MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA:Davacı- karşı davalı kıdem tazminatı ile ücret, yıllık izin ücreti, ikramiye alacaklarının ödetilmesine, davalı-karşı davacı fazla ödenen miktarının istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 26.12.2004, 26.03.2006 tarihlerinde davalı sendikanın ... Bölge Başkanlığına seçildiğini, 27.05.2007 tarihinde yapılan Genel Kurulda ise Sendika Genel Sekreterliğine seçildiğini, müvekkilinin Genel Sekreter seçildiği Genel Kurulun tüm sonuçları ile ... 1. İş Mahkemesi 2009/374 E., 2009/152 K. sayılı ilamıyla iptal edildiğini, müvekkilinin bu durum üzerine ... Bölge Başkanlığına dönmesi gerekirken Genel Merkez tarafından görevine dönmesinin fiilen engellendiğini, ... Bölge Yönetiminin Mahkeme kararı ile yönetime gelen Genel Merkez tarafından yeniden atandığını, Mahkeme kararı ile eski Bölge Başkanlığı görevine geri dönen müvekkilinin istifa etmediği halde yerine...'in atandığını, Yönetim Kurulu Üyeliklerine de yeni isimlerin atandığını, 2010 yılına kadar hak etmiş olduğu alacaklarının ödenmediğini, göreve başladığı ve çalıştığı dönem boyunca 2009/Temmuz-2010/Haziran ayı dahil her ay 1.703,19 TL ücret ve her ay ödenen 100 TL telefon yardım ödemesi ve üç aylık ikramiye olan 5.110 TL'nin kendisine ödenmediğini, beş yıllık izin alacağı ile kıdem tazminatının da ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, ikramiye alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın ...'da açılması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının davalı sendikadan hiçbir alacağının bulunmadığını, davacının geçmiş yıllara ilişkin alacaklarını ... 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/28787 sayılı dosyası ile fazlasıyla tahsil ettiğini, davacının eski seçilmiş yöneticilerinden olduğunu, ... Bölge Başkanlığına seçimle geldiğini, davacı 26/03/2006'da sendikanın ... Bölge Şube Başkanlığına seçimle geldiğini, bu görevi sürerken 27/05/2007 tarihinde de Sendika Merkez Genel Kuruluna seçildiğini, bu görevi de ... 1. İş Mahkemesi kararının kesinleştiği tarih olan 23.06.2009 tarihine kadar sürdürdüğünü, davacının profesyonel yönetici konumunda çalışmış biri olarak iş yasası hükümlerine göre değil sendikalar yasası hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle davacının kıdem tazminatı hakkının bulunmadığını, yasal olarak hizmet süresine binaen alabileceği bedelin "Hizmet Ödeneği" olduğunu, davacının hizmet ödeneği miktarı da dahil olmak üzere tüm alacaklarını sendikadan fazlasıyla tahsil ettiğini, hiçbir alacağı bulunmadığını, izin bakımından sendikaların profesyonel yöneticilerinin, çalışma süre ve zamanlarını kendilerinin belirlediğini, tüm izinlerini, çalışma zamanını kendisinin belirleyerek kullandığını, izin alacağı talebinin kötü niyetli olduğunu, yıllık izin talebinin reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı karşı davasında; davacı karşı davalının yasal yönetimin haberi olmadan yaptığı icra takibi sonucu ...1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/28787 sayılı dosyasından 59.751.56 TL asıl alacak, 4.661.42 TL ikramiye alacağı, 8.743.23 TL işlemiş faiz (%28 oranında ) olmak üzere toplamda 73.156.21 TL'lik ödeme emri gönderdiğini, alacak sebebi olarak ücret ve ikramiye alacakları gösterilmesine rağmen bu alacaklara da "en yüksek mevduat faizinin" (%28 oranında) uygulandığını, oysa ki; ücret alacaklarına uygulanması gereken faiz oranının yasal faiz olması gerektiğini, bu sebeple haksız bir yüksek faiz uygulandığını, öte yandan Oleyis Sendikası’nın davacı- karşı davalıya belirtilen miktarda borcu bulunmadığı bu sebeple de kayıtlara göre, ana para üzerinden 31.353.83 TL fazla para tahsil ettiğinin belirlendiğini, fazla ödenen miktarın davacıdan istirdadına hükmedilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemenin ilk kararı Dairemizin 2014/22462 Esas 2014/26249 Karar sayılı ilamı ile özetle ve sonuç olarak “Somut olayda davalı cevap dilekçesi ile birlikte karşı dava açmış ve dilekçe süresinde hakim havalesi ile dosyaya girmiştir. Bu tarihte dilekçe dosyaya girdiğine göre, dilekçe artık davalı- karşı davacının hakimiyet alanından çıkmış olup, mahkemece karşı dava talebi bilahare farkedilse dahi davalı-karşı davacıya karşı dava yönünden dilekçeyi harçlandırmak için Harçlar Kanununun 30. maddesindeki usul doğrultusunda önel verilerek hasıl olacak sonuca göre karşı dava yönünden bir karar verilmesi gerekirken“ karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle sair yönler incelenmeksizin bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ve yapılan yargılama sonucunda karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine Dairemizin 21/06/2016 Gün, 2016/20749 Esas, 2016/14812 Karar sayılı kararıyla asıl dava hakkında ise olumlu olumsuz herhangi bir hüküm kurulmadığı gerekçesiyle sair yönler incelenmeksizin bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre hizmet ödeneğinin kıdem tazminatı niteliğinde olduğu ve 4857 sayılı Kanun’un 112. Maddesi uyarınca kıdem tazminatının usul ve esaslarına tabi olduğu davacının hak kazandığı hizmet ödeneğinin kıdem tazminatı tavanı dikkate alınarak karar verildiği belirtilerek davacı karşı davalının davasının kısmen kabulüne, ... İcra Müdürlüğü’nün 2009/28787 esas sayılı dosyasında fazla istenen faiz miktarının 12.019,55 TL olduğunun tespiti ve şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı ve diğer taleplerinin reddiyle davalı karşı davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Sendika tüzüğünün 80. Maddesinin (a) bendinde hizmet ödeneğinin düzenlendiği ve mahkemece 4857 sayılı Kanun’un 112. maddesi uyarınca davacının hak kazandığı hizmet ödeneğinin kıdem tazminatı tavanı gözetilerek kıdem tazminatı adı altında hükmedilmesinin sonuca etkili olmadığı anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Taraflar arasında davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 44. maddesinde, “Sendikalar gelirlerini Sendikalar Kanunu ve tüzüklerinde gösterilen faaliyetler dışında kullanamazlar ve bağışlayamazlar.” denilmiştir.
