MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili ... Merkezinde Çağrı Merkezi Yetkilisi olarak 20.06.2012 tarihinde işe başladığını, iş akdinin hiçbir haklı nedene dayanmaksızın tek taraflı olarak feshedildiği 26.08.2015 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığını iş sözleşmesinin 26.08.2015 tarihinde bir takım asılsız iddialara dayanarak işverence tek taraflı olarak feshedildiğini, 31.08.2015 tarihinde eline ulaşan fesih bildiriminde; ürün satışlarında usulsüz hareket ederek müşterilerde güvenlik endişesi yarattığı, dış arama yetkisini amacı dışında kullandığı ve mesai yapmaksızın kendisine fazla mesai ücreti ödenmesine neden olduğu gibi suçlamalarla, kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek sona erdirildiğinin belirtildiğini, söz konusu iddiaların hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını iddia ederek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının banka ürünlerinin satışında usulsüz davranması, müşterilerde güvenlik endişesi yaratması, dış arama yetkisini amacı dışında kullanması, fazla mesai yapılmadığı halde sistemi etkileyerek kendisine fazla mesai ücreti ödenmesini sağlaması sebepleriyle iş akdinin feshedildiğini, davacının daha önce birçok kez uyarıldığını fesih öncesi yazılı savunması alındığını ancak haklı bir mazeret öne süremediğini, davacının tutum ve davranışlarının davalının müşteri ilişkilerine zarar verdiğini, çalışma ortamını olumsuz etkilediğini, müşterilerde güvenlik endişesine neden olduğundan davacının izlemeye alındığını, inceleme sonunda durumun haklılığının anlaşıldığını, durumun iş ilişkisini sürdürmeyi imkansız hale getirdiğini savunarak davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, işverenin fesih sebebi ile bağlı olduğu, 26/08/2015 tarihli fesih bildiriminde, davacının banka ürünlerinin satışında usulsüz hareket ettiği ve müşterilerde güvenlik endişesi yarattığı, dış arama yetkisini amacı dışında kullandığı, mesai çalışması yapmadığı halde, sistem üzerinden giriş yaparak kendisine haksız mesai ücreti ödenmesine neden olduğu iddiasıyla iş sözleşmesinin feshedildiği ,fesih nedenlerinin hepsinin, işyeri kayıtları ile ispat edilebilecek husus olmasına rağmen, davalı tarafın, iddialara ilişkin sadece tutanakları incelettiği , bu hususlara ilişkin kayıtları incelemeye açmadığı ve dosyaya da sunmadığı , sonuç olarak bu nedenlerle davalı tarafça, feshin haklı ya da geçerli nedene dayandığı ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili yasal süresi içinde temyiz etmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/II.c.1 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir.
İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu kanıtlayacaktır. Buna göre fesih işlemini yazılı yapmış olması, belli durumlarda işçinin savunmasını istediğini belgelemesi, yazılı fesih işleminin içeriğinde dayandığı fesih sebeplerini somut ve açık olarak göstermiş olması gerekir. İşverenin biçimsel koşulları yerine getirdiği anlaşıldıktan sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunun kanıtlanması aşamasına geçilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması olasılığından kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İspat yükü kendisinde olan işveren, geçerli ve haklı nedende davacının davranışının veya yetersizliğinin işyerinde olumsuzluklara yol açtığını ve iş ilişkisinin çekilmez hal aldığını da ispat etmelidir.
