MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, fazla mesai ücreti prim ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin Batı Karadeniz Bölge Satış Yöneticisi olarak 10/01/2005 tarihinde çalışmaya başladığını, alacaklarının ödenmediğini iddia ederek, fazla mesai ücreti, prim ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının satış uzmanı olduğunu yaptığı işin gereği olarak çalışma saatlerinin büyük kısmını işyeri dışında veya Home office olarak evinden çalışmak suretiyle geçirdiğini, bu sıralarda ne yaptıklarını denetlemenin mümkün olmadığını, hedeflerin gerçekleştirilmesi durumunda düzenli prim ödendiğini bu primlerin fazla çalışma ücretlerinin çok üstünde olduğunu, Yargıtay kararlarının böyle durumlarda fazla mesainin primlerle karşılanmış olup olmadığının araştırılması gerektiği yönünde olduğunu, 06/01/2011 tarihinde iş akdinin feshi ile birlikte davacıya kullanmadığı yıllık izinlerine karşılık olarak brüt 844,13 TL ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın taraflarca temyizi üzerine 7. Hukuk Dairesinin 13.06.2013 tarih, 2013/4043 Esas, 2013/11158 Karar sayılı kararı ile, “Davacı vekili, 02.05.2012 tarihli dilekçesi ile prim alacağı bakımından davalıya yemin teklifinde bulunmuştur. Dava dilekçesinde belirttiği delillerde “her türlü yasal delil” demekle “yemin“ deliline de dayandığı anlaşılmaktadır. Yemin teklifi ispat yükü kendisine düşen tarafından yapılacağından davacının davalıya yönelttiği yemin teklifinin yerine getirilmesi hususunda gerekli usuli işlemlerin yapılmasından sonra sonucuna göre söz konusu prim alacağı hakkında karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yemin hususundaki usuli işlem tamamlanmadan karar verilmesi doğru değildir. Somut olayda davalının sunduğu 23.04.2010 tarihli sözleşmede fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu yazılı olmasına rağmen daha önce yürürlükte olan 29.07.2005 tarihli sözleşmede ise böyle bir hüküm yoktur. Buna rağmen fazla çalışma ücretinin tüm dönem için yıllık 270 saat düşülerek hesaplanması hatalıdır. Davalı delil listesinde davacının işe giriş çıkışlarını gösterir elektronik kapı kayıtları olduğunu belirtmiş ve bir kısım giriş çıkış saatlerini gösterir kapı kayıtlarını sunmuştur. Öte yandan imzasız da olsa sunulan bir kısım bordrolarda bazı aylarda fazla mesai tahakkukunun yapıldığı görünmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının sunduğu kapı kayıtlarındaki giriş çıkış saatlerine göre davacının fazla çalışması olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmadığı gibi, fazla çalışma tahakkuku yapılan dönemler için imzasız olan bordrolardaki ödemenin yapılıp yapılmadığı da araştırılmadan hesaplama yapılmıştır. Mahkemece eksik inceleme ile hatalı hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi isabetsiz olmuştur. O halde tarafların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.” gerekçeleri ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Taraf bu hak kapsamında açıklama ve ispat hakkını kullanır ve ispat için delillerini bildirir. Bildirilen delillerin de kural olarak toplaması gerekir.
Aynı Yasa’nın 281.maddesine göre taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Bu madde emredici niteliktedir.
Somut uyuşmazlıkta, bozma sonrası aldırılan ve hükme esas alınan 29.01.2016 tarihli bilirkişi raporunun davalı tarafa tebliğ edilmeden Mahkemece sonuca gidildiği anlaşılmıştır. İlk derece Mahkemesince davalı tarafa bilirkişi raporunu değerlendirme hakkı tanınmadan karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali olup, kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy