MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminat ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti ve prim alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine süresinde çıkartılan muhtıraya rağmen eksik posta ve temyiz harcının yatırılmadığı gerekçesiyle ek karar ile temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Bu ek karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale ettirildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve temyiz harç ve giderlerinin yatırılması gerekir. 6100 Sayılı HMK nun geçici 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2 nci fıkrasında ise; "Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." denmiştir.
Yukarıda da belirtildiği üzere 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale ettirildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve temyiz harç ve giderlerinin yatırılması gerekir. Temyiz süresi içinde temyiz dilekçesi temyiz defterine kaydedilmiş, ancak temyiz harç ve giderleri yatırılmamış ise, temyiz harç ve giderlerinin yatırılması için ilgili tarafa HUMK nun 434/3. maddesi gereği 7 günlük kesin süre verilmesi gerekir. Sekiz günlük temyiz süresi içinde temyiz edilmeyen (HUMK.432/4) veya temyiz defterine kaydı yapılmayan (HUMK. 434/2) yahut verilen kesin süre içinde temyiz harç ve giderleri yatırılmayan (HUMK. 434/3) kararlar kesinleşmiş olur.
Temyiz süresi içinde temyiz dilekçesi temyiz defterine kaydedilmiş, ancak temyiz harç ve giderleri yatırılmamış veya eksik yatırılmış ise, temyiz harç ve giderlerinin yatırılması veya tamamlanması için ilgili tarafa HUMK nun 434/3. maddesi gereği bir muhtıra ile 7 günlük kesin süre verilmesi gerekir. Mahkemece ilgili tarafa gönderilen temyiz harç ve giderlerinin yatırılması veya tamamlanmasına dair iş bu muhtırada, verilen kesin süre içinde temyiz harç ve giderlerinin yatırılmaması ya da tamamlanmaması halinde mahkeme kararının temyiz edilmemiş sayılacağına karar verileceğinin açıkça yazılması gerekir. Yine bu muhtırada yatırılması veya tamamlanması istenen temyiz harç ve giderleri kalem kalem ve miktar olarak belirtilmeli, temyiz harç ve giderlerinin nereye yatırılacağı açıkça yazılmalıdır.
Yukarıda yazılı kanun hükümleri kapsamında somut olay incelendiğinde, muhtıranın yazıldığı tarih olan 03/02/2016 tarihinde davalı vekilinin muhtırada yazılan miktarları mahkemeler veznesine yatırdığı anlaşıldığından, davalının temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına dair 23/02/2016 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA karar verildi. Dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, 27.04.2006 tarihinde davalı işyerinde Bursa ve Güney Marmara saha yöneticisi olarak çalışmaya başladığını, iş akdinin 4857 sayılı Yasa'nın 17/d maddesi hükmüne göre 13.09.2011 tarihinde fesih edildiğini, ibranamede belirtilen tüm alacaklarının banka hesabına peşin ve nakden yatırılacağı yerde bu güne kadar parçalar halinde yatırıldığını, halen ödenmeyen alacakları olduğunu, fazla çalışma, genel tatil ve prim alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, fazla mesai ve ulusal bayram-genel tatil alacaklarının zamanaşımına uğradığını, Temmuz-Ağustos-Eylül/2011 aylarına ait 843,75 TL prim alacağının sehven fazla yatırıldığını, fazladan ödenen bedelin iadesini veya herhangi bir alacağa hükmedilmesi halinde bundan mahsup edilmesi gerektiğini, davacıya kıdem tazminatının tamamının ödendiğini, davacının fazla mesai yapmadığını, ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışmadığını, davacının fazla mesai yaptığı kabul edilse dahi davacıya ödenen primlerin fazla mesai talebini fazlasıyla karşıladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Yerel Mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair ilk kararı, davacı ve davalı vekillerinin temyizi üzerine, kapatılan Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından 12/02/2015 tarih ve 2014/1339 Esas, 2015/1498 Karar sayılı ilamla, davacının bütün temyiz itirazları, davalı tarafın ise prim alacağı dışındaki temyiz itirazları reddedilmiş ve hüküm prim alacak talebi yönünden bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle; “… davacının hesabına davalı şirket tarafından 08.12.2011 tarihinde prim ödemesi açıklamasıyla üç adet 843,75 TL'lik ödeme yapıldığı görülmüştür. Davacıya iş akdinin feshinden sonra yapılan prim ödemelerinden davalının temyiz dilekçesinde belirttiği 1.607,34 TL'nın hüküm altına alınan prim alacağından mahsup edilmesi gerekirken bu işlem yapılmadan fazla miktarda prim alacağına hükmedilmiş olması hatalı…” olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm kurulmasına göre, davacı ve davalı vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır.
Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle bozma kararından sonrada Mahkemece HMK’nun 297. maddesinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece, bozma kapsamı dışında kalan kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarına ilişkin olarak, gerekçeli kararda kesinleşen kısımlar açısından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulacağı belirtilmiş ise de, hüküm fıkrasında anılan talepler hakkında doğru bir şekilde ilk karar gibi hüküm kurulmuştur. Ne var ki, bu taleplerle ilgili kurulan hükmün sonuna “tekrar karar verilmesine yer olmadığına” denilerek çelişki yaratılmıştır. Mahkemenin bu uygulaması hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK.nun geçici 3/2. maddesi yollaması ile HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
F) SONUÇ:
Hüküm fıkrasının birinci bendinin birinci satırında yer alan “… Mahkememizin önceki 07/05/2014 tarih ve 2012/112 E. 2014/380 K. Sayılı kararıyla verilen…” ve aynı bendin sekiz, dokuz ve onuncu satırlarında yer alan “… şeklindeki hükümler bozma ilamı dışı bırakılmış bu surette kesinleşmiş olduklarından, dava konusu ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, kıdem tazminatı asıl alacağı ve faiz alacağı ile ubgt ücreti alacakları yönünden tekrar karar verilmesine yer olmadığına…” yönündeki ifadelerin hüküm fıkrasından çıkartılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 20/03/2017 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy