MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, ulusal ve dini bayram tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işyerinde 2005-2008 yılları arasında çalıştığını, iş akdinin davalı tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden feshedildiğini, iddia ederek kıdem, ihbar tazminatı, ödenmeyen fazla mesai alacağı ile kullanılmayan hafta tatili, genel tatil, ulusal ve dini bayram tatil izin alacağına hükmedilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının kendi iradesi ile işten ayrıldığından kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, fazla mesai yapmadığını, ayrıca kullanılmayan hafta tatili, genel tatil, ulusal ve dini bayram tatil izin alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Davacı işçinin, davalı işverence iş akdinin haklı neden olmaksızın feshedildiği, bu itibarla davacının kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına hak kazandığı, yine davacının kullandırılmayan yıllık izinlerinin bulunması ve fazla mesai yapması nedeniyle yıllık izin ücret alacağı ile fazla çalışma ücret alacağına da hak kazandığı, ancak her ne kadar davacı taraf davasını yargılama sırasında aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah etmiş ise de; davalı tarafça süresi içerisinde ıslaha karşı zamanaşımı itirazında bulunulduğu, dosya münderecatında yer alan bilirkişi raporunun mezkur zamanaşımı itirazı değerlendirilmeden tanzim edilmiş olması hasebiyle dava dilekçesinde istenilen miktar dışında zamanaşımına uğradığı anlaşılan “fazla çalışma alacağı” dışındaki diğer dava konusu alacaklar bakımından denetime elverişli ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına uygun olması nedeniyle hükmümüze esas alındığı, hem mülga 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/3, hem de 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunun 147/1 maddesine göre işçi ücretlerine ilişkin davaların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve fazla çalışma alacağının da bu neviden alacaklardan olduğu, bu nedenle de ıslahla talep edilen fazla çalışma alacağının ıslah tarihinden geriye doğru 5 yılın dışında kalan ve dava dilekçesinde talep edilen miktardan fazla olan kısmının zamanaşımına uğradığı, ancak dava ve fesih tarihleri nazara alındığında kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağının zamanaşımına uğramadıkları gerekçesi ile davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının ıslaha karşı yaptığı zamanaşımı itirazının hangi alacak kalemlerini etkilediği hususunda uyuşmazlık sözkonusudur.
Mahkemenin kararı Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 2014/5952E,2014/21180K sayılı ilamı ile; “Davalının ıslaha karşı zamanaşımı itirazının değerlendirilmesine’ işaret edilerek bozulmuş ve mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden hüküm kurulmuştur.
Mahkemenin kıdem ve ihbar tazminatının niteliği itibariyle zamanaşımına uğramadığı tespiti ile fazla çalışma ücret alacağına ilişkin ilk dava dilekçesindeki miktara hükmedilmesi yerindedir.
Ancak hakediş (fesih) tarihi itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunun’daki 5 yıllık zamanaşımına tabi olan yıllık izin ücreti alacağına ilişkin uygulama hatalıdır.
818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde doğan ve 5 yıllık zamanaşımına tabi olan yıllık ücretli izin alacağının tamamı fesih tarihi olan 29/02/2008 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımına tabiidir.
Dava 22/07/2008 tarihinde zamanaşımı süresi içerisinde açıldığından dava dilekçesinde istenilen 200 TL her halukarda zamanaşımına uğramamıştır. Ancak yıllık izin ücret alacağının kalan kısmı 11.02.2014 ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımına uğradığından izin ücreti alacağından da sadece 200 TL’ye hükmedilmesi gerekirken 1.302,56 TL. izin ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
3)Bozmadan önceki kararı taraflar temyiz etmişse de davacının tüm temyiz itirazları reddedilmiş, karar sadece davalı lehine bozulmuş, davalı lehine bozma dışında kalan hususlar açısından usuli müktesep hak oluşmuştur.
Bozmadan önceki ilk kararda kıdem tazminatına fesih/ıslah ayrımı yapılarak faiz yürütülmüşsede bozmadan sonraki kararda kıdem tazminatının tamamına fesih tarihi itibariyle faiz yürütülmesi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlalidir.
4-Dava tarihinin 22/07/2008 olmasına rağmen gerekçeli kararda 18/03/2015 olarak yazılması da hatalıdır.
5-Hüküm altına alınan miktarın net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin HMK.nun 297/2. maddesine aykırı olup, infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi de bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 07/03/2017tarihinde oybirliğiyle karar verildi.