MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, ... 10. İcra Müdürlüğünün 2013/9117 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının davalı tarafından işten çıkarıldığını,en son maaşının 8.500,00 TL olduğunu, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti alacakları ile bu alacaklara işlemiş geçmiş gün faizlerine ilişkin icra takibine vaki itirazın iptalini, takibin devamını ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, Mahkeme'nin görevsiz olduğunu, davacının davalının işçisi olmayıp dostluk ilişkileri çerçevesinde davalı Şirket'e gelip gittiğini, davacının iddia ettiği işleri görecek donanımda olmadığını, ücrete ilişkin dava dilekçesindeki iddia 8.500,00 TL ile davacının delil olarak dayandığı belgedeki miktar 3.000,00 TL.'nın çelişik olduğunu, davacının sunduğu fotokopi ve benzeri belgeleri kabul etmediklerini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, bozma ilamına uyulduğu, İş akdinin tazminatı gerektirmeyecek şekilde fesh edildiğinin ispat külfetinin davalı işverene ait olduğu davalının bu yükümlülüğü yerine getiremediği böylece davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı ,ayrıca yıllık izinlerin kullandırıldığı ücretlerin ödendiğinin ispat külfetinin davalıya ait olduğu davalının bu yükümlülüğü yerine getiremediği davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne ve Davalının ... 10. İcra Müdürlüğünün 2013/9117 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuş olup, davacı fazla mesai ücreti alacağı talebinde bulunmuş ise de bu iddiasını ispatlar yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından bu yöndeki talebinin reddine karar verildiği, davacı icra inkar tazminatı talebinde bulunmuş ise de alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden bu yöndeki talebin reddine karar verildiği gerekçesi ile fazla mesai ücreti ve bu ücretin geçmiş gün faizi ile icra inkar tazminatı haricindeki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, kıdem ve ihbar tazminatları bakımından, davacı ...'nın beyanının"işinden kendisi ayrıldı diye biliyorum sebebi de iş yerinde işin gerektirdiği değerin verilmemesi sebebiyle olağan bir şekilde işten ayrıldı diye biliyorum" yönünde olmasına göre, davacının işten kendisinin haklı neden bildirmeden ayrıldığı anlaşıldığından, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
3-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Yasanın 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9. HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8. ve 37. maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, dosyada sübuta erdirici emsal ücret araştırması bulunmamaktadır. Sadece bankaya verilen maaş yazıları, kredi ve benzeri durumlara yönelik olup tek başına esas alınamaz, ki davalı bu yazıları verdiğini inkar da etmektedir. Tanık beyanları sübuta erdirici değildir. Dolayısı ile davacının alabileceği ücret hakkında ilgili kurum ve kuruluşlardan fesih tarihi itibari ile emsal ücret araştırması yapılarak sonuca gidilmelidir. Hesaplamalara esas ücretin eksik araştırma ile belirlenmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, 10/07/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy