MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... 34. İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi 'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A-Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, 01/05/2006-18/03/2015 tarihleri arasında çalıştığını, 18/03/2015 tarihinde davacıya fesih yazısı tebliğ edildiğini, fesih nedeni olarak performans düşüklüğü ve davalının etik ve uyum rehberine rüşvetle mücadele politikasına aykırı davranmakla suçlandığını, davacının hasar servisinde çalıştığı dokuz yıl boyunca davalının performans en yüksek işçisi olduğunu, davacıya daha önceden tebliğ edilmiş performans kriteri olmadığını, feshin 19/02/2015 tarihinden bir ay sonra 18/03/2015 tarihinde gerçekleştiğini, haklı ve geçerli bir fesih olmadığını belirterek; feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep etmiştir.
B-Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdinin 19/02/2015 tarihinde feshedildiğini, davacıya işçilik hakları, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının ödendiğini, davacının daha önce de iş saatleri içinde göreviyle ilgili olmayan kişilerle işi aksatacak düzeyde telefon görüşmesi yapması nedeni ile savunma istendiğini, uyarı cezası verildiğini, davacı hakkında 2011 tarihinde rüşvet iddiası ile bir servis sahibi tarafından şikayette bulunulduğunu, davacının sözlü savunmasının alındığını ve uyarı cezası verildiğini, davacının performans değerlendirilmesinde düşük olduğunu, bu sebeplerle davacının iş akdinin feshinin geçerli olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C-İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının iş sözleşmesinin "performans yetersizliği, şirketin etik ve uyum rehberinde, rüşvetle mücadele politikasında ve İ.K. Yönetmeliğinde belirlenen ilkelere aykırı davranışlar nedeni ile " davalı işveren tarafından
feshedildiği, davacının performansını arttırabilmesi için eğitim ve benzeri olanakların işveren tarafından sağlandığına dair delil bulunmadığı, davacının performans düşüklülüğünün süreklilik gösterme eğiliminde olduğuna dair yeterli delil bulunmadığı, davacıya eş değer veya benzer pozisyon önerilmediği, tanık beyanları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davacının, şirket tarafından belirlenen ilkelere aykırı hareket ettiğinin kanıtlanamadığı ve iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D-Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
İlk derece mahkemesinin kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
E-Temyiz başvurusu :
Kararı davalı vekili, istinaf ve cevap nedenleri ile temyiz etmiştir.
F-Gerekçe:
İstinaf kanun yoluna başvurulduğunda, Bölge Adliye(İstinaf) Mahkemesi dava ile ilgili hem maddi vakıaları değerlendirir hem de hukukilik denetimi yapar. Temyiz incelemesinde ise, Yargıtay Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesi tarafından verilen kararı sadece hukukilik yönünden denetlemektedir. Yargıtay, ilgili kanun maddelerinin dosyadaki delillerle oluşan maddi vakıaya yerinde uygulanıp uygulanmadığı yönünde hukuki bir denetim yapar. Bu kapsamda istikrarlı uygulanan içtihatlara uygun karar verilmemesi, istikrar kazanan içtihada aykırılık olarak hukukun yanlış uygulanması olacağından hukukilik denetimi kapsamında değerlendirilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/II.c.1 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir.
İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu kanıtlayacaktır. Buna göre fesih işlemini yazılı yapmış olması, belli durumlarda işçinin savunmasını istediğini belgelemesi, yazılı fesih işleminin içeriğinde dayandığı fesih sebeplerini somut ve açık olarak göstermiş olması gerekir. İşverenin biçimsel koşulları yerine getirdiği anlaşıldıktan sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunun kanıtlanması aşamasına geçilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması olasılığından kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı Yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İspat yükü kendisinde olan işveren, geçerli ve haklı nedende davacının davranışının veya yetersizliğinin işyerinde olumsuzluklara yol açtığını ve iş ilişkisinin çekilmez hal aldığını da ispat etmelidir.
