MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştirYerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davacının Tüm Taşıma İşçileri Sendikası (TÜMTİS) üyesi olup, 07/12/2009- 21/03/2014 tarihleri arasında depo şefi olarak davalı işyerinde çalıştığını, davacının sendika üyeliğinin öğrenilmesinden sonra bir bölümden diğerine sürgünler yaşadığını, en son Gebze'deki depoda çalışırken tamamen uydurma bir gerekçe ile işten çıkarıldığını, davalı şirkette 500'den fazla işçi çalıştığını, davacının ve 2 sendika üyesi işçinin 21/03/2014 tarihinde işveren yetkilisi tarafından çağırıldığını ve "işten çıkarılıyorsunuz, bu belgeleri imzalayın" denilerek işten çıkarıldığını, gerçek fesih nedeninin işçilerin TÜMTİS sendikasına üye olması olduğunu, yaklaşık 1 yıldır davalı işyerinde davacının ağır çalışma koşulları, düşük ücret gibi nedenlerle diğer bir kısım işçi ile birlikte TÜMTİS sendikasına üye olduğunu, işçilerin sendikaya üye olmaya başladığını öğrenen davalı işverenin işçiler üzerinde baskı uygulamaya başladığını, sendika hakkında suç örgütü olduğu iddiasıyla propaganda yapmaya, istifa etmeyen işçileri işten atacağını söyleyerek tehdit etmeye başladığını, işçilerle küçük gruplar halinde yada tek tek görüşerek istifa ettirmede yeterince başarı sağlayamayan işverenin, işçiler arasında ayırım yapmaya, sendikalı işçileri kendi işleri dışında zor işlere vermeye başladığını, sendikalı işçilerin çalıştığı depoları değiştirilmeye, ulaşım olanakları bulunmayan daha uzak yerlerdeki depolara sürgün etmeye, işçilerin çalıştığı bölümleri sık sık değiştirmeye başladığını, davacının işten çıkarılmadan kısa bir süre önce başka bir bölüme gönderildiğini, sendika üyelerinin bölümlerinin sık sık değiştirilir hale geldiğini, bu durum fayda etmeyince işten çıkarmaların başladığını, bu güne kadar 200'e yakın işçinin TÜMTİS sendikasına üye olduğunu, 28 sendika üyesi işçinin işten çıkarıldığını, 50 tanesinin işten çıkarılma korkusu ile sendikadan istifa etmek zorunda bırakıldığını, tüm bu nedenlerle feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine ve en az 1 yıllık brüt ücreti tutarında sendikal tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, 4857 sayılı Kanunun'un 20. maddesi gereğince işe iade davasının fesih bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren 1 aylık içinde açılması zorunlu olduğunu, 07/02/2014 tarihindeki fesih bildiriminden sonra 18/04//2014 tarihinde yani fesih bildirimi tarihinden 1 aydan fazla daha fazla bir süre geçtikten sonra davayı açtığını, davacının esasına girilmeden bu yönden reddedilmesi gerektiğini, dava haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacının son olarak müvekkilinin şirketin ...lokasyonunda 05/09/2012 21/03/2014 tarihleri arasında depo şefi olarak çalıştığını, davacının müvekkil şirketin taşdelen adresindeki deposunda depo şefi olarak çalışmakta iken, iş hacminin daralmasından dolayı deponun kapatıldığını, davacının B.Çekmece 6.Noterliğinden 04/07/2013-38864 tarih ve sayılı ile özlük haklarında ve iş şartlarında bir değişiklik olmadan müvekkili şirketin...adresinde bulunan HLM deposunda tayin edildiğini, davacının 15/07/2013 tarihli dilekçesi ile bu nakil işlemini kabul ederek çalışmaya başladığını, daha sonra işten kaynaklanan ihtiyaçlar nedeni ile davacı 21/12/2013 tarihli yazı ile yine iş şartlarında ve özlük haklarında bir değişme olmaksızın müvekkil şirketin ... adresinde faaliyet gösteren deposuna nakledildiğini, ...deposunda çalışmakta iken bu işyerindeki ...projesinin 28/02/2014 tarihinde sona erecek olması nedeni ile şirket yönetiminin almış olduğu tedbirler çerçevesinde yine özlük haklarında ve iş şartlarında bir değişme olmaksızın 06/02/2014 tarihli yazı ile şirketin Şekerpınar adresinde faaliyet gösteren deposuna "depo şefi" olarak nakledilmek istendiğini, davacının nakil yazısının altına "kabul etmiyorum" yazarak imzadan imtina ettiğini, davacının sendikal iddiasının iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını, davacı ile birlikte birçok işçinin zaman içinde iş sözleşmelerinin feshedildiğinin ve bunların çoğunluğunun sendikasız olduğunun tespit edileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, iş yerinde sendikal faaliyetlerin 2014 yılı Mayıs ayında başladığını, duruşmada dinlenen davacı tanığı ...'ın ise; davacının sendikaya üye olduktan sonra sürekli farklı bölümlere görevlerdirildiği yönünde beyanda bulunduğu; TÜMTİS sendika üye fişi incelendiğinde davacının 05.12.2013 tarihinde sendikaya üye olduğu, iş yeri özlük dosyasında davacının bu tarihten önce de farklı depolara görev yeri değişiklikleri yapıldığının tespit edildiği, dinlenen davacı tanıklarının beyanları göz önüne alındığında, davacının sendikal faaliyetlerde bulunduğu, buna öncülük ettiği, sendikaya üye olması sebebi ile iş akdinin sonlandırıldığı yönünde kesin bir kanaate varılamadığından feshin sendikal nedene dayandığı iddiasının işçi tarafından ispat edilemediği sonucuna vararak, sendikal tazminat talebinin reddine, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (15.09.2008 gün ve 2008/1860 Esas, 2008/23531 Karar sayılı ilamımız).
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Somut uyuşmazlıkta, dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının iş akdinin feshedileceğinin 07/02/2014 tarihli önelli fesih ihtarnamesi ile aynı gün davacıya bildirildiği ve önel sonunda akdin 21/03/2014 tarihinde feshedildiği, işe iade davasının 4857 sayılı İş Kanununun 20. maddesine göre feshin gerçekleştiği tarihten değil feshin yapılacağının tebliğ edildiği tarihten itibaren 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerekirken, hak düşürücü süre geçtikten sonra 18/04/2014 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşılan davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 150,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak 19/04/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy