MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
DAVA : Davacı; iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince davacının davalı ... Petrol şirketinin finansman ve idari işler sorumlusu olduğu, birden fazla işyeri olan işletmenin finansman ve idari işler yönünden bütününün sevk ve idare yetkisi bulunduğu, ayrıca davacının ... Petrol şirketinin ortağı olduğu en yüksek ortağın sahip olduğu ortaklık payı karşılığı 2.000.000 olan 10 ortaklı şirkette 500.000 TL. değerinde ortaklık payı bulunan davacının payının sembolik olmadığının değerlendirildiği, aynı zamanda davacının 2009 yılından 24.11.2014 tarihine kadar davalı şirketi münferit imzası ile temsil yetkisi bulunduğu, davacının sigorta kaydı 05.12.2014 tarihinde ... şirketine geçirilmiş ise de tarafların kabulünde olduğu ve tanık beyanları ile sabit olduğu üzere davalılardan ... şirketinin fiilen ticari bir faaliyetinin olmadığı, varlığını sadece kayden sürdüren bir şirket olduğu davacının kaydının bu şirkete geçirilmesinden sonra dahi davacının ... şirketindeki aynı görevine devam ettiğinin anlaşıldığı davalı ... şirketinde çalışan toplam 5 işçinin tamamının ... şirketinin ortakları ya da akrabaları olmalarının bu tespiti doğruladığı davacının ... naklinin yapılmasının muvazaalı olarak değerlendirildiği davacının fesih döneminde ... Şirketinin ortağı ve finansman ve mali işler sorumlusu olduğu kendi bölümü açısından işletmenin bütününü sevk ve idare yetkisinin bulunduğundan iş güvencesi hükümleri kapsamında olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce yerel mahkemece davacının "Kendi bölümü açısından işletmenin bütünü sevk ve idare yetkisinin bulunduğu" belirtilmiş ise de, davacının yetkisinin iş yerine mi, yoksa işletmeye mi münhasır olduğu açıklığa kavuşturulmadığı, ayrıca, somut uyuşmazlığın çözümünü "Kendi bölümü açısından" şeklinde nitelendirerek sonuca gitmenin hatalı olduğu, yerel mahkemece öncelikle davacının, yetkilerinin işletmeye mi, yoksa iş yerine mi münhasır olduğu açıklığa kavuşturulmalı, davacının fesih tarihinde böyle bir yetkisinin bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, davacıya ait görev tanımı getirtilmeli, tanıklar yeniden dinlenmeli, davacının yetkisinin iş yerine münhasır olması halinde, tanıklara davacının işçi alma veya işten çıkarma yetkisinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı olarak sorulmalı ve bu doğrultuda yargılama yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği, yerel mahkemece, re'sen dikkate alınması gereken ve davanın esası ile sonucunu doğrudan etkileyen işveren vekili olup olmama hususu yeterince araştırılmadan ve değerlendirilmeden bu gerekçe ile sonuca gidilmesinin hatalı olduğu, HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın esasıyla ilgili, davanın çözümüne yarayacak ve hükmün sonucunu etkileyecek nitelikte olan deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verildiği gerekçesiyle, yerel mahkeme kararının kaldırılması, davanın belirtilen eksiklikler de gözetilerek yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Söz konusu kararı davalılar vekili temyiz etmiş ancak Bölge Adliye Mahkemesi’nce söz konusu kararın kesin olduğu gerekçesiyle ek kararla temyiz istemini reddetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş olup dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
6100 sayılı HMK.un 353/a.6 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin, yerel mahkeme kararının esasını incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verebilmesi için, “Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması” gerekir.
İstinafın amacı ilk derece yargılamasını ve mahkemenin nihai kararlarını denetleyerek tespit edilen hataları ve eksiklikleri maddi vakıa ve hukuki açıdan denetleyerek gidermektir. İstinaf mahkemesi bir hata veya eksiklik olmadığı müddetçe, ilk derece mahkemesinin vakıa tespitleri ve dava dayanakları ile bağlıdır. Eksik delil toplama veya eksik değerlendirme var ise maddi vakıa denetimi kapsamında bunları gidermeli, toplamalı ve karar vermelidir.
Somut uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesince davacının kendi bölümü açısından işletmenin bütününü yöneten işveren vekili olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkeme kararında “kendi bölümü açısından” geçen ibarenin hatalı olduğu davacının yetkisinin işyerine mi yoksa işletmeye mi münhasır olduğunun açıklığa kavuşturulması, davacının görev tanımının getirtilmesi, tanıkların yeniden dinlenmesi davacının yetkisinin işyerine münhasır olması halinde tanıklara davacının işçi alma çıkarma yetkisinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı olarak sorulması bu doğrultuda yargılama yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi kararı verilmiş ise de, mahkemece tanıkların dinlendiği, Bölge Adliye Mahkemesi’nce bir kısım eksiklikler görülmüş ise Bölge Adliye Mahkemesi’nce bu hususun tamamlanabilecek nitelikte olduğu, yine Bölge Adliye Mahkemesi’nce gerekli görülen görev tanımının da istinaf aşamasında getirtilebileceği anlaşıldığından bu eksiklikler 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6’de belirtilen delillerin hiç toplanmaması veya değerlendirilmemesi anlamında değerlendirilemez. O nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin bu yöndeki nitelendirmesi hatalı ise de anılan madde uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin yerel mahkemeye geri gönderme kararı kesin olduğundan ve kesin olan kararların temyiz incelemesi yapılamayacağından, Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz isteminin reddi kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden ... Petrol ve ... Nak. Paz. Tic. Ltd. Şti.'ne yükletilmesine, 14/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.