Dosya içeriğine göre davacı davalı işyerinin hasar biriminde çalışmaktadır. Davacının iş akdinin işverence performans yetersizliği ve şirketin etik ve uyum rehberinde, rüşvetle mücadele politikasında ve Î.K. yönetmeliğinde belirlenen ilkelere aykırı davranışları bulunması nedeniyle haklı nedenle feshedildiği bildirilmiştir. Davacının iş akdinin performans düşüklüğü nedeniyle feshi bakımından davalı işverenin delil sunmadığı, bu sebeple performansının düşük olduğu iddialarını kanıtlayamadığı anlaşıldığından yerel mahkemenin bu yöndeki gerekçesi isabetlidir.
Diğer fesih nedeni olan rüşvetle mücadele politikasında ve Î.K. yönetmeliğinde belirlenen ilkelere aykırı davranışlarının bulunduğu iddiaları yönünden davacının ... isimli bir servis yetkilisinden iş yönlendirmesi karşılığında 5 bin TL aldığı iddiaları üzerine 4.10.2011 tarihinde özel ve tüzel kişilerden ayni ya da nakdi menfaat sağlamaması konusunda yazılı olarak uyarıldığı, dosyaya sunulan 05.02.2015 tarihli ... tarafından...isimli şirket yetkilisine gönderilen mail çıktısına göre davacının hasarlı araçları anlaştığı servislere yönlendirmesi karşılığında rüşvet aldığının ve davacının arkadaşı olan ... isimli ...Otomotiv çalışanının bu firma tarafından işten çıkarılması üzerine eksper bürolarını arayıp ... Otomotiv’e araç çekilmemesi için talimat verdiğinin iddia olunduğu anlaşılmaktadır.
Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarının davacının rüşvet talep etmediğini söyledikleri, davalı tanıklarından ...’ın ise beyanında davacının kendilerini arayarak hasarlı araçların şirketlerinden çekileceğini ifade ettiği, kendisine nedenini sorduğunda,...’ya sorulması gerektiğini söylediği, şirketteki bütün hesapları ve mailleri incelediklerini, hesaplarda para akışı tespit ettiklerini bundan sonra ...’yı işten çıkardıklarını, davacının ekspertiz hizmetini şirketine vermek için rüşvet talep ettiğini, aksi takdirde aracı çekerim şeklinde sözler sarfettiğini, davacı ile yaşadıkları olay sonrası davacı tarafından diğer ekspertiz şirketlerini arayarak iş yerine araç gönderilmemesi hususunda telkinde bulunduğunu, bunun üzerine ... isimli şahısla telefonla görüştüğünü, ...’ın davacının kendisinin şirketine araç gönderilmemesi hususunda direktifte bulunduğunu ifade ettiğini belirtmiş olup diğer davalı tanığı ... da davacı tarafından bürosu aranarak daha önce yoğun bir biçimde araç gönderilirken ... otomotiv ünvanlı işyerine araçların yönlendirilmemesi konusunda talimatı olduğunu doğruladığı, alınan bilirkişi raporunda ise sigorta uzmanı bilirkişinin sistem tarafından otomatik atanan eksperin sonradan değiştirilebileceği yönünde görüş bildirmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının daha önce uyarılmasına rağmen davalı işyerinin rüşvetle mücadele politikasına uymayan davranışlarının bulunduğu, davalı ile davacının arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği ve davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından davanın reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 ve 6100 sayılı HMK.’un 373. Maddeleri uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
G) Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile
1. Bölge Adliye Mahkemesi esastan ret kararının KALDIRILMASINA,
2. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Davanın REDDİNE,
4.Alınması gereken 35,90 TL karar-ilam harcından davacının yatırdığı 27,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 8,20 TL karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
5. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 350,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7. Taraflarca yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve isteği halinde ilgilisine iadesine,
8. Yatırdığı temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2018 tarihinde kesin olarak, oy birliği ile karar verildi.