Yine aynı Kanun’un 45. maddesinde ise, “Konfederasyonlar ile sendikaların ve şubelerinin yönetim kurulu üyeleri ile başkanlarına verilecek ücretler, her türlü ödenek, yolluk ve tazminatlar genel kurul tarafından tespit olunur. Bunlar da yönetim kurulunca faaliyet raporunda gösterilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Sendika Tüzüğünün 15. maddesinin (n) bendinde yöneticilere verilecek ücretler, yolluk, ikramiye ve tazminatları belirlemek genel kurulun yetkisi içinde sayılmıştır. Tüzüğün 19. maddesinin (d) bendinde ise genel kurulca kabul edilen bütçe hükümleri çerçevesinde genel merkez, Bölge Şube ve Şube yönetim kurullarında görev alanlardan bu yerlerdeki aidat ödeyen üye sayısını baz alarak kimlerin ücret karşılığında profesyonel yönetici olarak veya yarı profesyonel yönetici olarak ya da huzur hakkı veya ücret karşılığında amatör yönetici olarak görev alacakları belirlemek, aldığı bu kararları gerektiğinde iptal edip yeni kararlar almak yönetim kurulunun yetkileri arasında sayılmıştır.
Tüzüğün 80. maddesinin (a) bendinde “Sendikada ücretle çalışacak yönetici ve personele ödenecek ücret ve diğer ödemeler bütçe ile belirlenir” hükmü yer alırken (b) bendinde sendika yöneticilerinin aday olmama, seçilmeme çekilme ya da ölüm sebebiyle görevlerinin sona ermesi durumunda her tam hizmet yılı için ek ödemelerde dikkate alınarak 1 günlük ücret ve diğer hakların 45 katı tutarında her tam yıl için hizmet ödeneceğinin net olarak ödeneceğinin yer aldığı, aynı dönem için birden fazla hizmet ödeneğinin ödenemeyeceği, tam hizmet yılından artanların da oranlanarak dikkate alınacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin (i) bendinde de, “Sendika, yönetici ve çalışanlarının sosyal güvenlik, sigorta ve dinlenme haklarını garanti eder. Yönetici ve personelin yıllık izin saatleri personel yönetmeliğinde belirtilir” denilmiştir.
Sendika ile sendika yöneticileri arasındaki ilişki, kural olarak vekalet ilişkisi olduğu kabul edilmelidir. Sendika yöneticisine emeği karşılığı düzenli olarak dönemsel ödeme yapılması, çalışmasının kuruma bildirilmesi ve ücret bordrosu düzenlenmesi aralarında iş ilişkisinin varlığını göstermez.
Ücret, vekalet sözleşmesinin zorunlu unsuru değildir. Buradan hareketle sendikalarda profesyonel sendika yöneticisi ve amatör sendika yöneticisi olmak üzere iki tip yöneticinin söz konusu olduğunu söylemek gerekir. Sendika yöneticilerine verilecek ücretler ile sağlanacak diğer menfaatleri belirleme yetkisi münhasıran genel kuruldadır. Somut uyuşmazlıkta bu belirlenen bütçeye göre yapılacağı tüzüğün 80. maddesinde ifade edilmiştir.
Bu genel açıklamalar ışığında sendika tüzüğünün 80. maddesinin (i) bendinde yönetici ve personelin yıllık izin saatlerinin personel yönetmeliğinde belirtileceği düzenlenmiştir. Buna göre davacı karşı davalının çalıştığı süre içerisindeki personel yönetmelikleri temin edilerek yıllık izne ilişkin hüküm bulunup bulunmadığı araştırılıp buradan hareketle bu alacağın değerlendirilmesi gerekirken, doğrudan 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre davacı karşı davalının toplam yıllık izin süresinin 56 gün olduğu belirtilerek hesaplama yapan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi bozma nedenidir.
4- İcra İflas Kanunu m.72/7’ye göre “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.”
Maddede yer alan bir yıllık süre hak düşürücü süre olup hakim tarafından re’sen dikkate alınmalıdır. Davalı-karşı davacının icra dosyasına en son 28.12.2009 tarihinde ödeme yaptığı ve dosyanın infaz edildiği anlaşılmaktadır. Davalı – karşı davacının fazla yaptığı ödemenin iadesini 18.05.2011 tarihli cevap dilekçesi ile açtığı karşı dava ile talep ettiği, buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından karşı davanın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.