MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının 1995-2011 tarihleri arasında davalı şirketin yurtdışı şantiyelerinde formen olarak çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini, son ücretinin aylık net 2.000,00 USD olduğunu, üç öğün yemek, barınma ve ısınma ihtiyacının işveren tarafından karşılandığını iddia ederek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının kesintisiz çalışmadığını, belirli dönemler halinde çalıştığını, çalıştığı projelerin bitmesi sona ermesi ile belirli süreli iş akdi gereğince görevinin bittiğini iş akdinin kendiliğinden sona erdiğini, davacının iddia edilen ücretle çalışmadığını, saat ücreti esas alınarak hesaplanan ücrete göre çalıştığını, belirli süreli iş ilişkisi kurulduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının) ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili Av. ... imzalı davacı dava dilekçesinde, davacının davalı nezdinde 1995-2011 tarihleri arasında, şantiyede formen olarak en son 2.000 USD. aylık ile çalıştığı iddia edilerek işçilik alacaklarının talep edildiği belirtilmiştir.
Gerekçeli karar başlığında davacı vekilinin Av. ... olmasına rağmen dosyada vekaleti olmayan Av....' in isminin yazıldığı,
Karar gerekçesinde davacı dilekçesi ile hiç bir alakası olmayan şekilde " 2010-1013 yılları arasında çalışan şatış pazarlama yetkilisi olarak çalışan bir davacıdan " söz edildiği,
Gerekçedeki bilirkişi raporu dahil tüm açıklamaların dava ile hiç bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemenin gerekçeli kararının içerik itibarı ile dosyaya ait olmadığı çok açıktır.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında bir bütün ve dosyaya özgü olması gereken gerekçeli karar başka bir dosya ile karıştırılmış olup, bu husus aynı zamanda belgelendirmeyi de bozucu nitelikte olduğundan HMK. nun 297. maddesine aykırı olup, dosyaya özgü gerekçe içermeyen kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 16/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.