MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK ( İŞ ) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işyerinde çalıştığını, ödenmeyen ücretini talep etmesi üzerine işveren tarafından hiçbir geçerli sebep ve haklı neden bulunmadan sözlü olarak işten çıkarıldığını, bunun üzerine noter ihtarı ile iş sözleşmesini haklı nedenle feshe mecbur bırakıldığını ihtar ettiğini ve tüm yasal haklarının ödenmesini talep ettiğini ancak tazminat ve işçilik alacaklarının ödenmediğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı ile hafta tatili, fazla çalışma ve ücret alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacı ile oğlunun davalı işyerinde çalıştıklarını, davacının iş yerinde oğlu ile birlikte bazı usulsüzlükler yaptığını, bu usulsüzlüklerin ortaya çıkması üzerine davacı ve oğlunun şirkete ait işyerinde çalışma imkânının kalmadığını bildikleri için bizzat kendilerinin işe gelmeyerek işten ayrıldıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Yerel Mahkemenin ilk kararı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 10/03/2014 tarih ve 2013/25028 Esas, 2014/5551 Karar sayılı ilamıyla “…Taraflar arasında iş akdinin ne şekilde feshedildiği ve dosya içersinde bulunan 16.01.2013 tarihli ibranamenin geçerli olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
… Somut olayda, davacı işçi, son 1,5 aylık ücretinin ödenmesini davalı işverenden talep ettiğini, davalı işverenin ise geçerli ve haklı bir neden olmaksızın sözlü olarak iş sözleşmesini feshettiğini, bunun üzerine 31.01.2012 tarihinde noter ihtarı keşide ederek haksız şekilde iş sözleşmesinin feshedildiğini, artık bu işyerinde çalışmasının mümkün olmadığını, kendisinin de haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiğini ve tazminatları ile işçilik alacaklarının ödenmesini talep etmiştir.
Davalı işveren ise, davacının oğlu ile birlikte yaptığı bazı usulsüz işlemlerin ortaya çıkması üzerine işi kendisinin bırakıp gittiğini savunmuştur.
Davalı iş veren tarafından, iş akdinin feshine kadar olan dönemde davacının iş yerinde ne tür bir usulsüzlük yaptığına ilişkin olarak tutanak ve benzeri yazılı belge sunulmadığı, davacının savunmasının alınmadığı ve bu usulsüzlüklerin davalı işveren tarafından bilinmesine rağmen fesih gerekçesi yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Ayrıca, gerek dava dilekçesi ve davacı tarafından 31.01.2012 tarihinde keşide edilip davalıya 08.02.2012 tarihinde tebliğ edilen noter ihtarı ve gerekse de davalının cevap dilekçesinden ve dosya içeriğinden iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından feshedildiği anlaşılmasına rağmen mahkemece, davalı işveren yönünden iş sözleşmesinin haklı nedenle feshetmesi yönünden gerekçeleri olduğu, iş akdinin feshedilmesinin hukuka uygun olduğu, davacının kusurlu davranışları neticesinde iş aktinin feshedildiği yönündeki gerekçesi yerinde değildir.
Mahkemece çözülmesi gereken husus, davacı işçi tarafından yapılan fesih işleminin haklı nedene dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bu kapsamda, ibraname ile ilgili gerek yukarıdaki açıklamalar ve gerekse söz konusu ibranamede işten çıkış tarihi üzerindeki oynama yapılması yanında davacının iş sözleşmesini sonlandırdığı tarihten yaklaşık 1 yıl sonrasına ait olmasına rağmen ödeme yapıldığına dair hiçbir kayıt sunulmaması ve özellikle davalının cevap dilekçesinde ibranameye yönelik hiçbir açıklamada yer almaması karşısında sunulu olan ibraname fazla çalışma alacağı yönünden miktar içerdiğinden makbuz niteliğinde kabul edilerek yapılacak hesaplama sonucunda ibranamede yazılı miktar mahsup edilerek varsa bakiye fazla çalışma alacağı hüküm altına alınmalıdır.
Buna karşılık ibraname, diğer alacaklar yönünden geçersiz olup geçersiz ibranameye değer verilerek sonuca gidilmesi de hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş; dava dosyasının hesap bilirkişisen tevdii ile hesaplama yaptırılarak davacının dava konusu yaptığı işçilik alacakları ( fazla çalışma, hafta tatili, ücret alacağı gibi) bulunup bulunmadığı, bu alacakların davacıya ödenip ödenmediği belirlenip varsa ödenmemiş işçilik alacaklarının tespiti halinde davacı işçi tarafından yapılan feshin haklı nedene dayanacağı sabit olacaktır.
Hal böyle olunca mahkemece ibranamenin konusunun hatalı değerlendirilmesi suretiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Yerel mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava dilekçesi ve bozmadan sonra yapıldığı için esasen dikkate alınması mümkün olmayan ıslah ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı talep edilmediği halde, talep edilmiş gibi hüküm altına alınması hatalıdır.
3-Fazla mesai alacağı açısından; beyanları hükme esas alınan davacı tanıkları işyeri çalışanı olmayıp çalışma düzenini bilmeleri mümkün değildir. Fazla mesainin yapıldığının ispatı davacı tarafa ait olup bu iddia usulüne uygun olarak kanıtlanamadığından, fazla mesai alacağı talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır.
4- Taraflar arasında bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılamayacağı ihtilaflıdır.
Kabule göre de;
Mahkemenin ilk kararı davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 10/03/2014 gün ve 2013/25028-2014/5551E. ve K. sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili “fazla mesai alacak talebini ıslah” ederek bu talebini artırmış, Mahkemece davacı vekilinin bozmadan sonra “fazla mesai alacak talebini ıslah” ederek yaptığı talep artırımına değer verilerek alınan ek rapor doğrultusunda karar verilmiştir.
Bozmadan sonra ıslah yapılıp, yapılamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararı ile “ Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK. nın değiştirilmesine gerek olmadığına” karar verilmiştir.
Yargıtay Kanunu' nun 45/5. maddesi “ İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerini ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı “ hükmünü içermektedir.
Yargıtay Kanunu' nun 45/5. maddesi karşısında Dairemizce “ Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararına uygun karar verilmesi gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece davacı vekilinin bozmadan sonra “fazla mesai alacağı talebini ıslah” ederek yaptığı talep artırımına değer verilerek alınan ek rapor doğrultusunda karar verilmesi, HMK.nun 177/1. maddesinin “Islah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir” hükmü ile “ Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK. nın değiştirilmesine gerek olmadığına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı YİBK” karşısında isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.03.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy