MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının davalı işverenliğin muvazaalı şekilde taşeronluk ilişkisi kurduğu şirketlerin sigortalısı olarak çalıştırıldığını, açma kesme servisinde PC operatörü olarak çalıştığını, işten çıkarıldığını, davalı ile taşeronlar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayandığının Enerji Sen’in İş Teftiş Kurulu Başkanlığına yaptığı başvuru sonucu düzenlenen 10.05.2011 tarihli raporla tespit edildiğini, bu raporun tebliğinden sonra davalı şirketin muvazaanın tespit edildiği raporun iptali için dava açtığını, bu davanın reddedildiğini, muvazaalı asıl işveren alt işveren ilişkisi nedeniyle davacının baştan itibaren davalı Bedaş işçisi sayılması gerektiğini, Bedaş kadrosunda olan işçilere sağlanan hakların davacıya da verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile ilave tediye ve yıllık izin alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının çalıştığı firma veya firmaların asıl işveren konumunda bulunduğunu, davalıya husumet yönetilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatları ile ilave tediye ve yıllık izin alacaklarının davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davaya konu alacakların hesabında hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının emsali olduğu bildirilen bir işçinin aldığı ücretlere Toplu İş Sözleşmesi artışları esas alınarak hesap yapılmıştır.
Davacı işçi kesinleşen muvazaa kararı gereği baştan itibaren davalı işverenin işçisi olsa da, davacının sendika üyesi olup olmadığı, dayanışma aidatı dilekçesi verip vermediği, emsal olarak hesaplamalarda dikkate alınan işçinin öncesinde davalı işyerinde sendika üyesi olarak çalışıp çalışmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Öncelikle davacı işçinin sendika üyesi olup olmadığı, dayanışma aidatı dilekçesi verip vermediği tespit edilmeli, davacı sendika üyesi değil ise Toplu İş sözleşmesindeki artışlardan yararlanma imkanı bulunmadığından hesaba esas ücreti, varsa aynı işyerinde çalışan ve sendika üyesi olmayan emsali işçinin ücreti esas alınarak belirlenmeli, bu şekilde emsal işçi yoksa fiilen almakta olduğu ücreti üzerinden hesap yapılmalıdır.
Davacı sendika üyesi ise sendikaya üyeliğin işverene bildirildiği tarih öncesinde toplu iş sözleşmesinden yararlanma imkanı bulunmadığından varsa aynı işyerinde çalışan ve sendika üyesi olmayan emsali işçinin ücreti esas alınmalı, bu şekilde emsal işçi yoksa davacının sendikaya üye olduğu tarihte almakta olduğu ücreti esas alınarak, toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başladığı tarihte yürürlükte olan toplu iş sözleşmesi hükümleri uygulanmak suretiyle artışlar yapılmalı ve tespit edilen ücretlerine göre davaya konu işçilik alacakları hesaplanmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
3-Davacı işçi ilave tediye alacağı bakımından dava dilekçesinde kanuna göre ödenmesi kararlaştırılan tarihlerden itibaren, ıslah dilekçesinde ise ıslahla arttırılan miktarlar yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz talep etmiş, Mahkemece hakediş tarihlerinden itibaren faize hükmedilmiştir.
Somut uyuşmalıkta, ödeme zamanı taraflarca kararlaştırılmadığında, Borçlar Kanununun 117 inci maddesi uyarınca, temerrüt için alacaklının ihtarına gerek vardır. Davalı temerrüde düşürülmediğinden alacağa dava, ıslahla arttırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken talep aşımına da yol açacak şekilde hakediş tarihlerinden faiz yürütülmesi doğru değildir.
4-Mahkemenin kısa kararında ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olup, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında kabul edilen miktarlara yürütülecek faizin dava ve ıslah tarihlerine göre belirlenmesi kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişkiye neden olmuştur.
10.04.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı ve bu karara uygun olarak yeni düzenlenen HMK nun 298/2. maddesi gereğince ihbar tazminatı ve yıllık izin alacağı yönünden kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasındaki çelişki yukarıda belirtilen YİBK. ve HMK’nun 298/2. maddesine aykırıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 21/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.