MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin davalı belediyede 1995'den emeklilik tarihine kadar çalıştığını, son 16 yıldır belediyenin su arıza bölümünde çalıştığını ve ayda 240 saat mesai yaptığını, aylık yasal 180 saat olan mesaiyi 16 yıl boyunca aştığını, davalı idare bugüne kadar ve emekli olduktan sonra fazla mesaiye ilişkin bir ödemede bulunmadığını ileri sürerek, davalı idareden, müvekkilinin emekli olmadan önceki toplam 16 yıla ait fazla mesai ücreti alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının su deposunda çalışmakta iken 31/10/2011 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’na nakil olduğunu, dolayısıyla 31/10/2011 tarihinden sonra... bir çalışmasının olmadığını davacının hak ettiği fazla mesailerinin kendisine ödendiğini, ödemeye ilişkin maaş bordrolarını dilekçe ekinde sunduklarını, davacının çalıştığı birimin su işleri olduğunu, bu birimin .... ve bağlı kuruluşu ...'ye devredildiğini, 6360 sayılı yasaya göre sorumluluğun .. ve bağlı kuruluşu....'de olduğunu, husumetin buralara yöneltilmesi gerektiğini savunarak,davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan deliller,tanık beyanları,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde;Yapılan yargılama sonucunda ; Davacının davalı belediyede işçi olarak 01/07/1997 ile 01/11/2011 tarihleri arasında çalıştığı, davalı vekili tarafından süresinde zamanaşımı definde bulunulduğu, bu nedenle davacının 04.06.2009-31.10.2011 tarihleri arasındaki fazla çalışma alacağının zamanaşımına uğramadığının değerlendirildiği, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2013/14004 E. ve 2013/13875 K. Sayılı ilamında "Davacının hüküm altına alınan alacaklarının davalı belediyeye karşı davası olan tanık beyanlarına dayanılarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Ancak davalı belediyenin bir kamu kurumu olduğu ve kamu kurumlarında yapılan çalışmaların, harcamaların ve gelir ve giderlerin kayıt ve belgeye bağlanmasının zorunlu olduğu dikkate alındığında dava konusu isteklerin salt tanık beyanlarına dayanılarak kabulü isabetli olmamıştır. Ayrıca dosyada bulunan davacıya ait bir kısım puantaj cetvellerinin dikkate alınmaması da hatalıdır" hususlarına değinildiği, anılan içtihat, davalının kamu kurumu olması, davalı tarafından sunulan puantaj cetveli, nöbet listeleri, fazla çalışma ücretlerinin ödenmesine dair Mali Hizmetler Müdürlüğü'nün olur yazıları, SGK kayıtları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının fazla çalışma alacağını salt tanık beyanları ile ispat edemeyeceği bu nedenle fazla çalışma alacağına hak kazanmadığı, dosyaya ibraz edilen 23.10.2015 havale tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilerek hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, hafta tatillerinde ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıp çalışmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir.
Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmeliğin 4'üncü maddesine göre, günde yedibuçuk saat çalışılması gereken işlerde çalışan işçinin, yedibuçuk saati aşan çalışma süreleri ile yedibuçuk saatten az çalışılması gereken işler bakımından Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sözü edilen günlük çalışma sürelerini aşan çalışmalar, doğrudan fazla çalışma niteliğindedir. Sözü edilen çalışmalarda haftalık kırkbeş saat olan yasal sürenin aşılmamış olmasının önemi yoktur.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41'inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68'inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2013/14004 E. ve 2013/13875 K. Sayılı ilamına atıf yapılarak fazla mesai yapılıp yapılmadığının ispatı için salt tanık beyanlarının yeterli olmadığı, davalı ...’nin kamu kurumu olduğundan,dosya içerisine sunulan bir kısım puantaj cetveli ve nöbet listeleri değerlendirilerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının fazla çalışma ücretine hak kazanmadığının tespiti ile davanın reddine karar verilmiş ise de; bilirkişi raporunun yetersiz ve eksik incelemeye davalı olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay 7.Hukuk Dairesi’nin 2015/14768 Esas,2015/19841 Karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere davalı iş yeri resmi kurum olup kural olarak resmi kurumlarda yapılan çalışmaların vardiya çizelgeleri,nöbet listeleri,puantaj kayıtları ve benzeri belgelerle kayıt altına alınmasının esas olduğu dikkate alınarak,mahkemece bilirkişi marifetiyle davalı belediyenin tüm kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak davacının fazla çalışma süresinin hesaplattırılıp davacıya yapılan ödemelerin net veya brüt olduğu tespit edilerek bulunan miktardan mahsup edilmek suretiyle,davacının fazla mesai alacağının belirlenmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28.03.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy