MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ücret alacağı, sosyal hak ve TİS'ten kaynaklanan hak ve alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 01.01.1991 tarihinden 28.01.2001 tarihine kadar davalı işyerinde muhasebeci olarak çalıştığını, 10.01.2001 tarihinde hiçbir işlem yapmamasını söylediğini, bundan bir süre sonra 28.01.2001 tarihinde işveren tarafından irade dışı izne gönderildiğini, daha sonra Bakırköy 12.Noter1iğinin 16.02.2001 tarih ve 6874 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, ücret, sosyal hak ve TİS’ten kaynaklanan hak ve alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının hizmet akdinin doğruluk ve bağlılığa uygun olmayan davranışları nedeniyle bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiğini, davacının sorumluluğunda bulunan davalı şirketin muhasebe kayıtlarında Ocak 2001 ayı hesaplarında yapılan iç denetim sırasında muhasebe kayıtlarında yapılan incelemelerde kayıtlarda tutarsızlık olduğunun fark edildiğini, davacının sorumluğunda bulunan kasa sayılarak 27.01.2001 tarihli tutanak İle teslim alındığını, davacının 29.01.2001 tarihinden itibaren 15 İş günü süre ile yıllık izne çıkarıldığını, hesaplarda geriye doğru yapılan inceleme sonunda şeker bayramı ve yeni yıl tatiline rastlayan 26.12.2000- 31.12.2000 tarihleri arası ve 01.01.2001 tarihi ile kasanın tutanak ile teslim alındığı 27.01.2001 tarihi öğle saatine kadar havalimanı satış ünitelerinde yolculara yapılan satışlardan yazar kasalara girişi yapılarak tahsil edilen ve satış elemanları tarafından form dökümü yapılarak muhasebeye nakit olarak teslim edilen nakit miktarı ile bankaya yatırılan nakit miktarı arasında açık olduğunun tespit edildiğini, satış elemanları tarafından muhasebe departmanına teslim edilen nakit paraların muhasebe tarafından en geç takip eden gün bankaya yatırılması gerektiğini, paraların süresinde bankaya teslim edilmediğini, günlük hasılatların yaklaşık birer haftalık gecikmelerle ilgili bankaya teslim edildiğini, ancak hasılatın şirket kasasında muhafaza edilmediğini, ayrıca ilgili bankadan yapılan araştırmada mevcut uygulama dışında davacı ile muhasebe elemanı tarafından takip eden ayın ilk günlerinden toplanan hasılattan çek ve nakit döküm föyü düzenlenmeksizin banka şubesine elden nakit teslim edilerek ay sonlarında cari hesabın denkleştirildiğinin tespit edildiğini, şirket ve banka hesaplarında mevcut olmayan paranın davacı ve muhasebe elemanının zimmetinde kaldığını, bu nedenle iş akitlerinin haklı ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, ayrıca haklarında Cumhuriyet Başsavcılığına güveni kötüye kullanma suç isnadı ile şikayette bulunduklarını, davacının hizmet akdinin feshedildiği 12.01.2001 tarihine kadar çalıştığı süre ile orantılı olarak hesaplanan Şubat ayı ücretinin kendisine ödendiğini, fazla mesai alacağının olmadığını, , davacının kullanmadığı 46 gün izin hakkı olduğunu, müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olması nedeniyle davacıya ödenemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Bozma İlamı ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemenin ilk kararı Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14/11/2013 tarih ve 2013/11699 E., 2013/19179 K. sayılı ilamı ile; "Mahkemece davalı şirketin hesaplarının tutulduğu banka kayıtları, davalı şirketle davalı şirketin hesabının bulunduğu banka arasında imzalanan sözleşme, 27.01.2001 tarihli bilanço, mizan cetveli ve kasa hesabı muavin defterleri ile Antalya 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/1109 E.sayılı dosyası ve Antalya 1.İş Mahkemesinin 2001/272 E.sayılı dosyası ve ekindeki iki klasör halindeki davalı işyeri kayıtları getirtilmeli, gerekirse işyeri kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişinin de olduğu bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatı talepleri hakkında bir karar verilmelidir. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
3-Davalı tarafça davacının ücret alacaklarının banka hesabına ödendiğinin savunulmasına rağmen banka kayıtları getirtilmeden davacının ücret alacağının kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur." gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, HMK.nun 298/2. maddesi uyarınca tefhim edilen hüküm özetine (kısa karara) uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Duruşmada tefhim edilen ve hükmün esasını teşkil eden hüküm özeti ile gerekçe arasında çelişki olması 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırıdır.
Diğer taraftan 6100 sayılı HMK. 298/2. maddesinde kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olamayacağı yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na uygun bir biçimde yeniden düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
Somut uyuşmazlıkta Mahkemece, 08/06/2016 tarihli celsede verilen kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, ''Ücret alacağı talebinin kısmen kabul ve kısmen reddi ile; 50,80 TL brüt ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' şeklinde hüküm kurulduğu, gerekçe bölümünde ise ''..davacının ücret alacağının dava tarihinden önce ödendiği ve ücret alacağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmakla ücret alacağı talebinin reddine karar vermek gerekirken sehven mahkememizce kısmen kabulüne karar verilmiştir.'' denilmek suretiyle hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki yaratılması hatalı olup, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 30/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy