MAHKEMESİ: ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 10. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ: ... 5. İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A)Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı iş yerinde 17.04.2010 tarihinde "Gümrük İş Takip Personeli" olarak çalışmaya başladığını, ancak iş akdinin 19.07.2016 tarihinde haksız bir şekilde feshedildiğini, işe gitmek üzere mesai arkadaşları ile işyerine ait araçla iş başı yapmak üzere yolda giderken bir başka araç sürücüsü ile aralarında yaşanan tartışma sebebiyle işten çıkarıldığının bildirildiğini, bunun geçerli ve yeterli bir sebep olmadığını, iddia ederek; feshin geçersizliğine, işe iadesine yasadan doğan hakların ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdinin geçerli sebeple feshedildiğini, davacının şirket aracı ile seyir halinde başka bir araç şoförü ile tartışarak şirketin etik ve disiplin kurallarına aykırı davranışlarda bulunması sebebiyle disiplin kurulunca alınan karar gereğince işten çıkarıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, davalının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesine dayandığı ve ... ayrılış kodu (04) olarak yani “Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi” bildirdiği, maddedeki şartların varlığının davalı tarafından kanıtlanmadığı, iş akdinin; davacının karıştığı bir olaydan kaynaklandığı belirtilmiş ise de bunun davacının ifa ettiği işle ilgili olmadığı ve bu konuda herhangi bir suç duyurusunda veya şikayette bulunulduğuna ilişkin kaydın bulunulmadığı, müşterek tanık anlatımlarından davacının özellikle trafik ve yol güvenliğine aykırı araç kullandığı beyan edilen dava dışı olay ve kişinin isteği üzerine feshedildiği anlaşıldığından feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ç) İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
D) İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacının iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğini savunarak kararın bozulması talebiyle itiraz ettiklerini belirtmiştir.
E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, fesihle ilgili olarak disiplin kurulu kararı da alındığı ancak 4857 Sayılı Yasa'nın 19/2 maddesi gereği davacıdan savunma alındığı, emredici hükme uyulmamasının başlı başına feshi geçersiz kıldığı, dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
F) Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
G) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile yasal düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arzedebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahminî teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir
İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.
Yan yükümlere itaat borcu, günümüzde dürüstlük kuralından çıkarılmaktadır. Buna göre, iş görme edimi dürüstlük kuralının gerektirdiği şekilde ifa edilmelidir.
İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar.
Dosya içeriğine göre; davacının iş akdi 18.07.2016 tarihinde sevk ve idaresindeki işyerine ait araç ile trafikte ilerlerken trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde araç kullandığını iddia ettiği başka bir araç şoförüyle tartışıp bu kişiye ait aracın camını kırmak suretiyle araca zarar verdiği gibi tartıştığı dava dışı diğer aracın şoförüne saldırıp vurduğu gerekçesiyle feshedilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve “Olay ve tel. Görüşme tutanağı” başlıklı belge içeriğinden ve müşterek tanık beyanlarından davacının trafikte başka bir araç şoförüyle tartışıp aracının önünü kesen bu kişiye ait aracın camını yumruk atarak kırmak suretiyle araca ve sürücüsüne zarar verdiği iddialarının doğrulandığı görülmektedir. Bölge Adliye Mahkemesince geçerli fesihte savunma alınmadığı gerekçesiyle feshin geçersiz olduğu belirterek davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de feshe ilişkin disiplin kurulu kararı incelendiğinde disiplin kurulu tarafından 18.07.2016 tarihli “Olay ve Tel. Görüşme Tutanağı” başlıklı belgenin savunma olarak kabul edilip buna göre işlem yapıldığının anlaşıldığı, bu tutanakta davacıyla birlikte aynı araçta bulunan ve olaya şahit olan diğer 5 işçinin de imzasının bulunduğu, tutanağın olay anlatımı ile birlikte davacının da savunmasını içerir nitelikte olduğu görülmektedir. Bu tutanağın aynı zamanda davacının da savunmasını da içermesi karşısında feshe yetkili makam olan disiplin kurulunun bu belgeyi yeterli görüp ayrıca savunma almaya gerek duymamasında usuli bir eksiklik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davacının iş akdinin davalı işverence usulüne uygun olarak geçerli nedenle feshedildiği anlaşılmakla davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi' nin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davacının davalı aleyhine açtığı davanın REDDİNE,
3- Alınması gereken 35,90 TL karar-ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 6.70 TL karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
4- Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 350,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine,
Kesin olarak 21.05.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi,