MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, asıl davada icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine birleşen davada ise kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, iş güvencesi tazminatı ile yıllık izin ücreti, boşta geçen süre ücreti, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, asıl dava ile birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini, işe iade davası açtığını, talebin kabulüne karar verildiğini ve kararın Yargıtayca onandığını, usulüne uygun olarak işe başlatılmadığını, icra takibi başlattıklarını davalının icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiş, birleşen dosya ile kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, boşta geçen süre ücreti, iş güvencesi tazminatı ve ücret alacaklarını ileri sürerek, kıdem tazminatı alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının işe başlatıldığını ancak iş yerini terk ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Bozma İlamı ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti :
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ilişkin karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.01.2015 gün ve 2013/7661 E, 2015/2403 K. sayılı kararı ile; "davacının yıllık izin alacağı talebinde bulunduğu ve mahkemece isteğin kabul edildiği, ancak Bakırköy 13. İş Mahkemesinin 2008/43 E.2010/989 K. sayılı ilamından, davacının davalı aleyhine yıllık izin ücreti için dava açtığı ve mahkemece ücretli yıllık izin alacağının kabulüne karar verildiğinin görüldüğü, yıllık izin alacağına mükerrer olarak hükmedilmemesi için ilgili dosya getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, 5953 sayılı Basın İş Kanunu’nda gazetecilerin işçilik alacaklarına mevduat faizi uygulanacağına dair bir hüküm bulunmadığı, Basın Kanununa tabi çalışanların bu yasadan doğan işçilik alacaklarına, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği, Mahkemece kıdem tazminatına yasal faiz uygulanması gerekirken en yüksek banka mevduat faizi uygulanmasının hatalı olduğu, ücret alacağı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatının da kabulü gerekirken reddinin hatalı olduğu" gerekçeleri ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar ise Dairemizin 31.07.2016 gün ve 2016/17320 E., 2016/12866 K. sayılı kararı ile; "davacının asıl dava ile itirazın iptaline, takibin devamına ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiği, birleşen dava ile ise, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, iş güvencesi tazminatı ve ücret alacaklarını istediği, davalar birleşse bile iki ayrı dava olduğu, Mahkemece hüküm kurulurken asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurularak, ayrı ayrı yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, 6100 sayılı HMK'nun 297 nci maddesine aykırı karar verilmesinin hatalı olduğu" gerekçesiyle tekrar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmasına ve gerekçede, kıdem tazminatına yasal faiz uygulandığı, davacının icra inkar tazminatının kabulü ile takip tarihine göre %40 oranında inkar tazminatına hükmedildiği belirtilmesine rağmen, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine ve kıdem tazminatının en yüksek banka mevduat faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Öncelikle belirtmek gerekir ki “Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir”.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir hüküm kuramaz. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur. Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle bozma kararından sonrada Mahkemece HMK.nun 297 vd. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır.
Ne var ki; kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağı uygulanamaz. Yani Yargıtay, kamu düzenine aykırı bir husustan dolayı hükmü temyiz edenin aleyhine (temyiz etmemiş olan tarafın lehine) olarak da bozabilir. Çünkü kamu düzenine ilişkin hususları hâkim (ve Yargıtay) kendiliğinden gözetme ile yükümlüdür.
Bu kapsamda vurgulanmalıdır ki “Maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması da usulü müktesep hak teşkil etmez”( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.03.1972 gün ve E:1968/1-277, K:176; 01.03.1995 gün ve E:1995/7-641, K:117; 23.01.2002 gün ve E:2001/1-1010, K:2002/1; 12.07.2006 gün ve E:2006/4-519, K:527; 04.11.2009 gün ve E:2009/13-370, K:2009/480 sayılı kararları; Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul 2001, Cilt 5, sayfa 4771 vd.).
Mahkemece, Dairemizin 27.01.2015 gün ve 2013/7661 E, 2015/2403 K. Sayılı ikinci bozma ilamına uyularak kıdem tazminatına yasal faiz uygulanması ve icra inkar tazminatının kabulüne karar verilmiş olup, bu kısımlar lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturmuştur.
Duruşmada tefhim edilen ve hükmün esasını teşkil eden hüküm özeti ile gerekçe arasında çelişki olması 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırıdır.
Diğer taraftan 6100 sayılı HMK. 298/2. maddesinde kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olamayacağı yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na uygun bir biçimde yeniden düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
Mahkemece Dairemizin 31.07.2016 gün ve 2016/17320 E., 2016/12866 K. sayılı bozma ilamına uyulamasına karar verilerek, kararın gerekçesinde, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabul edildiği ve kıdem tazminatına yasal faiz uygulanacağı belirtilmesine rağmen, 07.11.2016 tarihli oturumda taraf vekillerinin yüzlerine karşı tefhim edilen hüküm özetinde ve hüküm sonucunda icra inkar tazminatının reddine ve kıdem tazminatının en yüksek banka mevduat faizi ile tahsiline karar verilmek suretiyle gerekçe-hüküm çelişkisi yaratılmıştır.
Hüküm özeti ile gerekçeli karar arasındaki çelişki yukarıda belirtilen YİBK. ve HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olup, hükmün tekrar bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy