MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı şirket bünyesinde 01.01.2011-17.06.2013 tarihleri arasında beton pompa operatörü olarak çalıştığını, aylık net 1.650,00 TL maaş aldığını, aylık ücretin SGK ve maliye kayıtlarında asgari ücret üzerinden gösterildiğini, asgari ücretin üzerindeki aylık ücret farkının elden ödendiğini, iş akdinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini, fazla çalışma yapmasına genel tatil ve hafta tatillerinde çalışmasına karşın ücretlerinin ödenmediğini, ayrıca yıllık izin ücreti alacağı olduğunu ve 17 günlük Haziran ayına ait ücretinin de ödenmediğini ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, genel tatil, hafta tatili ve yıllık izin ücretleri ile maaş alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının, pompa yağcısı olarak işe girdiğini, zaman zaman pompa operatörlüğü yaptığını, daha sonra pompayı gereği gibi kullanamaması üzerine şoför olarak davalı şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiğini asgari ücret aldığını, fazla çalışma ücretleri ve primlerinin çalıştığı gün ve saat esas alınarak elden ödendiğini, fazla çalışmanın ortalama olarak ayda bir veya iki kez olduğunu, fazla çalışılan günün devamında işçi işe biraz geç gelerek veya biraz erken çıkarak fazla çalışma karşılığı toleranslı davranılarak işçinin emeğinin gözetildiğini, son iki yıldır şirketin işleri durgun olduğu için, işçilerin normal mesai sürelerini dahi dolduramadığı günler olduğunu, işten ayrılmadan önce şoförlük yapmakta iken kullandığı 33 VAS 13 plakalı 2006 model, beton mikseri olan aracın üst kısmının davacının kusuru ile pert olduğunu, şirkete maddi zarar açtığını, 18.06.2013 tarihinde işten herhangi bir bildirimde bulunmadan kendi isteği ile ayrıldığını, Haziran ayı maaşını alması için aranmasına rağmen ücret alacağını almaya gelmediğini, banka aracılığı ile maaşının ödendiğini, haklı bir nedene dayanmadan işi bıraktığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde taraflarca temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa'nın 36'ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6'ncı maddesinde düzenlenen Adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma (hukukî dinlenilme) hakkının ihlâlidir.
HMK.nın 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta; mahkemece, "Toplanıp değerlendirilen deliller ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların talepleriyle ilgili olarak konusunda uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen raporların dosya kapsamına uygun ve hükme esas alınabilir, yerinde ve yeterli olduğu, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını karşıladığı ve denetime açık olduğu anlaşılmakla," şeklindeki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia ve savunmalar dosyadaki delillerle ilişkilendirilerek tartışılıp değerlendirilmemiştir.
Dolayısıyla davaya konu alacakların hangi delil durumuna göre kabul veya reddedildikleri de anlaşılamamaktadır. Bir başka anlatımla karar gerekçesiz yazılmıştır. Bilirkişi raporuna atıf kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Gerekçesiz karar yazılması, adil yargılanma hakkının ihlali olup, kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 03.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.