MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin açtığı ... 11. İş Mahkemesi’nin 05.06.2012 tarih ve 2011/467 Esas ve 2012/391 Karar No.lu işe iade davasının davacı lehine sonuçlandığını, mahkeme işçinin iadesine, tazminat ve ücret alacağının ödenmesine karar verdiğini, kesinleşen mahkeme ilamının 22.02.2013 tarihinde tebellüğ edildiğini ve 10 günlük yasal süre içerisinde 27.02.2013 tarihinde de işverene başvuruda bulunduğu halde müvekkil işçinin işveren tarafından işe başlatılmadığını ve hüküm altına alınan alacaklarının ödenmediğini, bu nedenle davalı borçluya karşı ilamsız icra takibi başlatıldığını, mahkeme kararı ile kesinleşmiş olan borca itiraz edildiği için daha önce de ilamlı icra takibi yapıldığını, fakat bu takibin İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nce iptal edildiğini, ancak İcra Hukuk Mahkemesi’nin iptal kararının asıl alacağa ilişkin olduğundan ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, o nedenle işbu alacak için mükerrer takip söz konusu olmadığını, yapılan ilamsız icra takibinde davalı borçlunun haksız olduğunu iddia ederek borca itirazın iptaline, takibin 83.187,77 TL. üzerinden devamına ve davalı aleyhine % 20 icra ve inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının işe iade kararının kesinleşmesinden ve kendisine tebliğinden itibaren 10 iş günlük yasal süre içinde usule uygun olarak müvekkil Bankaya işe iade başvurusunda bulunmadığını, bu nedenle iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süre ücretinin asli ve fer'ileri ile talep edilmesinin hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, davacının ilamlı icra takibi başlatması üzerine iptal davası açıldığını, işe iadeden kaynaklanan ücret ve tazminat talepleri bakımından yapılan takibin iptal edildiğini, daha sonra davacının ilamsız icra takibi başlatması üzerine ödeme emrine haklı olarak itiraz ettiklerini, itiraz ile icra takibinin durduğunu, bunun üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığını, davacının haksız ve kötüniyetli olarak hakkı olmadığı bir tutarı almak için sürekli dayanaksız hukuki yolları denediği için İcra İflas Kanununun 67/2 maddesi gereği %20'den aşağı olmamak üzere maksimum düzeyde icra kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya/icraya konu takibin yargılamaya muhtaç ve dahi likit bir alacak olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatının talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Yerel Mahkemenin ilk kararı, Dairemizin 31/03/2016 tarih ve 2014/37330 Esas, 2016/8023 Karar sayılı ilamıyla gerekçesiz olması nedeniyle sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozulmuştur.
Yerel mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesine göre, işe iade davası sonrasında işverene başvuru için öngörülen 10 günlük hak düşürücü sürenin başlangıcı, kesinleşmiş mahkeme ilamının işçiye ya da işe iade davasındaki vekiline tebliğidir.
Somut uyuşmazlık bakımından, hak düşürücü sürenin başlangıcı kabul edilen 12/12/2013 tarihi kesinleşmiş mahkeme ilamının değil, Yargıtay’ın onama kararının tebliğ tarihidir. Aksi sabit olmayan kabule göre davacı, kesinleşmiş mahkeme ilamını 22/02/2013 tarihinde almış olup, işverene işe alınması için 10 günlük yasal süre dolmadan 27/02/2013 tarihinde başvurmuştur.
Davalı işverene yapılan başvurunun hak düşürücü süre içerisinde olmasına rağmen bu süre kaçırıldıktan sonra başvuru yapıldığının kabulü ile sonuca gidilmesi hatalıdır. Mahkemece işin esasına girilmelidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.