirketi olan ...’ye yöneltmiştir.
Davacı ... görevlisi olarak çalışmıştır. Güvenlik işi yardımcı iş niteliğinde olup alt işverene verilebilecek bir iştir. Yargılama sırasında davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu yönünde somut bir delil de bulunmamaktadır. Bu açıdan davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle işe iadeyle yükümlülük asıl işveren ...de değildir. Yukarıda açıklandığı üzere asıl işveren yalnızca işe iadenin mali sonuçlarından alt işverenle birlikte müşterek ve müteselsil sorumludur.
Buna rağmen mahkemece karar gerekçesinde davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu yönünde bir açıklama da yapılmadan, davacının ...’ye (..) iadesi yönünde hüküm kurulmuş, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre alacağından ise infazda tereddüt uyandıracak şekilde hangi davalının sorumlu tutulduğu, sorumluluğun müşterek ve müteselsil olup olmadığı "davalıdan" denilerek açıklanmadan karar verilmiştir. Bu husus usul ve yasaya aykırıdır.
3- Mahkemece davacının iş sözleşmesinin feshinin sendikal nedene dayandığı kabul edilmişse de; bu konuda mahkemece yapılan araştırma yeterli değildir.
Davacının hangi tarihte sendikaya üye olduğu, davalı ... şirketine ait davacının çalıştığı işyerinde sendikalı kaç işçinin bulunduğu sendikalı kaç işçinin iş sözleşmesinin feshedildiği, sendikadan istifa eden işçilerin bulunup bulunmadığı varsa bunların çalışmaya devam edip etmediği, sendikalı olmayan işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilip edilmediği, feshedilen işçiler yerine işçi alınıp alınmadığı bunların sendikalı olup, olmadığı hususları açıklığa kavuşturulmalıdır. Ayrıca davacının sendikal hakların engellenmesi suçundan davalı ... şirketi yöneticileri hakkında şikayetçi olduğu, konuyla ilgili ceza davası açıldığı, ceza davası yargılaması sonucu beklenip tüm deliller değerlendirildikten sonra feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Full & Egal Universal Law Academy