Dosya içeriğine göre, davacı işçi hakkında 2014 yılında değişik tarihlerde farklı olaylara ilişkin tutanak tanzim edildiği, 20.07.2015 tarihli uyarı yazısıyla “Sayın ..., Müşteri temsilcisi olarak, sorumluluğunuz olan satış görevini Çağrı Merkezi standartlarına uygun olmayan şekilde usulsüz olarak yaptığınız, dış arama yaparak müşterilere kart güvenlik teyidi için aradığınızı ilettiğiniz ve müşterilerin güvenlik endişesi üzerine KGP satışı yaptığınız, satış sırasında müşteriye verilmesi gereken zorunlu bilgileri eksik ilettiğiniz ve güvenlik sağlamadan bilgi paylaştığınız tespit edilmiştir. Belirtilen konularda Çağrı Merkezi iş akışları doğrultusunda çalışmalarınıza devam etmenizi ve benzer durumlara tekrarlamamanız konusunda özeninizi rica ederim” denilerek uyarıldığı, 22.07.2015 tarihli yazıyla “Sayın ..., Müşteri temsilcisi olarak görevinizi yerine getirmeniz için tanımlanmış olan dış arama yetkinizi amacı dışında ve sistemi yanıltmaya yönelik kullanarak suiistimal ettiğiniz tespit edilmiştir. Belirtilen konularda Çağrı Merkezi iş akışları doğrultusunda çalışmalarınıza devam etmenizi ve benzer durumları tekrarlamamanız konusunda özeninizi rica ederim” denilerek yeniden uyarıldığı, yine davalının 28.07.2015 tarihli “Çalışmalarınızda belirlenen iş akışına uygun olmayan şekilde hatalı KGB satışı gerçekleştirdiğiniz, müşteriye verilmesi gereken zorunlu bilgileri iletmediğiniz, müşteriden onay almadan poliçe girişi yaptığınız ve müşterinin istememesi üzerine iptal ettiğiniz tespit edilmiştir. Sizden Çağrı Merkezi iş akışları doğrultusunda çalışmalarınıza devam etmenizi ve benzer durumlara tekrar neden olmamanızı rica ederim” şeklindeki uyarı yazısının davacıya 29.07.2015 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Yine 04.08.2015 tarihli tutanakta “Personelimiz İdriş Keleş’in Kasım 2014-Haziran 2015 tarihleri arasında rutin hafta sonu çalışmalarını fazla mesai olarak İK portal sistemine girerek hak etmediği mesai ödemesi aldığı tespit edilmiştir. Bu gün konu kendisiyle paylaşıldığında ‘bunu farkında olmadan yapmış olduğunu, herhangi bir kötü niyeti bulunmadığını, kayıtları yöneticisinin kontrol etmesi gerektiğini’ belirtmiş ve takip eden bordrolardan mahsup edilmesini önermiştir. Ayrıca 20 Temmuz tarihinde tarafımızca uyarılmasına neden olan usulsüz ve müşterilerde güvenlik endişesi yaratarak yaptığı satışlar sorulduğunda ‘arefe günü satış hedefini tamamlayarak öğleyin işten ayrılabilmek amacıyla bu şekilde davrandığını belirtmiştir. Bu davranışlarının temel çalışma ilkelerine aykırı olduğu anımsatıldığında ‘bu kuruma 3 yıldır emek verdiğini, bu güne dek yaptığı çalışmaların göz önünde tutularak yöneticilerinin arkasında durmasını beklediğini’ belirtmiş olup davacıdan, 21.08.2015 tarihinde fesih bildiriminde gösterilen nedenlerle savunması istenmiş, davacının el yazısıyla yazdığı savunmasında iddiaları kabul etmediği , daha önce görüştüğü ancak işi olduğundan sonradan aranmak isteyen müşterileri takım liderinin bilgisi dahilinde aradığını ,hafta içi mesai yaptıklarında mesainin hafta sonu girilmesini söyleyebildiklerini bazen girmeyi unuttukları mesaileri sonradan girdiklerini bunlarda da takım lideri ve yöneticinin onayı olduğunu , satış yapanların bayramda çıkabileceği söylendiğinden dedesinin rahatsızlığ için acil memlekete gitmesi gerektiğinden satış yaptığını söylediği görülmüştür.
Tüm bu olaylardan sonra davacının iş akdi 26.08.2015 tarihli fesih bildirimiyle “Bankamız ürünlerinin satışında usulsüz hareket ettiğiniz ve müşterilerde güvenlik endişesi yarattığınız, dış arama yetkinizi amacı dışında kullandığınız, mesai çalışması yapmadığınız halde sistem üzerinden giriş yaparak kendinize haksız yere fazla mesai ücreti ödenmesine neden olduğunuz anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen nedenlerle Yönetim Kurulu Kararıyla ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. Ve 18. Maddeleri gereğince ihbar sürenize ait ücretiniz ve kıdem tazminatınız ödenmek suretiyle Banka ile olan iş sözleşmeniz sona erdirilmiştir.’’ gerekçesiyle feshedilmiştir.
Tüm bu kayıtlara göre davacının davalı işveren aleyhine tutum ve davranışlarda bulunduğu ve bayramda izne ayrılmak için usulsüz olarak satış yaptığı, bu hususu kendisinin de savunmasında açıkça kabul ettiği anlaşılmaktadır. Davacının bu davranışlarının haklı feshe neden olacak nitelikte olmakla birlikte 6 iş günlük süre içerisinde fesih yapılmadığından feshin haklı nedene dayandığının kabul edilemeyeceği ancak iş ilişkisinin sürdürülmesinin davalı işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyecek hale gelmesine neden olduğu, feshin bu suretle geçerli nedenlere dayandığı anlaşılmaktadır. Davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :
Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 970.00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 27.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy