MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı işyerinde 20/10/2004 tarihinde sıva ustası olarak çalışmaya başladığını, 16/03/2009 tarihinde emekli olduğu, kıdem tazminatını talep ettiğini,
Birleşen dava dosyası ile; davacının 20.10.2004 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını 15.03.2010 tarihinde iş akdinin haksız olarak feshedildiği 5.582,14 TL fark kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talep ettiğini ileri sürerek; davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının aylık ücretinin bordrolarda görüldüğü gibi olduğunu, işyerinde 20/10/2004 tarihinde çalışmaya başladığını, 04/07/2008 tarihinde emekli olmak suretiyle işten ayrıldığını, fesih sırasında elden kıdem tazminatı ödendiğini, bu ödemenin ibraname ve şirket yevmiye defteri ile sabit olduğunu savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatına karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36'ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6'ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta; davacının hak ve alacakları hüküm altına alınırken , davacının 20.10.2004 -15.03.2010 tarihleri arasında çalıştığının kabul edildiği, ancak; kabule göre bu süre içinde farklı işyerlerine giriş çıkışlarının olduğu, kimi çalışmalar arasında birkaç ayı aşan boşluklar olduğu, yine farklı olan işyerleri arasında hizmet birleştirmesini gerektirecek neden olup olmadığı anlaşılamamıştır.
Mahkeme kararında hizmet süresi ile ilgili açıklama yapılmamış gerekçe oluşturulmamıştır. Ayrıca kayıtlara göre davacının 04.07.2008 tarihinde emekli olmak için ayrıldığı sonraki çalışmanın 2 ay sonra başladığı görülmektedir. Birinci dönem çalışmasında 2.541,00 TL ödeme olduğu gerçeği karşısında birinci dönem için fark kıdem tazminatının hesaplamasının gerekip gerekmediği, ikinci dönem çalışmanın yeni bir hizmet akdi olup olmadığı tartışılmamıştır.
Kaldı ki asıl dava dilekçesinde feshin emekliliğe dayalı olduğu açıklanmış, birleşen dava dilekçesinde bu fesihten hiç söz edilmemiştir.
Sonuç olarak mahkemece iki dönem olarak yapılan çalışmanın ayrı olup olmadığı, SGK hizmet cetvelinde görülen işverenlerin birbiri ile ilişkisi olup olmadığı ve hizmet süresi ortaya konulmadan hizmet süresi ile iki dönem çalışması açısından gerekçesiz şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.