MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili, yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yerel mahkeme kararının davalı tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 01.11.2013 Gün, 2011/32240 Esas, 2013/27778 karar sayılı kararıyla temyiz harçlarının süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine yönelik ek kararın ortadan kaldırılmasına ve kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece ek kararda direnilmesi ve bu kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.03.2017 Gün, 2014/9-1743 Esas, 2017/372 Karar sayılı kararıyla;
“I-Davalı vekilinin uyuşmazlık konusu olan “ek kararın kaldırılmasına” yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3. maddesi; temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödeneceğini, bunların eksik olduğunun tesbiti halinde kararı veren hakim veya mahkemenin başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içersinde tamamlanacağını, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususunun temyiz edene bildirileceğini ve verilen süre içerisinde tamamlamadığı takdirde kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verileceğini hükme bağlamıştır.
Bu hüküm uyarınca gönderilen muhtıranın, hukuki sonuç doğurabilmesi usulünce düzenlenmesine bağlıdır.
Mahkemece, davalı tarafa eksik temyiz giderlerinin tamamlanması için çıkarılan muhtırada masrafın yatırılacağı yer tereddüde yol açmayacak şekilde “mahkeme veznesi” olarak gösterilmesi gerekirken “dosyamıza yatırılması” ibaresi kullanılmıştır.
Oysa ki, bir işlemin tamamlanması ancak o işlemin yapılacağı merci önünde olur. Mahkemenin muhtıra yazısı bunu sağlamaya yeterli olmayıp, temyiz edeni yanıltacak mahiyettedir.
Gerçekleşen bu durum karşısında muhtıra geçersizdir.
Daha sonra da dosyaya yatırılması gereken giderler tamamlanmıştır.
Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddine ilişkin Yerel Mahkemenin 28.02.2011 tarih 2008/369 E., 2010/811 K. sayılı ek kararın kaldırılarak işin esasının incelendiği Özel Daire bozma kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Dairenin ek kararın kaldırılmasına ilişkin bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
II- Özel Dairenin davanın esasına ilişkin bozma sebepleri yönünden davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, temyize konu kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme, bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan, önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi)
Eş söyleyişle; mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
Somut olayda ise; Özel Daire bozma kararının (2) nolu bendinde “mahkemece yargılama sırasında üç farklı bilirkişiden üç farklı rapor alınmasına rağmen gerekçeli kararda bu raporlar tartışılarak hangi rapora itibar edildiğinin belirtilmemesi”ni bozma sebebi yapmış olup, mahkemece direnme kararında bozma kararının (2) nolu bendini karşılayacak şekilde “bilirkişi Süleyman Uz tarafından düzenlenen 02.09.2010 tarihli ek bilirkişi raporu” doğrultusunda karar verildiği açıklanmıştır. Mahkemenin ilk kararda üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek "direnme" olarak adlandırdığı kararı verdiği hususunda kuşku bulunmamaktadı.
Bu durumda, temyize konu karar gerçekte 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429/3. maddesi anlamında direnme kararı niteliğinde olmayıp, bozmadan esinlenilerek ve Özel Daire denetiminden geçmeyen yeni bir gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğindedir.
Hal böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.
Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.” gerekçesiyle temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
1- Kararın gerekçe kısmında bilirkişi Süleyman Uz tarafından düzenlenen 02.09.2010 tarihli rapora göre karar verildiğinin belirtildiği ancak dosyada 02.09.2010 tarihli Süleyman Uz tarafından düzenlenmiş bir rapor bulunmadığı 02.09.2010 tarihli Cengiz Özbilgin tarafından düzenlenen rapor bulunduğu ve bu rapora göre karar verildiğinin anlaşılmasına göre bu husus bozma nedeni yapılmadığı gibi, gerekçede fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatilinden gerçekte 1/3 oranında indirim yapılarak miktarların belirtildiği ancak “1/3” yerine “2/3” yazılmasının mahallinde her zaman düzeltilebilir maddi hataya dayandığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3- İhbar tazminatı bakımından uygulanması gereken faiz türü yasal faiz olmalıdır. Bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde farklı bir faiz türü öngörülmüşse, yasal faizin altında olmamak kaydıyla kararlaştırılan faiz uygulanır.
Somut uyuşmazlıkta, ihbar tazminatı için yasal faize hükmedilmesi gerekirken en yüksek mevduat faizine hükmedilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de, bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK.nun geçici 3/2. maddesi yollaması ile HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
F) SONUÇ:
Hüküm fıkrasının ihbar tazminatına ilişkin 4 numaralı bendinde yer alan “en yüksek banka mevduat faizi” sözcüklerinin çıkarılarak yerine “yasal faizi” sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.05.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy