MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı 625 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca %1 ücret farkı alacağı talep etmiştir.
Yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yerel mahkeme kararının davalı tarafından temyizi üzerine, 7. Hukuk Dairesi’nin 02.05.2016 gün ve 2015/1570 Esas, 2016/9754 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2011/33792 Esas ve 2013/22550 Karar sayılı ilamı ile “ücretlerin geç ödenmesinden dolayı sözleşme ve yasa hükmü gereği cezai şart niteliğindeki %1 fazla ödeme 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu..” belirtildiği, dava dilekçesinin davalıya 16.05.2014 tarihinde tebliğ edildiği 07.07.2014 tarihi itibariyle yasal süre geçtikten sonra verilen cevap dilekçesi ile zamanaşımı savunmasında bulunulduğu, bir an için zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu düşünülse bile yasal süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı def'’inin dikkate alınmayacağı gerekçesi ile bozmaya karşı direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6763 sayılı kanunun 45. maddesi ile eklenen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici dördüncü maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
7. Hukuk Dairesi’nin “Somut olayda, talep konusu % 1 fazla ödeme cezai şart niteliğinde olup 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. İlk dava kısmi dava olarak açılmıştır. Davacı, davalı işyerinde 01.09.2004-30.06.2007 tarihleri arasında çalışmış olup 03/04/2014 ek dava tarihine göre 03.04.2009 tarihinden önceki alacakları zamanaşımına uğramıştır. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu ve alacağın zamanaşımına uğramadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile verdiği bozma kararı sonrası mahkemece direnme kararı verilmiş ise de, Mahkemenin direnme kararının “Somut davada dava dilekçesinin davalıya 16.05.2014 Tarihinde tebliğ edildiği, 07.07.2014 Tarihi itibariyle yasal süre geçtikten sonra verilen cevap dilekçesi ile zamanaşımı savunmasında bulunulduğu, bir an için davaya konu alacak yönünden zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu düşünülse bile yasal süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı def'inin dikkate alınamayacağı açıktır.” şeklinde olup, yeni bir gerekçe ile karar verildiği anlaşıldığından, Mahkemenin direnme kararının " yeni hüküm " olup olmadığının değerlendirilmesi ile temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 4. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 14/06/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy