MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı-Karşı davalı İsteminin Özeti:
Davacı-Karşı davalı vekili asıl davada; müvekkilinin, davalıya ait işyerinde elektrik akım formeni olarak 27.04.1984-04.11.2013 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğinin işe iade kararı ile kesinleştiğini, karar gereği müvekkilinin işverene müracaat ettiğini ve iş başı yaptırıldığını, daha sonrasında bölümünün sözlü olarak değiştirildiğini ve çalışma koşullarında esaslı değişiklik yaratıldığını, müvekkilinin iş değişikliğini kabul etmediğini yazılı olarak işverene bildirdiğini ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı-Karşı davacı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı-Karşı davacı vekili asıl ve birleşen davada; davacının kötüniyetli olduğunu, işe iade sonrası işe başlatıldığı bölümün iş akdinde değişiklik yaratacak nitelikte olmadığını, davacının yeni görevlendirmeyi kabul etmemesinin parasal kazanç amacı taşıdığını savunmuş ve birleşen davaya konu icra takibinde de kıdem tazminatının iadesini talep ederek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, asıl davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince kararın gerekçesinde; işverenin kıdem tazminatını ödemeyi engeller bir nedenle iş akdini sonlandırdığını ispatlayamadığından ve ihbar önel süresine de uyulmadığından bahisle kıdem ve ihbar tazminatları ile işe iade davasında hükmedilen boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatlarının hüküm altına alındığı belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temeli; işçinin işe başlamada, işverenin ise işe başlatmada samimi olup olmadığı, işe iade sonrası işçinin başlatılmak istendiği iş ile geçersizliğine hükmedilen fesih öncesi çalıştığı iş arasında esaslı değişiklik olup olmadığı, esaslı değişiklik var ise bunun geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Bu hususlarda, dosyadaki deliller tartışılıp bir değerlendirmeye tabi tutulmaksızın ve uyuşmazlık konuları net bir biçimde ortaya konulup aydınlatılmaksızın, yazılı şekilde ve şekli gerekçelerle asıl davanın kabulüne hükmedilmesi hatalıdır.
Sonuç olarak mahkemenin gerekçeli kararının T.C. Anayasası’nın 141. maddesinin amacına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine uygun olmadığı anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir.
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2.maddesi gereğince de; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta; işverence, Kocaeli 4. İş Mahkemesinin 2014/602 Esas sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davası, işçinin açmış olduğu asıl dava ile 09.12.2014 tarihinde birleştirilmiş olup, mahkemece birleşen bu dava hakkında da herhangi bir gerekçe oluşturulmadığı gibi olumlu veya olumsuz bir karar da verilmemiştir.
Karar bu yönü ile de hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın açıklanan sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı-karşı davacıya iadesine, 11.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy