MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 02/09/2008 tarihinden itibaren davalı asıl işverene ait Halkalı katı atık aktarma istasyonunda tır şoförü olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin bu çalışmasının 13/07/2013 tarihine kadar aralıksız ve kesintisiz olarak devam ettiğini, davalı işverenin düzenlediği çalışma çizelgelerinin gerçek çalışmayı yansıtmadığından müvekkilinin imzalamadığını, bu nedenle iş akdine son verildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram-genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ...Ş. vekili, davacının 02.09.2008 tarihinde müvekkili şirkette ihale ile üstlenilen ilçe belediyeleri tarafından Halkalı ve Silivri katı atık aktarma istasyonlarına getirilen evsel katı atıkların düzenli depolama sahasına nakliyesi işinde şoför olarak çalışmaya başladığını ve 14, 15, 16 ve 17.07.2013 tarihleri arasında toplam 4 iş günü üst üste bildirimsiz ve mazeretsiz olarak işe gelmediğini devamsızlık yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı İBB vekili, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkili belediye ile davacı arasında hiçbir zaman iş ilişkisi kurulmadığını, idarenin işveren değil ihale makamı olduğunu, işin ihale edildiği şirketlerle belediye arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulamayacağını, söz konusu şirketin ihale edilen işin tamamını üstlenmiş bulunduğunu, belediyenin ihale sözleşmesinden doğan sorumluluğunun şirkete ihale edilen işin zamanında ve istenilen nitelikte yapılıp yapılmadığı hususundaki kontrol sorumluluğu olduğunu, davacının davalı şirketle imzaladığı sözleşmenin belirli süreli iş sözleşmesi olduğunu ve ihbar-kıdem tazminatına hak kazanmasına olanak bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın taraflarca temyizi üzerine Dairemizce, “Kararın gerekçesi Mahkeme tarafından dosyaya özgü biçimde oluşturulmalıdır. Bilirkişi raporuna atıfta bulunularak gerekçe oluşturulamaz. Gerekçesiz karar yazılması, adil yargılanma hakkının ihlalidir. Sonuç olarak, Mahkemenin gerekçeli kararının T.C. Anayasası’nın 141. maddesinin amacına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine uygun olmadığı anlaşıldığından kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve hafta tatillerinde çalışıp çalışmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını ve hafta tatillerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma ve hafta tatili alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ve hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, çalışma şeklinin yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir.
Somut uyuşmazlıkta, yurtiçi tır şoförü olarak çalışan davacı işçinin tanık beyanlarına itibarla haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığı ve ayda 2 pazar günü hafta tatillerinde çalıştığı kabul edilmiştir. Dosya içeriğinden davalı tarafın takometre verilerini sunduğu ve yargılama safhasında bu konuda inceleme yapılıp rapor alınmadığı ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, davalı şirket vekilinin sunduğu takometre kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının takometre kayıtlarının bulunduğu dönem yönünden kayıtlara göre, kayıtların olmadığı dönemler için ise yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca tanık beyanlarına göre bir değerlendirmeye tabi tutularak bu alacak kalemleri hakkında yeniden karar vermektir.
Eksik inceleme ve yanılgılı değerledirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 09.03.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.