MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, görevsizlik kararı verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin 15.07.1978 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını, ancak SGK bildiriminin 1984 yılında yapıldığını, makasçı ustası olarak askerlik süresi hariç fesih tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, son ücretinin aylık net 700,00 TL olduğunu, iş akdinin 15.04.2009 tarihinde davalı tarafından işyerinin kapatılması gerekçesiyle haksız olarak feshedildiğini iddia ederek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; işyerinin 4857 sayılı yasaya tabi olmadığını, Esnaf ve Sanatkarlar Yasası kapsamında kaldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizce özetle "... Davalı işverenin esnaf olup olmadığının ilgili Esnaf ve Ticaret odalarından da sorulmak suretiyle araştırılarak davacının statüsünün kesin olarak ortaya konulması gerekmektedir. Değişen yasal düzenlemelerde gözönünde tutulmak suretiyle, davacının çalıştığı dönemlerde İş Kanunu kapsamında kalan bir dönem olup olmadığı tespit edilip varsa bu dönem açısından davacının taleplerinin değerlendirilmesi aksi takdirde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması isabetsizdir." gerekçesiyle bozma kararı verilmiş ve mahkemece bozma üzerine yapılan yargılamada, davalı işverenin esnaf olduğu ve işyerinin Esnaf ve Sanatkarlar Yasası kapsamında kaldığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Dosya içeriğine göre, hüküm özetini tefhim eden hakimin görevinden uzaklaştırıldığı, karar gerekçesinin yasal mevzuat gereği başka bir hakim tarafından yazıldığı, gerekçeli kararda bozma öncesi ve sonrası toplanan delillerin tartışılmadığı, davalının hangi sebeple esnaf sayıldığının gerekçelendirilmediği gibi tanıkların da yeterince dinlenmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş uyulmasına verilen bozma kararı uyarınca işlem yapılarak davalıya ait işyerinde kayden 2 çalışan görünmekle birlikte davacı tanığı ...'ın işyerinde 5 çalışan olduğunu belirtmesi karşısında, bu tanığın çalışan 5 işçiye ilişkin açıklayıcı beyanı alınarak, bu işçilerin kim olduğu, hangi tarihlerde çalıştıkları açıklığa kavuşturulup keza diğer tanıklar da bu konuda yeniden dinlenerek, davalının esnaf olup olmadığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde saptamak, verilen kararı gerekçelendirilerek sonuca gitmektir. Eksik araştırma ile gerekçesiz karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 28/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy