MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, manevi tazminat ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işyerinde 20/07/2007- 19/12/2011 tarihleri arasında dahiliye uzmanı doktor olarak çalıştığını, iş akdinin kendisi tarafından işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle (İş Kanunu 24/ll-e) hükmü gereğince feshedildiğini iddia ederek kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı ile manevi tazminat, ücret, fazla mesai ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının işi kendisinin terk ettiğini, buna rağmen kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini ve başka bir alacağının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada manevi tazminat talebine ilişkin dava tefrik edilerek Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, alacak davasının ise, kısmen kabulüne karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava niteliği ve dava dilekçesindeki açıklamalar (manevi tazminat hariç) itibariyle belirsiz alacak davası olmayıp kısmî dava niteliğinde açılmıştır.
Mahkemenin işçilik alacakları yönünden davanın belirsiz alacak olarak nitelendirilip ıslaha karşı zamanaşımı defini değerlendirilmemesi hatalıdır.
Kaldı ki ıslah bozmadan sonra yapılmış olup, davacının bozmadan sonra yaptığı ıslahta HMK.nun 177/1. maddesinin “Islah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir” hükmüne ve her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK.nın değiştirilmesine gerek olmadığına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı YİBK aykırıdır. Açıklanan sebepler karşısında öncelikle Mahkemenin davayı belirsiz olarak nitelendirmesi ve bozmadan sonra yapılan ıslaha değer verilmesi hatalıdır.
3-Yıllık izin ücreti bakımından uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin feshi halinde kullanılmayan izin sürelerine ait ücretlerin, son ücret üzerinden ödenmesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Ancak, Yasada izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur. Bununla birlikte, faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.
Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve 4857 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 9.HD. 24.10.2008 gün 2007/30158 E, 2008/28418 K.). O halde, izin ücreti için uygulanması gereken faiz, yasal faiz olmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında davacının yıllık ücretli izin alacağına yasal faiz yerine en yüksek banka mevduat faizinin uygulanmasına karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy