MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 20 yıldan fazla süredir aralıksız ve kesintisiz olarak çalıştığını ve iş akdinin hiçbir haklı neden gösterilmeksizin tazminatsız ve bildirimsiz olarak davalı işveren tarafından feshedildiğini, müvekkili tarafından açılan işe iade davasının yerel mahkemece kabul edildiğini ancak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından feshin haklı olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararı ortadan kaldırılarak işe iade davasının reddedildiğini fakat feshin 6 günlük hak düşürücü süre içinde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 21/02/2009 tarihinde işyerinde olay çıkardığını, davacının kendi isteği üzerine 24/02/2009 tarihinde izne ayrıldığını, izninin bitişinden sonra iş başı yapacağı gün olan 17/03/2009 tarihinde hastaneye yattığına ilişkin raporu şirkete verdiğini, davacının işten çıkış bildirgesinin dilekçenin şirkete ulaştığı tarih olan 29/04/2009 tarihinde verildiğini, davacının işten ayrılışı yapılmadan işe iade davası açtığını, ancak Yargıtay tarafından mahkemenin verdiği işe iade hükmünün bozulduğunu ve feshin haklılığına karar verildiğini, dolayısıyla davacının iş sözleşmesinin yasal süreler içinde haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının işten çıkartılmasının haklı nedene dayandığı işe iade davasının kesinleşmiş kararında belirtilmiş ise de, İş Kanunu'nun 26. maddesinde belirtilen 6 günlük fesih süresinin işletilmeyip işçinin 19/03/2009 tarihinde işten çıkartıldığı ve feshin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm kapatılan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 05/03/2014 tarih ve 2013/21003 Esas, 2014/5217 Karar, sayılı ilamıyla “kesinleşen işe iade davasında, feshin haklı sebeple yapıldığı olgusunun tartışılıp davanın esastan ve anılan gerekçe ile Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından reddedilmiş olması ve kesin hükmün bağlayıcı olması karşısında bu davada tekrar feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı tartışılamayacağından, mahkemece, davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına karşı önceki kararda direnilmesi ve davalının direnme kararını temyiz etmesi üzerine dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu 08/03/2017 tarih ve 2015/(7)9-911 Esas, 2017/439 Karar sayılı ilamında özetle; davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 26 ncı maddesi uyarınca 6 iş günlük hak düşürücü sürede feshedilmediği dolayasıyla yerel Mahkemece, maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulduğunda feshin süresinde olmadığının anlaşıldığı belirtilerek davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanacağı yönündeki direnme kararının yerinde olduğu ancak özel dairece davalı şirket vekilinin hüküm altına alınan alacakların miktarına yönelik diğer temyiz itirazları incelenmediğinden, bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın özel daireye gönderilmesi” gereğine değinilerek dosya Dairemize gönderilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle Hukuk Genel Kurulu kararına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Kıdem tazminatının miktarı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
1475 sayılı Yasanın 14’üncü maddesinde, “Toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanunu’na tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez” şeklinde kurala yer verilmiştir. Belirtilen üst sınır, “genel tavan” olarak adlandırılabilir. En yüksek devlet memuru da Başbakanlık Müsteşarı olduğundan genel tavan, bu görevdeki kişinin emekliliği halinde Emekli Sandığınca ödenecek olan bir yıllık ikramiye oranını geçemeyecektir.
Genel tavan, iş sözleşmesinin feshedildiği andaki tavandır. Önelli fesih halinde önelin son bulduğu tarih tavanın tespitinde dikkate alınır. İstirahat raporu içinde iş sözleşmesinin işverence feshi halinde ise, rapor bitimi tarihi feshin yapıldığı tarih sayılacağından, bu tarihteki tavan gözetilmelidir. İşverence ihbar öneli tanınmaksızın işçinin iş sözleşmesinin feshine rağmen ihbar tazminatının ödenmemiş olması durumunda, önel süresi içinde meydana gelen tavan artışından işçinin yararlanabileceği Dairemizce kabul edilmektedir (Yargıtay 9.H.D. 13.4.1998 gün 1998/4280 E, 1998/6443 K.)
Dairemizce de kıdem tazminatı tavanının yasada emredici şekilde düzenlendiği ve işçi yararına olsa da tavanı arttıran ya da tümüyle ortadan kaldıran sözleşme hükümlerinin geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak yasayla aksine imkân veren hallerde tavanın aşılması, geçersizlik sonucunu doğurmaz.
Bununla birlikte, işçinin 5434 sayılı Yasaya tabi hizmetlerinin tamamı için kıdem tazminatı ödeneceğini öngören yasa, ya da sözleşme hükümleri 1475 sayılı yasanın 14’üncü maddesinin altıncı fıkrasındaki özel tavanı bertaraf etmez. 4673 sayılı Yasanın geçici 3 üncü maddesinde, 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak çalışıp da iş mevzuatına tabi statüye geçmiş yada geçecek olanların iş akitlerinin, kıdem tazminatını gerektirecek şekilde sona ermesi halinde, Türk Telekom’da ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödeneceği kuralı getirildiğinden, Dairemizce işçinin ilgili kurum ile diğer kamu kurumlarında geçen hizmetlerinin kıdem tazminatı yönünden birleştirilmesi gerektiği kabul edilmiş, ancak 5434 sayılı Yasaya tabi dönemin 1475 sayılı Yasanın 14/6 maddesindeki özel tavana göre hesaplanması gerektiği sonunca varılmıştır ( Yargıtay 9.HD. 8.4.2003 gün 2002/21820 E, 2003/5911 K.).
Somut uyuşmazlıkta, iş sözleşmesinin feshedildiği 10/04/2009 tarihindeki kıdem tazminatı tavanı miktarı 2.260,05-TL olduğu halde 2.917,90-TL üzerinden yapılan hesaplamaya itibarla kıdem tazminatının hüküm altına alınması hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 05/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy