MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı ile 4 aylık boşta geçen süre ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 03/09/2006 tarihinden, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir sebep olmaksızın feshedildiği 26/06/2007 tarihine kadar çalıştığı, davacının üyesi bulunduğu ...Sendikasının davalı işyerinde örgütlenmeye başlamasından sonra sendika üyesi işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilmeye başlandığı, müvekkilinin iş sözleşmesinin de o dönemde sendikal faaliyet nedeni ile feshedilmesi sonucu ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/140 esas sayılı dosyası ile açılan feshin geçersizliği ve işe iade davasında davacının iş sözleşmesinin sendikal faaliyet sebebiyle sona erdirildiği tespit edilerek iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verildiği, kesinleşen karar gereğince müvekkilinin usulüne uygun olarak işe başlama talebinde bulunduğu, işverenin 09/02/2009 tarihli telgraf ile davacının işe başlama talebinin kabul edildiğini kendisine bildirdiği, belirtilen tarihte işbaşı için fabrikaya gidildiğinde davalı tarafın bir takım belgelerin tamamlanması gerektiğini bildirerek bu belgelerin tamamlanmasından sonra işe başlanabileceğini belirttiği, davacı, işveren tarafından istenen belgelerin hazırlanmasından sonra işbaşı için fabrikaya gittiğinde işyerine alınmamak ve kendisine iş verilmemek suretiyle iş sözleşmesinin eylemli olarak feshedildiği, bu nedenle 4857 sayılı Kanunun 21. maddesine uygun bir biçimde gerçek anlamda bir işe başlatmadan söz edilemeyeceğini ileri sürerek, işe başlatmama tazminatı, 4 aylık boşta geçen ücret ve sosyal yardım alacağı, kıdem ve ihbar tazminatı alacağını talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
C) Bozma İlamı ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ilişkin ilk karar, Dairemizin 23/02/2017 tarih ve 2017/3537 E., 2017/2503 K. sayılı ilamı ile; davalı işverenin davacıyı işe başlatmadan önce bazı belgelerin getirilmesi şartını ileri sürmesi nedeniyle işe başlatmayı şarta bağladığı, buna göre işverenin davacıyı işe başlatma yönündeki iradesinin samimi olmadığının anlaşıldığı, işverenin işe başlatma yönünde yaptığı şarta bağlı çağrının gerçek bir işe başlatma daveti olarak kabul edilemeyeceği, Mahkemece davacının işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Öncelikle belirtmek gerekir ki “Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir”.
Kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağı uygulanamaz. Yani Yargıtay, kamu düzenine aykırı bir husustan dolayı hükmü temyiz edenin aleyhine (temyiz etmemiş olan tarafın lehine) olarak da bozabilir. Çünkü kamu düzenine ilişkin hususları hâkim (ve Yargıtay) kendiliğinden gözetme ile yükümlüdür.
“Maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması da usulü müktesep hak teşkil etmez”( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.03.1972 gün ve E:1968/1-277, K:176; 01.03.1995 gün ve E:1995/7-641, K:117; 23.01.2002 gün ve E:2001/1-1010, K:2002/1; 12.07.2006 gün ve E:2006/4-519, K:527; 04.11.2009 gün ve E:2009/13-370, K:2009/480 sayılı kararları; Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul 2001, Cilt 5, sayfa 4771 vd.).
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir hüküm kuramaz. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur. Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle bozma kararından sonra da Mahkemece HMK.nun 297 vd. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır.
Somut uyuşmazlıkta, ilk kararda kıdem tazminatı alacağı ve ihbar tazminatı alacağı kabul edilerek hüküm kurulmasına ve bu alacaklar bozma dışında bırakılmasına rağmen, bozmadan sonra verilen kararda "eleştiri sebebi yapılmayan hususların kesinleştiği" gerekçesiyle bu alacaklar hakkında hüküm kurulmadığı görülmüştür.
Mahkemece kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacakları ile ilgili hüküm kurulmaması HMK'nun 297.maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine 20/09/2017 tarihinde oybiriğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy