MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... Bakanlığının asıl işveren olduğu diğer davalı şirkette Mart 2004'ten itibaren temizlik işçisi olarak çalıştığını, yıllık izine çıkışlarının engellediğini, agilerinin tam verilmediğini, yol ücretlerinin ve fazla çalışmalarının karşılığının ödenmediğini beyan ederek fazla mesai, yıllık ücretli izin alacağı, agi ve yol ücretinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, ... vekili temizlik hizmeti sunan davalı firma ve önceki firmalarla 4734 sayılı KİK ile 4735 sayılı KİSK kapsamında hizmet satın aldığını, davacının son olarak davalı Edessa şirketi çalışanı olduğunu, Bakanlığın ihale makamı konumunda olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Mahkemenin ilk kararı:
Mahkeme tarafından verilen 14/01/2014 tarih ve 2013/714 E., 2014/4 K. sayılı karar, Dairemizin 2015/27858 Esas, 2015/29804 Karar sayılı ilamı ile “Davalı ... Yemekçilik Şirketi, davacıyı çalıştıran son alt işveren olup 4857 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ödenmeyen işçilik alacaklarından devir nedeni ile tamamından aynı yasanın 2. maddesi uyarınca davalı Bakanlıkla birlikte müteselsilen sorumludur. Mahkemece, davalı ... Yemekçilik Şirketinin tüm çalışma süresi yerine sadece davacıyı çalıştırdığı süre ile sorumlu tutulması ve davada taraf olmayan alt işverenlerin de sorumluluğunu çağrıştıracak şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Somut olayda, işveren, davacının 2010 yılı ve öncesinde yaptığı fazla çalışmaların karşılığı olarak re'sen belirlediği serbest zamanı, davacı işçinin talebi olmadan ve 6 aylık süre geçtikten ve dava açıldıktan sonra kullandırmıştır. Mahkemece, emredici nitelikteki Yasal düzenlemeye rağmen, dava açıldıktan sonra işçinin talebi olmadan kullandırılan serbest zaman miktarının davacının fazla çalışma alacağından mahsup edilerek fazla çalışma alacağının belirlenmesi hatalıdır. İlk kısmi miktarlar dışında hüküm altına alınan miktarlar ıslah tarihine göre zamanaşımına uğrayıp uğramadığı yönünde ek rapor alınması gerekir. Mahkemece, davalıların zamanaşımı def'inin değerlendirilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda takdiri indirime gidilmemesi gerektiğinden, mahkemece kayda dayalı hesaplanan fazla mesai ücretinden indirime gidilmesi isabetsizdir. Gerekçeli karar başlığında, Bakanlık yerine, tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti bulunmayan Hastanenin isminin davalı olarak yazılması isabetsizdir. Mahkemece, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesine göre harçtan muaf olan davalı Bakanlığa harç yüklenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece, hükmedilen alacağın net mi yoksa brüt mü olduğunun kararda belirtilmemesinin infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Ç) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece bozmaya uyularak, ek bilirkişi raporu alınmış, fazla mesai yeniden hesaplattırılmış, davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuş, alacak kalemi net olarak belirtilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı ... vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesine göre İş Mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesinin 1. fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2. fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK’nın 427/2 maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir. İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir. Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir. Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği HUMK’un 427. maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
F) Sonuç:
Dosya içeriğine göre; temyize konu edilen miktar 1.952,19 TL. olup karar tarihi itibariyle 2.270 TL.lik kesinlik sınırı kapsamında kaldığından, davalı ... Bakanlığının temyiz isteminin HUMK’un 427/2, 432/4 maddeleri uyarınca REDDİNE, 01.06.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy