MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, işyerinde 28/08/2007 tarihinde çalışmaya başladığını, sendika üyesi olup çalışma saatleri dışında sendikal faaliyet yürüttüğü için 30/04/2015 tarihinde iş akdinin fesih edildiğini, işverenin sendika üyesi olan veya olmayı düşünen tüm işçilerin iş akdine son verdiğini, davalı işverenin çalışanların çoğunluğunu asgari ücrete çalıştırdığını ve kötü davrandığını işçilerin en küçük hak arama çabalarında çok sert tepki verdiğini, işyerinde ...'ya aykırı olarak kadınlara karşı ayrımcılık yapıldığını, çalışan kadınlara ağır işler yaptırıldığını, aynı işi yapan erkeklerden daha düşük ücret ödendiğini, bu duruma itiraz eden kadınların “sen ev geçindirmiyorsun” denerek susturulduklarını, çalışma şartlarının yasalara uygun düzenlenmemesi sebebi ile işten ayrılan işçilerin davalar açtığını, bu davalar sebebi ile işverenin 2015 Ocak ayından sonra çalışanlara baskı yapıp geçmişe dönük belgeleri imzalatmaya başlattığını, işyerinde çalışma saati günlük 10 saat olup tüm resmi tatillerde çalışma yapıldığı halde fazla mesai ödenmediğini, geçmişe dönük puantaj kayıtlarını imzalamayanlara baskı kurulduğunu, bunun üzerine işçilere sendikaya üye olup sendikal faaliyet yapmak için çalışma saatleri dışında toplantılar yaptığını, bunun bilgisini alan ve toplantı halinde iken resimlerini ele geçiren işverenin, işçileri tek tek çağırarak sendikaya üye olmaları halinde iş akitlerine son verileceğini söylediğini, sendikaya üye olup sendikal faaliyet yürüten işçilerin 24/04/2015 tarihinden itibaren iş akitlerine son verilmeye başlandığını, ileri sürerek iş akdinin sendikal sebeplerle feshinin tespitini ve davacının işe iadesini, işe iadenin gerçekleşmemesi durumunda 12 aylık ücret tutarında tazminata ve boşta geçen süre için 4 aylık ücretine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının 14/11/2008 tarihinden iş akdinin geçerli sebeple fesihedildiğini, 30/04/2015 tarihine kadar en son 1.201,50 TL net ücret ile çalıştığını, iş akdinin geçerli sebeple feshedildiğinin yazılı fesih bildirimi ile tebliğ edildiğini, 9.592,46 TL kıdem ve ihbar tazminatı ödendiğini, davalı şirketin dönemsel olarak üretim kapasitesinin ciddi olarak azalması sebebiyle ekonomik tedbirlere başvurmak zorunda kaldığını, ayrıca döviz kurundaki aşırı dalgalanmanın ülkenin ekonomik durgunluğu ve öngörülmez hal alması da eklenince de müvekkilin bir takım ekonomik tedbirleri almasını kaçınılmaz olduğunu, bu nedenle Ocak 2015 tarihinden itibaren küçülmeye giderek toplam 157 personelin iş akitleri sonlandırıldığını ve iş bu fesihlerin aylara yayılmak suretiyle yapıldığını, davalı müvekkil gıda-unlu mamul alanında faaliyet göstermekte olduğu bu sektörde mevsimsel ciddi üretim kapasitesi düştüğünü ve bu durumun her yıl tekrarlandığı ve bundan dolayı benzeri ekonomik tedbire başvurmak zorunda kaldığını, iş akitlerinin feshinde çalışanlar arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın işin gereklerine göre değerlendirme yapıldığını, işin ve işyerinin gereklerinden kaynaklanan geçerli neden dayanarak veya bir kısım işçilerin kendileri tarafından işten ayrılmalarından sonra işyerine yeni işçi alımı yapmadığını, müvekkilinin davacının sendikaya üye olup olmadığını dahi bilmediğini, davacı vekilinin, dosyaya davacının sendika üyesi olduğuna dair bir kayıt ve belge ibraz etmediği gibi davacının müvekkil şirkete iş akdinin feshinden önce veya sonra sendika üyesi olduğuna dair herhangi bir bildirimde de bulunmadığı gibi yine herhangi bir sendika tarafından bu konuda yapılmış bir bildirim de bulunmadığını, müvekkili şirketin yaklaşık 500 çalışanının olduğunu bunlardan hangilerinin sendika üyesi olduğu veya olmayı düşündüğünü bilmesi veya bilebilecek durumda olmasının söz konusu olmadığını, sendikal faaliyet amacı ile bir toplantı yapılıp yapılmadığı müvekkil şirket tarafından bilinmemekte olup işyerinde herhangi bir toplantı da yapılmadığını, işyerinde kadınlara yönelik bir takım baskıların yapıldığı iddiasının gerçekle ilgisi bulunmayan hangi maksatla yazıldığı dahi anlaşılmayan bir beyan olduğunu, Ocak 2015 tarihinden itibaren belirli aralıklarla 157 çalışan işten ayrıldığını, ayrılanlardan kaç kişinin sendika üyesi olduğu veya olmadığının işveren tarafından bilinmediğini, sendikal sebebe dayalı açılan işe iade davacının iddia edildiği gibi 30 değil, 12 olduğu, bu sayının iş akdi çeşitli sebeplerle sona eren 157 çalışan nazara alındığında davalı şirketin sendikal faaliyet nedeni ile iş akdinin feshettiği iddiasının da karşılığı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının feshin sendikal nedene dayandığını ispat edemediği gerekçesiyle sendikal tazminat talebinin reddine, davalının da, yaz aylarındaki mevsimsel talep azalmasının istihdamın devamını neden ortadan kaldırdığı, mevsim dönüşümü ile talep artışı halinde istihdamın yeniden sağlanmasının neden mümkün olmadığı, fazla mesailerin kaldırılması, diğer tedbirlere başvurulması, işletmesel kararın tutarlı olarak uygulanması, çıkarılacak işçilerin objektif kriterlerle belirlenmesi gibi hususları ispat edemediğinden ve feshin son çare olma ilkesine bağlı kalmadığından feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davacının işe iadesine ve parasal haklarına karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale ettirildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve temyiz harç ve giderlerinin yatırılması gerekir. Uyap üzerinden yapılan kanun yoluna başvuru işlemlerinin ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 48. maddesine uygun yapılması gerekir.
6100 sayılı HMK'nun 297.maddesi; "(1) Hüküm “... Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile ... Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve
süresini.
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."
Aynı Kanunun 321/2.maddesi; "(2) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir."
Mahkemenin duruşmada tefhim edilen kararı HMK'nun 297. maddesi ve 321/2.maddesine uygun olup, tefhimin usulüne uygun şekilde yapılması karşısında temyiz süresinin 5521 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince tefhimden başlatılması yerinde olup, buna bağlı olarak Mahkemenin davacının temyiz talebinin reddine ilişkin 10/08/2016 tarihli kararının usul ve yasaya uygun olduğu ve davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından, Mahkemenin davacının temyiz talebinin süreden reddine ilişkin 10/08/2016 tarih ve 2015/593 E., 2016/311 K. sayılı ek kararının ONANMASINA,
2-Davalı vekilinin temyizi açısından;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 05/12/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy