MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... 1. ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunun kabulüne karar vermiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 06/08/2014 tarihinden beri çalıştığını, müdürleri tarafından sözlü olarak işine son verildiğinin beyan edildiğini, sonrasın yazılı fesih bildirimi yapıldığını, yazılı fesih bildiriminde iş kanununun 2/II-ı bendi uyarınca zilyetliğinde tuttuğu eşyayı otuz günlük ücreti ile karşılamayacak şekilde hasara ve kayba uğrattığı nedeni gösterildiğini ancak zimmetli eşyanın eksiksiz olarak davalıya teslim edildiğini, müvekkilinden servise bırakılan bir aracın tamirinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle savunma alındığını, bu aracın müvekkili izinli iken başka bir işyeri çalışanı tarafından tamir edildiğini ancak aracın toplanması sırasında müvekkilinden yardım istendiği, aracın çalıştırılmasından sonra aracın stop ettiği ve yapılan incelemede aracın sibobunun kesildiğinin tespit edildiğini, müvekkilinin durumu müdürlerine bildirildiği ancak müdürleri tarafından aracın sorumluluğu müvekkilinin üzerinde olduğu düşünülerek savunması alındığını, müvekkilinin savunmasında kendisinin herhangi bir hatalı iş ve işleminin olmadığı normal yapılan ne ise onu yaptığını ifade ettiğini, müvekkilinin herhangi bir kusuru olmaksızın ve bu konuda kendisine kusur atfedilmeksizin iş akdinin feshedilmesinin haklı olmadığını, yaptırımın eylemle orantılı olmadığı ve ölçülülük ilkesinin uygulanmadığını, kusur araştırmasının yapılmadığını ve feshin 6 günlük hak düşürücü süre içinde yapılmadığını ileri sürerek, feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine ve yasal sonuçlara hükmedilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının servise gelen müşteri aracının tamiratını gerekli özen ve ihtimam ile yapmaması ve davacının bağışlanamaz kusuru nedeni ile müşteri aracında 11.418,86 TL’lik hasar meydana geldiği ve bu hasar nedeniyle müvekkilinin davacının 30 günlük ücretinin az 5 katı kadar zarara uğradığını, bu sebeple de feshin iş akti İş kanunu md 25/2-ı bendi gereğince haklı olduğunu, müşterinin 21.10.2016 tarihinde “araç duman atıyor ve motor ikaz lambası yanıyor” şikâyeti aracını servise bıraktığını, aracın incelemesi sonucunda enjektör arızası olduğunun tespit edildiğini, bu sebeple enjektörlerin sökülmesi gerektiğinin anlaşıldığını ancak enjektörler sökülürken enjektörlerin zamanla kaynadığının tespit edildiğini, araçtan kaynayan enjektörleri çıkarmak için silindir kapağı sökülerek enjektörlerle silindir kapağı müşteri ile birlikte tornacıya gönderildiğini, torna işletmesinde kaynayan enjektörlerin kapaktan çıkarılması müşterinin kendisi tarafından sağlanmış sonra enjektörler müşteri tarafından yaptırılarak müvekkil şirketi teslim edildiğini, devamında teslim alınan enjektörler ve silindir kapağı davacı tarafından 02/11/2016 tarihinde yapılarak araç rölantide çalıştırıldığı, araç davacı tarafından rölantide çalıştırılmasından itibaren birkaç dakika içinde araçtan anormal ses gelmeye başladığı ve motorun stop ettiği, durumun incelenmesi için tekrar motor silindir kapağı sökülmüş motorda 3. göz egzoz supabının kesildiği tespit edildiğini, bu nedenle müşteri aracının hem silindir kapağı hem de pistonu ağır zarar gördüğü ve araç çalışmaz hale geldiğini, bu hasarın sebebi araştırıldığında kapağın montajının yapıldığı esnada motorun senteye (doğru montaj yapılmaması) getirilmeden davacı tarafından takıldığı tespit edildiği, davacının savunmasında kusurunu kabul ve ikrar ettiğini, davacının müvekkiline uğrattığı zararın fahiş ve affedilemez olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece Mahkemesince, davacının savunmasında dikkatsizlik sonucu söz konusu zararı ve dikkatsizliğini kabul ettiğini bundan dolayı da üzüntü duyduğunu beyan ettiği, davacının kusuru ve dikkatsizliği sonucunda müşteki aracında 30 günlük ücretinin 5 katından fazla bir meblağda zarara uğrattığından, iş akdinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanı reddine karar verilmiştir.
Ç) İstinaf başvurusu:
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
D) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı meydana olaydan dolayı üzüntü duyduğunu belirtmiş ise de, her hangi bir kusurunun olduğunu kabul etmediği, davacının yaptığı işlemde bir kusurunun olduğuna dair dosyada ne bir teknik bilgi, ne de bir tanık beyanı bulunmadığı, bu haliyle akdin haklı feshine dair işveren kararı yerinde olmadığı, işyerinde 2,5 yıl kadar süredir çalışan ve dosya içeriğine göre o güne kadar işini aksattığına veya yaptığı işte yetersiz olduğuna dair hiç bir bilgi bulunmayan davacının davaya konu zararın meydana gelmesi sırasında da işini savsadığı veya işinde yetersiz olduğu işverence kanıtlanmadığı, bu haliyle işveren için iş ilişkisinin sürdürülmesinin önemli ölçüde beklenemez hal aldığından söz edilemeyeceği gerekçeleriyle, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davacının işe iade davasının kabulü ile işe iadeye oy çokluğuyla karar verilmiştir.
E) Temyiz başvurusu:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
F) Gerekçe:
İş sözleşmesinin, işçinin işverene zarar vermesi nedeniyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde, işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu belirtilmiştir.
İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması durumunda, işverenin haklı fesih imkânı olmadığı gibi işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarının bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 281.2010 gün, 2008/14825 E, 2010/1448 K.).
Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının hukukî sonuca etkisi bulunmamaktadır. Örneğin işverene ait iş makinesi paletlerine kasten metal cisim sokmak suretiyle zarar veren veya trafik kazası sonucu işvereni zarara uğratan işçinin aynı şekilde iş sözleşmeleri haklı nedenle sona erdirilebilir. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir. (Yargıtay 9.HD. 26.1.2010 gün, 2009/25906 E, 2010/1326 K). Zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net olarak dikkate alınması gerektiği noktasında Yasada herhangi bir açıklık bulunmamakla birlikte, işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerekir. Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. Bu noktada işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır.
Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içeresinde değerlendirilmemelidir. Ancak, ücretin garanti ücret üzerine yapılan işe göre ilave ücret veya satış pirimi olarak belirlendiği hallerde, gerçek ücretin bu ödemelerin toplamı olarak değerlendirilmesi yerinde olur. Örneğin uygulamada ... yük taşıyan tır şoförleri asgarî ücret ve sefer pirimi karşılığı çalışmaktadır. Sefer pirimi olarak adlandırılan kısım da dar anlamda ücrettir. Bu durumda maddenin uygulanması anlamında otuz günlük ücret, tır şoförleri yönünden her iki ödemenin toplamına göre belirlenmelidir. (Yargıtay 9.HD. 24.11.2008 gün 2007/32361 E, 2008/32028 K.).
Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda işverenin fesih hakkı doğar. İşçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz. İşverence zarar tutarının işçiden talep edilmemiş olması fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 26’ncı maddesi yönünden bir yıllık hak düşürücü süre, zarara neden olan olayın oluşumu tarihinden itibaren başlar. Ancak altı işgünlük ikinci süre, zarar miktarının belirlenmesinin ardından, bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacaktır. Zarar miktarının belirlenmesi bazen uzun zaman alabilir ve fesih hakkının kullanılması bakımından zarar miktarının belirlenmesi ve işçinin ücreti ile kıyaslanması zorunluluğu vardır.
Somut uyuşmazlıkta, dosyadaki bilgi ve belgelerden ve özelliklede davacıya ait savunma içeriğinden, bakım ve tamiri davacı işçi tarafından yapılan müşteriye ait bir araçta davacının gerçekleştirdiği hatalı bir işleme istinaden kapak ve pistonun hasar gördüğü ve araçta 11.418,86-TL’lik hasar meydana geldiği, hasar miktarının davacı işçinin 30 günlük brüt ücret tutarının çok üzerinde olduğu, davalı işverenin iş akdini bu nedenle feshettiği, feshin İş Kanunu'nun 25/II-ı maddesine göre haklı nedene dayandığı, işe iade davasının açıklanan nedenle reddi gerektiği anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesinin yerinde olan davanın reddine ilişkin kararını davacı vekilinin istinaf talebini kabul ederek oy çokluğuyla bozup, işe iade davasının kabulüne karar vermesi hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca, Dairemizce hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
G-) HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1- Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davanın REDDİNE,
3- Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 35,90 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 6,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4- Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 103,60 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00. TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine kesin olarak 28/05/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.