MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacılar, m.... 11/03/2004 tarihinde davalı işyerine eski hükümlü kontenjanından faydalanarak iş kurumu tarafından yerleştirildiğini, 30/09/2008 tarihinde öldüğünü, 1475 sayılı Kanunun 14. maddesi çerçevesince kıdem tazminatına hak kazandığını, çalışmış olduğu süre boyunca hak etmiş olduğu yıllık ücretli izinler kullandırılmadığı gibi yıllık izin ücretlerinin de ödenmediğini, işçinin 11/03/2004 tarihinden öldüğü 30/09/2008 tarihine kadar aylık ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile yıllık izin, ücret ve asgari geçim indirim alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı yönünden davacıların taleplerini kabul ettiklerini, başkaca bir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Yerel Mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair ilk kararı, davacı vekilinin temyizi üzerine, kapatılan Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, tarafından 14/11/2013 tarih ve 2013/12264 Esas, 2013/19189 Kara sayılı ilamla davacıların ücret alacak talebi dışındaki temyiz itirazları reddedilmiş ve hüküm ücret alacak talebi yönünden bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle; “… davacı tarafça davacının çalışma süresi boyunca ücret almadığı iddia edilmiş, davalı tarafça davacıya ücret alacaklarının ödendiği savunularak imzalı ücret bordrolarının fotokopileri dosyaya sunulmuştur. Davacı tarafça imzaya itiraz edilmesi üzerine Mahkemece bordro asıllarının dosyaya sunulması davalı şirketten istenmiş, davalı tarafça maaş bordrolarının asıllarına rastlanılmadığı bildirilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücretlerinin imzalı ücret bordroları ile ödendiği, tahakkuk olmayan aylar için asgari geçim indirimi alacaklarının hesaplandığı belirtilmiştir. Mahkemece davacının ücretinin ne olduğunun davacı tarafça ispat edilmediği ve davacının imza örneklerinin sunulmaması nedeniyle ücret talebinin reddine karar verilmiş ise de Mahkemenin bu kabulü yerinde değildir.
Davacı taraf davacının ücreti konusunda beyanda bulunmamıştır. Mahkemece hüküm altına alınan diğer alacaklarda davacının asgari ücret aldığı kabul edilerek hesaplama yapılmış olup tarafların bu ücret miktarına itirazları bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının ücreti ispat etmesi gerektiği yönündeki Mahkeme kabulü hatalıdır.
Davacının davalı işyerinde çalıştığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. O halde davacının çalışma süresine ilişkin ücretlerinin ödendiğini ispat yükü davalı işverene ait olup davalı taraf imzalı ücret bordrolarının asıllarını sunamamıştır. Mahkemece davacının ücretinin banka kanalıyla ödenip ödenmediği tespit edilerek banka kanalıyla ödendiğinin tespiti halinde banka kayıtları getirtilerek inceleme yapılmalı, banka kanalıyla ödeme yapılmadığı takdirde davacıların ücret ve asgari geçim indirimi alacakları hüküm altına alınmalıdır. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı…” olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında, ücret alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir.
Kısmi davada ise zamanaşımı yalnızca dava edilen kısım kesilir. Henüz açılmayan (saklı tutulan) ve daha sonra ıslahla arttırılan bölüm için zamanaşımı işlemeye devam eder. Ancak kısmi davadaki miktar, kısmi davanın açıldığı dava tarihine göre geriye doğru belirlenen zamanaşımı süresini kapsar. Bakiye alacak talep edildiği tarihe göre, geriye doğru zamanaşımı süresi içinde kalıyor ise zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir. Kısaca kısmi davadaki alacak miktarı belirlendiği tarihten itibaren öncelikle ileriye doğru gerçekleşen alacak için mahsup edilmeli, bakiye alacak ise ondan sonraki süreyi kapsamalıdır. İlk kısmi davada belirlenen alacak mahsup edildikten sonra bakiyenin talep edildiği tarihten geriye doğru zamanaşımı süresi içinde kalan alacak, alacaklı lehine hüküm altına alınmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davanın talep sonucuna göre kısmi dava olduğu açıktır. Davacı vekili, kısmi davadaki talebini 22/10/2012 tarihli ıslah dilekçesi ile artırmıştır. Her ne kadar davalı vekili ıslahtan sonra zamanaşımı def'inde bulunmamış ise de dava dilekçesine karşı süresi içinde usulüne uygun olarak verdiği 16/05/2011 tarihli cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmuştur. Davacının, dava dilekçesinde istediği ücret alacağının dava tarihinden geriye doğru 5 yıl gidildiğinde bir kısmının zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, ücret alacağı yönünden dava dilekçesine karşı yapılan zamanaşımı savunması dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken davalının ileri sürdüğü zamanaşımı savunmasının dikkate alınmaması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy